Allah Nurunu Tamamlar Wikileaks Eliyle de Olsa

Wikileaks, haklı olarak dünya gündemini sarsıyor. Düşen ‘sevimli masklar’ın altında ne kadar ‘çirkin yüzler’ bulunduğu anlaşılıyor.

Öyle zannediyorum ki bu durum, kimileri için foton denilen çağa girişin işaretidir. Foton çağından maksadım, ‘kim ne ise ancak o olduğu bir çağ’. Bizim içinde yaşadığımız dönem ise, söylenenin yapılandan farklı olduğu bir çağ.

Kapalı kapılar ardında yapılan karanlık görüşmelerin şekillendirdiği ama insanların önüne çıkıldığında parlak laflarla asıl niyetlerin gizlendiği bir çağ. Devlet içi güçlerin, sivil hayat üzerinde ‘külli şeye kadir’ oldukları bir dönem…

Âcizane kanaatime göre, Wikileaks ifşaatlarından sonra, asıl darbe alacak olan bu ikiyüzlü ve tanrılık oynayan siyasi ve diplomatik düzendir.

Elbette ki bu belgelerin yayınlanmasında birilerinin parmağı var.  Ve tabii Wikileaks’ın sahibi Juan Assenge isminin seçilmesinde de…

Ben bu zatın kimliğinin, şu belgeleri yayınlamanın amacını anlamada, bize ciddi ışık tutacağına inanıyorum nedense. İlerde kimliğinin kökleri ortaya çıkar sanırım. O zaman diye biliriz ki, bu işin altında filan var. Belgelerin mahiyeti, şüpheleri İsrail’e yöneltse de… Bu işten doğrudan İsrail’i sorumlu tutmayı, aceleci yaklaşım görüyorum.

Öyle bile olsa yani gerçekten belgelerin sızdırılması Mossad işi de olsa, uzun vadede bu işin, insanlığın lehine olacağına inanıyorum. Kuran-ı Kerim, kendilerini insanlığın kaderi üzerinde mutlak hüküm sahibi sananlara yönelik “Kurun tuzaklarınızı. Ben de tuzak kuracağım. Allah tuzak kurucuların en hayırlısıdır” diyerek meydan okur. Bendeniz, Wikileaks ifşaatını, sivil siyasetin –ki bu ifadeyi sürekli vurguladığımı bilirsiniz-  sahte ve iki yüzlü siyaset ve diplomasiye meydan okuma şeklinde anlıyorum. Bu ifşaatlar, dünyadaki mevcut düzenin kirli çamaşırlarını gözler önüne seriyor çünkü.

Ve zannediyorum bu belgeleri yayınlayanların bir diğer maksadı da, Amerikan derin devletinin gerçek yüzünü deşifre etmektir… Yani kendilerini Neo Con diye tanımlayan fakat aslında üç beş Yahudi ailenin küresel hâkimiyetini temsil eden Gizli Dünya Devleti’nin çirkin yüzünün deşifresi!

Daha basit bir ifade ile Wikileaks, gerçek Amerika’nın, ‘Tamara’nın çocukları’ (Politik Siyonizm) tarafından kullanılan Amerika’yı deşifre girişimidir ve sanırım benim öteden beri söyleyip durduğum bir hakikat tahakkuk edecek inşallah.

O hakikat de ‘Hıristiyan ümmetinin uyanması’dır!

Nasıl ki, İslam’ın uyanması ‘Arapların uyanması’ ile mümkündür, İnsanlığın da,  Yahudiliğin saklı bir hâkimiyeti olan Deccal rejimlerinden yakasını kurtarması, Hıristiyan ümmetinin, Yahudi tasallutundan kurtulmasıyla mümkündür.

Bendeniz inanıyorum ki, Amerikan halkı sonunda, yöneticilerinin, Yahudilerin kuklası olduğunu görecek; tıpkı Türk halkının, çocuklarının, maksatlı bir şekilde pis bir teröre kurban edildiğini kavradığı gibi, onlar da güya demokrasi ve Amerikan çıkarları için ölen çocuklarının, aslında İsrail’in saklı ve menhus niyetleri uğruna kurban edildiğini anlayacaklar.

Benim yazılarımı takip edenler şu cümlemi tanırlar: ‘İslam’ın ayağa kalkması için, Hıristiyan ümmetinin, Siyonist Yahudi tasallutundan kurtarılması lazım. Müslümanların bir vazifesi de bu noktadan, Hıristiyanları uyandırmaktır’

***

Bir kısım uzmanlar, Wikileaks’in de 11 Eylül hareketini yapan ekibin eseri olduğunu sanıyorlar.

Hayır, bence tam tersidir.  Nasıl Ak Parti, bin yıl sürecek 28 Şubat’ı deşifre etmişse şimdi de Amarikan’ın iyi tarafı, kötü yanını deşifre ediyor.

Yani, Amerikan hükümetlerini, Neo con denilen çağdaş Tapınak Şövalyeleri’nin niyetleri doğrultusunda hareket etmeye mecbur eden gizli elin, yine Amerikan devleti içinde yapılanmış diğer bir saklı el tarafından deşifre edilmesidir.

Nasıl ki biz yıllarca Madımak’ın yakılmasını, Maraş ve Çorum katliamlarını ülkücülerin işi bildik ve fakat sonra anladık ki devlet sandığımız derin çeteler yapmış. Bunun böyle olduğunu da bize yine devletin içinde yapılanmış bir başka güç gösterdi.  Aynen öyle de Wikiliaks belgelerini ifşa edenler, aslında Amerikan’ın derin çetesini ifşa etmeye çalışıyor. Bizdeki belgeler savaşını bir hatırlayın…

Dikkat eterseniz göreceksiniz, belgeler, daha çok, Neo-concu (yani dünya siyasetinde İsrail’in çıkarlarını önceleyen Amerikancı anlayış) iktidarlar ve onların temsil ettikleri zihniyetle ilintili. Ve çoğu da onların atadığı diplomat ve adamlardan gelen aktarımlardır…

Bu, Amerikan devletinin içindeki ‘iyi adamlar’ın, Amerika’nın siyasi ve askeri gücünü, keyfî, küfrî ve cebrî kullanan ‘zındıka komitesi’ni deşifre etmesi girişimidir.

Yıllardır cuntacılıkla milleti batının uşaklığına mecbur eden askeri, siyasi, hukuki ve mülki yapılanmalar nasıl ki bizde tasfiye edilmeye başlandı ise, sanırım Amerika da kendi habis unsurlarını tasfiye hareketine girişti. Ve arkası da gelecek.  Çünkü ancak bu şekilde kendisini medeni ve modern diye kendisini insanlığa yuttular deccal düzenlerinin gerçek yüzü ortaya çıkacak.  Çünkü Deccal düzeni sadece Türkiye’de değil tüm dünyada mağlup ve perişan olacak!

Açık bir ‘deccal’ (inkar-ı uluhiyet üzerine inşa edilen düzenler) düzeni olan SSCB, nasıl basit bir şekilde tar u mar oldu, deccalın; asıl zalim şekli -fakat sevimli müşfik gibi görünen yüzü-  olan vahşi kapitalizmin mümessili olan Amerika da yıkılacaktır.

Malum, Amerika da tıpkı Avrupa gibi ikidir. Biri İseviyetin şefkatli tarafını temsil eden Amerika, diğeri entrikacı ve nifakçı zalim Siyonist örgütlerin ele geçirdiği Amerika! Rahman Suresi’nin 31. ayetinde “sizin de icabınıza bakacağız ey iki süper güc!” diye açık açık tehdit edilen iki süper gücün günümüzdeki temsilcileri olan SSCB, günü geldiğinde yok edildiği gibi Amerika’nın şu canavar yüzünün dahi tasfiye edildiğini göreceğiz. Amerika bunu yapmaya mecburdur.

İşte Wikileaks, Hz. İsa’nın şahsı manevisi eliyle tasfiye edileceği haber verilmiş deccal düzenlerinin ve Siyonizm gibi saklı mümessillerinin tasfiye edilmeye başlanacağını haber veriyor inşallah.

***

Elbette bin türle yorum yapmak mümkün. Alışa geldiğimiz kolaycı yaklaşımlarla bu hadisede de İsrail parmağını görebiliriz.

Gerçekte öyle olsa dahi bu durum, uluslararası ilişkilerde dürüst olmanın bir zorunluluk haline geldiği gerçeğini saklayamaz. Artık, devletler, devlet dışı güçleri eskisinden daha ziyade dikkate almak zorunda olacaklar.

Wikileaks üzerinden ortalığa saçılan saklı bilgiler, devletlerarası ilişkilerde dürüst ve samimi olmanın ne kadar önemli olduğunu bir kere daha gösterdi çünkü.  Ve tabii dünyanın 100 etkili ismi ve yeni diplomasi tarzının habercisi ve mümessili olan güzel insan Davutoğlu’nun ‘sıfır problem, azami ilişki’ anlayışının ne kadar etkili ve gerekli olduğunu da göstermektedir.

Belgelerin asıl amacının, Türkiye’nin durdurulamayan yükselişini frenlemeye yönelik olduğunu farz edebiliriz. Bizi, şu açık politikadan caydırmaya, kendileri için iyi şeyler düşündüğümüz insan ve devletlerin bizim hakkımızda kötü düşünceler beslediklerini bize göstererek onlardan uzak durmaya yönelik bir amaç da taşıyabilirler.

Ama bu dahi bizi etkilemeyecek. Nitekim Cumhurbaşkanı Gül’ün, Türk hükümetinden haz etmediği söylenen Aliyev’e gösterdiği sıcak ilgi, bu planın tutmayacağının işareti…

Sonuç olarak, ben inanıyor ve bekliyorum. Siz de bekleyin. Bu Wikileiaks ifşaatları, dünyanın gidişatına iyi yönde etki yapacak.

Şurada burada, şu ülkede bu ülkede, geçici bazı sıkıntılara yol açabilir. Keşke de açsa. Sahta olan, ikiyüzlü olan ne varsa deşifre olsun. Zira bizi, medeniyet sahasında minder dışına atan unsur, şu habis ve saklı siyasetlerdir. Yani demokrasi getireceğiz diye yola çıkıp, bize kan ve gözyaşı getirenlerdir. Bu anlayışın tasfiye olması az bir şey midir?

Bu gerçekleşse yeryüzünde cennet asa bir yaşam oluşmaz mı? Cennetin en bariz vasfı orada ‘lağ (aldatma) ve kizp (yalan) olmaması’ değil mi?

İçinde aldatmanın ve yalanın bulunmadığı ilişkiler ağı düşünün. Yeryüzü bir cennete döner.  Zaten böyle bir güzelliğin ahir zamanda yaşanacağı bize haber verilmemiş mi? Biz demiyor muyuz, kurtla kuzunun birlikte yayılacağı bir dönem gelecek diye! Yalancıların mumu söndürülmeden, nifakçıların tezgâhı deşifre edilmeden bu nasıl olacak?

Bizde son bir iki yıldır yaşanmakta olan teknolojik mucizeleri bir düşünün. Karanlıkta işledikleri melanetleri kozmik odalarda saklamayı sürdürebilselerdi, Türkiye’de şu açılımlar yapılabilir miydi?

Cenab-ı hak, ‘Siz Allah’ın delillerini gözlerinizle göreceksiniz’ buyuruyor. Görüyoruz ve göreceğiz. Bütün tuzak kurucular ifşa olunacak ve o cennet asa dönem yeryüzünde hâkim olacak inşallah!

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Yenikapı’nın Dili

Dün elhamdülillah Türkiye ayakta idi. Tek vücut tek yürek halinde varlığını ortaya koydu. Milletin kalbinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir