Alman Parlamentosunun Ermeni Tehciri!

Türkiye, haklı olarak, Alman parlamentosunun Ermeni Tehcirini, “soykırım” diye niteleyen kararını yok hükmünde saydı. Zaten de Türkiye’yi ilgilendiren bir karar değildi. Öyle görünse de…

Birkaç yazımda değinmiştim, Avrupa kendi geleceğinin derdine düşmüş. Bu sözlerim de size erken söylenmiş gibi gelebilir. Olsun. Evet, Avrupa kendi derdine düşmüştür. İngiltere de dâhil.

Zira Avrupa, Hristiyanlığı, bir daha hakikatine dönemeyecek kadar tağyir ve tebdil etmiştir. Sekülerizim o toplumun vicdanını ve ahlakını yok etmiştir. Hâlbuki ki hiçbir toplum vicdansız ve dinsiz yaşayamaz. Hele Avrupa gibi aydınlanmış akıl ve ruhların ekseriyette olduğu bir yerde.

Siz ya bu hakikati arayan kalplere bir hedef göstereceksiniz, ya da bizzat tatmin edeceksiniz. Batının, kendi insanının manevi taleplerini tatmin edecek kurumları ve cihazları, üç yüz yıldır devam eden; ‘tanrı tanımazlık temeline oturtulmuş yaşam tarzı’ yüzünden ya çürüdüler ya da işe yaramaz hale geldiler.

Batıdaki dini kurumlar ve telkinleri, artık Avrupalı insanı tatmin etmiyor. Bir dine daha doğrusu imana ihtiyaç duyanlar, şimdilik çoğunlukla Hindistan’ın artık hurafeler gayyasına dönüşmüş meditasyonuna yöneliyorlar. Ruhlarını o meditasyonlarla yatıştırmaya çalışıyorlar. Hâlbuki Allah, insanın kabinin ancak kendi zikriyle yatışacağını haber veriyor[1] (Ra’d, 28). Yani hak bir din ile…

Öyleyse denilebilir ki Hristiyanlık ya tasaffi edip yeni bir yapılanma ile Avrupalıları tatmine yönelecek veya sönecek. Hıristiyanlığın sönmesi, Batı medeniyetinin de sönmesi ve yok olması anlamına gelir. Çünkü bir medeniyet din olmadan ayakta kalamaz. Batıdaki mevcut Hristiyanlık anlayışı toplumları tatmin etmiyor. Batı toplumlarının yarıdan çok fazlası paganlaşmıştır. Herhangi bir din ile ilgileri kalmamış. Vicdanı diri olanlar ise bir arayıştalar…

Peygamberimiz, Hıristiyanlığın tasaffi edip Kuran’a teslim olacağını haber veriyor. Bediuzzaman o hadisi esas alarak şöyle diyor:

“Ahir zamanda Hazret-i İsa (as) gelecek, Şeriat-ı Muhammediye (ASM) ile amel edecek mealindeki hadîsin sırrı şudur ki: Ahir zamanda felsefe-i tabiiyenin (tabiat felsefesi) verdiği cereyan-ı küfrîye (inkarcı hareket) ve inkâr-ı uluhiyete (Allah’ı inkar) karşı İsevîlik dini tasaffi ederek (arınarak) ve hurafattan tecerrüd edip (hurafelerden temizlenip) İslâmiyete inkılab edeceği bir sırada, nasıl ki İsevîlik şahs-ı manevîsi, vahy-i semavî kılıncıyla o müdhiş dinsizliğin şahs-ı manevîsini öldürür; öyle de Hazret-i İsa (as), İsevîlik şahs-ı manevîsini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı manevîsini temsil eden Deccal’ı öldürür.. Yani inkâr-ı uluhiyet (tanrı tanımazlk) fikrini öldürecek.” (Mektubat, s. 6)

***

Batılı siyasiler ve düşünürler yaklaşık yarım asırdır bu gidişatın farkındaydı. Çoğu batılı Hinduizm’in ölü ayin tarzlarına yöneldikleri için ürkütücü değildi. Fakat giderek İslam’a yönelme çoğalınca Batılı yaşam tarzı kendini tehdit altında hissetmeye başladı. Son on on beş yıllık zaman dilimi içinde bu iş, göz görüne bilirlik kazandığı için siyasiler bu gidişatı durdurmak istiyorlar.

Bu gidişatı durdurmanın en etkili şekli, İslam’ı küçük düşürmek ve itibarsızlaştırmaktı. İslamofobi diye bir fanatizmin oluşturulması bunun içindi. 11 Eylül terörünün yapılması bunun içindi. Batı, hızla İslam’a kaymakta olan toplumunu tutabilmek için siyasi, psikolojik ve psikososyolojik tüm tedbirleri aldı, alıyor. Ama yine de gidişatı ve İslam’a yönelmeyi azaltamıyor.

Ayrıca Batılı toplumlar, doğurganlığını yitirdiği için kıta, nüfusunu da çoğaltamıyor. Bun karşılık Avrupa’nın şurasına burasına yayılmış vaziyette yaklaşık 20 milyon Müslüman yaşıyor. Müslümanlarda doğurganlık, Avrupalılara göre yüzde üç yüz- dört yüz oranında. Bu gidişatla çok uzak olmayan bir zamanda batıda Müslüman nüfus yarı yarıya gelecek. İşite batıya İslam ülkeleri hakkında azgınca saldırıya sevk eden bu telaştır.

Bundan birkaç ay önceye kadar Türkiye’nin AB üyeliği için çabalıyormuş gibi görünen İngiltere’nin telaşı, Ermeni Tehciri fikrini İttihat ve Terakki Partisi yöneticilerine telkin edenler,  o dönemde Osmanlı ordusunda görevli Alman subay ve generalleri olduğu gerçeği ortada dururken ve o karara imza atanların her birinin de elinde, hala binlerce masum Yahudi’nin kan izi dururken, utanmadan sözde soykırım kararına el kaldırmaları, bu telaştandır!..

Ama hiçbir karar, hiçbir tedbir onları akıbetlerinden kurtaramayacaktır. Almanya, İngiltere ve kuzey Avrupa devletleri bir İslam devleti doğuracaktır! Nasıl ki Osmanlı bir Avrupa devleti doğurmuşsa…

Hem zaten Almanya ve İngiltere için haber verilmiş ki İslamlaşacaklar. Tıpkı Rusya gibi… Şimdilik, akılları sıra bu gidişatı değiştirmek veya durdurmak istiyorlar. Bunun için de Müslümanlığı ve Müslümanları lekelemek için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar.

Telaş etmeyin, ama görmezlikten de gelmeyin. Misliyle karşılık verilmeli ki caydırıcı olsun.

Ey Müslümanlar artık korkmayın. İslam’ın yıldızı yükselişe geçti. Cenab-ı Hak “ben ve elçilerim muhakkak galip geleceğiz” buyurmuş… İblisin ordusu muhakkak yenilecektir. Allah yolunda cehdedenler, vaat edilene ulaşacaklardır. Dünyanın varisleri iyilerdir. Zalimler ve yalancı düzenbazlar değil.

Çok şükür tüm İslam dünyasında bir uyanış var. Şu zulüm ve haksızlıklar gözümüzü açıyor. Daha da göreceğiz. Ve sonra anlayacağız ki beşer eğer yaşamını sürdürmek istiyorsa İslam’a mecburdur.  Bu mecburiyet doğmazsa, Resulluahın “Dünyanın hayatından bir gün bile kalsa, benim soyumdan biri dünyaya hâkim olur ve onu adaletle doldurur” (mealen) sözü nasıl tahakkuk eder!

Şimdilik bunun önündeki mani, her şeye rağmen yine de biz Müslümanlarız! Bizim ahlakımızı düzeltmemi, dürüst ve harama tenezzül etmeyen insanlar haline gelmemiz şart. Birbirimizi sevmemiz ve sahiplenmemiz gerekiyor. Arabıyla, Hindu’suyla, Farsıyla, Kürdüyle, Balkanlısıyla, Karkaslısıyla Asyalısıyla, Afrikalısıyla… biz bu ittihadı sağlayabilsek, Hıristiyanlar içindeki Necaşiler de bize katılırlar. İşte o zaman İsa (as)’ın şahsı manevisi Deccalın şahs-ı manevisini (yani tanrı tanımazlık fikrini/Küfrü) öldürür. Bu din tüm dinlerin üstüne hâkim olur. (Tevbe, 33; Fetih, 28)

Bu vesile ile Ramazınınızı da tebrik ederim. Ramazan, yanlış alışkanlık ve tiryakiliklerden kurtulmak için bir fırsattır.

Bedene sağlığını, ruha taravetini, kalbe kuvvetini kazandırma fırsatı.


[1]) “Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Yenikapı’nın Dili

Dün elhamdülillah Türkiye ayakta idi. Tek vücut tek yürek halinde varlığını ortaya koydu. Milletin kalbinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir