Arabistan’ın Beriki Yüzü

Haber7.com okurları, yazılarıma gelen eleştiriler ve yorumlar konusunda ne kadar hassas olduğumu bilirler. Genel prensip olarak yorumları okurum ve bana gelen mailleri değerlendiririm.

Çünkü yazdıklarımın hak ve hakikat olduğuna inanırım. Ne sırf kendi tarafımı övmek, ne de karşı tarafı yermek gibi bir derdim var. Elbette birilerini veya yaptıklarını eleştirdiğim olur.

Eleştirdiğim de ya sistemdir ya eylem!. İnsanlar kendi başına ne sevilmeye ne yerilmeye layıktırlar.  Bir şey nasıl ki sıfatlarından dolayı sevilmeye ve yerilmeye layık ise, devletler ve ideolojiler de ancak insanla ilgili tutumlarından dolayı sevilme veya eleştirilmeye konu olabilirler.

Elbette eleştiri veya övgü yaparken de adalet içinde kalmak gerekir. Ben de ona uymaya çalışırım. Fakat neticede bizim ölçülerimiz de insanidir ve bir takım zaaflar taşıyabilir. Zaman zaman kalemim haddini aşmış olabilir. Birileri ikaz eder ve ben de o ikazı haklı bulursam döner onu tashih ederim. Etmişimdir de. Tabii beni eleştirmeye kalkanın da adil ve edepli olması şartıyla. Yoksa ya yok sayarım. ya da kendi üslubu ile iade ederim. Çünkü adalete uyma gereği hem yazar, hem eleştiren için gereklidir.

Fakat dikkat ediyorum, İran ve Arabistan konusunda (yani Şia ve Vehhabilik söz konusu olunca) çok fanatik, ölçüsüz, rahatlıkla edepsizleşen bir takım insanlar var ki her daim teyakkuzdadırlar. Adeta paralı askerler gibi, köşe köşe dolaşıp aleyhte bir şey yazılmış mıdır diye bakıp hemen hakarete yöneliyorlar.

Suriye’de olan bitenler konusunda İran kamuoyunun neden sezi kaldığını sorgulayan bir iki yazı yazmıştım, olmadık hakaretler ve tehditler aldım. Savcı dostlarıma gösterdim o tehditleri, ‘dava açılmalı’ dediler, ben red ettim.

Arabistan’ın iki yüzü başlıklı yazı da aynı sonuçlara yol açtı. Bu kere ben, kızımla karımla adresimi biliyor olmak tehdit etmediler ama daha kötüsünü yaptılar. Beni güya Şia adına tehdit edenler dünya hayatıma kast etmeyi düşünmüşlerdi. Bu kere maşallah beni ahretim ile tehdit ettiler. Lanetin, iftiranın ve tehdidin bini bir para!  Bana ‘sen nasıl Arabistan’da haricilik var’ dersin diye tehdit ediyorlar. İşte bu tutumunuz, benim iddiamın açık delilidir!

Ben defalarca Türkiye Cumhuriyetini, Kemalizmi eleştirdim. CHP’yi, MHP’yi, BDP’yi, Türkçülüğü eleştirdim, PKK’yı eleştirdim. Hatta Şia ve Vahhabiliğe yönelttiğim eleştirilerle kıyaslanmayacak kadar ağır. Ama kimse beni tehdit etmedi. Bana iddialarımı çürütecek delillerle en fazla benim eleştirilerimin üslubuyla cevap verdiler. Hepsi o kadar.

Ben içinde din bulunan fanatizmden korkuyorum. Hiçbir ideolojinin militanları, kendilerini din ile ilintilendiren fanatikler kadar insafsız ve haddini bilmez değiller.  Güya dine hizmet ediyor zannıyla kendi ideolojik saplantısına hizmet eden bir takım zavallılar ona buna hakaret etmeyi mücahitlik sanıyorlar.

Zaman zaman ‘laiklik’ten yana olduğumu söylediğimde birileri kızıyorlar. Başbakan laik bir anayasadan söz etti diye onu eleştirenler, ben başbakanı haklı buldum diye beni eleştirilenler şu insanları görmüyorlar. Hiçbir devlet, şöyle bir fanatizme emanet edilemez edilmemeli…

Cenab-ı Hak, kendi zatını ve varlığını bile insanın aklı ve hür iradesi karşısında tartışılabilir bıraktı halde siz kim oluyorsunuz ki insan eseri olan bir yaklaşımın veya ideolojinin yahut bir mezhep ve yarı siyasi dini bir ekolün tartışılamaz, eleştirilemez olduğunu savunuyorsunuz.

Şia-ıy Hilafet gırtlağına kadar siyasetin içindedir. Vehhabilik ta baştan itibaren İngliz intelijansiyası işin içine girdiği için o da bir parça siyasetin içindedir. Bir tarafıyla da kurgudur. Muhammed Vahhab kendisi büyük bir alim ama mezhebinin teşekkülünde, İngilizlerin, hilafet etrafındaki potansiyeli zayıflatma çabalarının etkisi olmuştur. Hatta İstanbul’a gelip İstanbul uleması ile düşüncelerini tartışmak niyeti İngliz entelijansıyası tarafından engellenmiştir. Çünkü İstanbul’a gelseydi, İngilizlerin dikte etmeye çalıştığı yaklaşımlara itibar etmeyecekti. Kimse bunu inkar edemez. Merak eden girer İngiliz arşivlerine işin hakikatini görür.

Koca bir dünya Lawrens’in parmakları ucunda şekillendi. Yapmak istenen, hilafet etrafında kenetlenmiş anlayışı içerden yıkmaktı ve bu başarıldı…

Ama bu demek değildir ki Tüm Arabistan böyledir ve ben de tüm Arabistan’ı eleştiriyorum. Böyle düşünmüş olabileceğime, ancak kendisi o fanatizmde olan birisi inanabilir. Maalesef onlardan çok miktarda varmış.

***

Arabistan’ın iki yüzü yazıma gelen eleştirileri

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Yenikapı’nın Dili

Dün elhamdülillah Türkiye ayakta idi. Tek vücut tek yürek halinde varlığını ortaya koydu. Milletin kalbinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir