Ben Doğru Yerdeyim Sen Kendini Düzelt

‘Ye’s, mani-i her kemaldir’ demiş Bediuzzaman. Ümitsizlik her türlü iyi gelişmeyi öldürür.

Peki ümitsizliği insanda hayatlandıran nedir?

Tabii ki baskı! Eskilerin tabiriyle ‘istibdat’! Her türlü dalkavukluğun, her türlü yalancılığın, yolsuzluğun, münafıklığın, tefessühün anası ve danası istibdat! Dinleri bozan, bilimi hurafeye, demokrasileri cuntalara dönüştüren istibdattır.

İstibdat tek görüşlülüktür. İstibdat, baskıdır ve kanunda keyfiliktir. Gücü, kuvvette bilmektir. Hakkı kuvvete ezdirmektir.  Keyfiliktir. Güce dayanarak muhalifleri ezmektir. Kendi fikrini ve görüşünü yegâne ve esas bilmektir. Bu açıdan istibdat,  her türlü yolsuzluğa ve zulme zemin hazırlamaktır. Zulmün temelidir. İnsanlığı mahveder.

Evet bizi sefalet çukurlarına sürükleyen, İslam âleminin zillet ve çaresizliğe, acze düşüren, İslam halkları arasında nefret ve düşmanlığı uyandıran, bizi birbirimize düşüren, temiz ve berrak olan İslamı zehirleyen ve onu zehirli hale getiren ve bu zehrin her şeye bulaşmasına yol açan, Müslümanların arasına,  bugün çözümü imkansız gibi görünen ihtilafları sokup envai türlü cemaatlerin ve birbirine karşı gard almış cemaatlerin ortaya çıkmasına, fitneye taraftar olacak kimselerin çoğalmasına sebep olan istibdattır.

Masumluğu ‘nas’ ile sabit –peygamberler gibi- olmayan bir insan eleştirilemiyorsa orada istibdat vardır. Bir parti lideri veya iktidar sahiplerinin her yaptığı hatasız bulunuyorsa ortada istibdat vardır. Kerameti kendinden menkul insanlara yine de kimse bir şey söyleyemiyorsa istibdat vardır.

Bene hata yapınca ‘hata’ olurken, bir parti lideri veya cemaat önde geleni yahut bir teşkilatın başında bulunan herhangi biri yapınca ‘keramet’ oluyorsa yahut ‘bir hikmeti vardır’ deniliyorsa emin olabilirsiniz ki o arazide fitne, fesat ve yakım kuluçkaya yatmıştır. Yakında acı meyvelerini verecektir.

Bir insan kendi görüşünden başka görüşlerin revacına müsaade etmiyorsa, bir cemaat her kesin kendi mensubu olmasında ısrar ediyor veya başka hiçbir görüş ve fikre ehemmiyet vermiyorsa, bir siyasi lider herkes meselelere illa da benim baktığım perspektiften bakacak diyorsa ve başka türlü bakanları da öteki kampa geçmeye zorluyorsa orada İstibdat “mutehaccir bir heykel” halini almıştır artık… Hayat da riyakârlıktan ibaret bir soytarılık!

Maalesef bizde içtimai hayat bu haldedir. Bütün rezilliğine, ahlaksızlıklarına ve fertlerinin bireysel yıkılmışlığına rağmen Batıyı hala İslam dünyası karşısında itibarlı tutan tek şey insan hürriyet ve iradesine, farklı görüşlere hayat hakkı tanımalarıdır.

Başta Türkiye olmak üzere Müslüman toplumlar açık toplum olmadıkça, insanlar karşı fikirlere kendi fikirleri kadar değer vermedikçe bu halklardan bir cacık bile olmaz.

Zaten büyük bir gelişmişlikten sonra İslam medeniyetini çökerten ve yaklaşık 750 yıldır da İslam halklarını bilimsellikten mahrum bırakan bu tek görüşlü ve tek bakışlı insan tipinin üretiliyor olmasıdır. Herkes sultanlık peşinde… En küçük bir müdürden başbakana, en küçük imamdan büyük cemaat liderlerine varıncaya kadar herkes ‘sultanlık’ peşinde. Hep de suret-i haktan görünürler.

İşte bakın şu son olayda yine iki taraf olduk. Hiç kimse ötekinin ne dediğine bakmıyor. Herkes tek taraftan bakıyor…  İşte bu hallerdir beni ümitsizliğe ve ye’se düşüren.  Geleceğe bu kadar ümitle bakan biri olarak zaman zaman ümitsizliğe düştüğümü gösteren yazılar yazmama neden olan böyle körlükler ve basiretsizliklerdir.

Biz, zihinlerimizde de bir ‘Arap Baharı’nın yaşanması fırsat vermedikçe ne gerçek Müslüman olabileceğiz ne hani bir Müslüman ne demokrat bir insan olabileceğiz!

İnsanlar, partiler, cemaatler, cemiyetler ve kurumlar kendileri ile yüzleşmedikçe, içlerindeki ağaları şeyhleri temizlemedikçe başımız dertten kurtulamayacak maalesef!

Çünkü istibdat ve müstebit asla kusuru kendinde bulmaz. Kusur hep karşıdakindedir. Sorgulama ve vicdan muhasebesi yapmasına gerek duymaz. Duysa da söyleyeceği şudur:

“Ben doğru yerdeyim, sen kendini düzelt”

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Yenikapı’nın Dili

Dün elhamdülillah Türkiye ayakta idi. Tek vücut tek yürek halinde varlığını ortaya koydu. Milletin kalbinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir