Bir Delikten Defalarca Isırılmak!

Bir delikten defalarca ısırılmak eğer ahmaklık alameti değilse küfre delalet eder.

Peygamber efendimiz “bir mümin bir delikten iki kere ısırılmaz” buyuruyor. Biz, yani Türkiye Cumhuriyeti –tabii ki devlet, onu idare eden siyasi ekibin dini üzeredir, isterse laik olsun- son otuz kırk sene içinde defalarca aynı delikten ısırılabiliyor ve bundan ders de çıkarmıyor…

Ortalıkta bir ‘İncirlik Mutabakatı’dır gidiyor. İncirlik mutabakatı, incirlik mutabakatı… Bir zaman da ‘Çekiç Güç’ tartışmalarıyla ülke kalkıp oturmuştu. Güya Saddam’ın ta Ankara’yı ve de bilmem nereleri vuracak cehennem silahları, uzun menzilli topları vardı. Hatta Hürriyet, çarşaf çarşaf, sonradan biber algı operasyonu oldukları zahir olan o topların çizimlerini, dökümlerini yayınlamıştı. Amerika, dostu ve müttefiki(!) Türkiye’yi, Saddam’ın hışmından korumak için Türkiye ile Irak arasına Çekiç Güç’ü yerleştirmek istiyordu. Türkiye mırın kırın etmişti ama Çekiç Güç’ün kuzey Irak’a konuşlanmasına mani olamamıştı. Çekiç Güç güya Saddam’ın uçaklarının 36. Paralelin üstüne çıkmasını engelleyecek, Türkiye’ye PKK konusunda destek verecekti.

Çekiç Güç bölgeye yerleştikten sonra ortalığı bir sis perdesi kapladı. Kimse Amerika’nın orada ne yaptığını bilmedi, görmedi, göremedi. Sisler kalkınca bir de baktık ki orada ‘Biberon’ bir Kürt bölgesi oluşturulmuş. Türkiye’nin uçakları da o bölge üzerinde uçmaktan yasaklandıkları için bölge tamamen PKK’nın kontrolüne geçmiş. Türkiye’nin tüm kırmızı çizgileri çiziktirilmiş, yeşile dönmüştü, askerinin başına çuval geçirilecek hacalete düşürülmüş… vs vs.

Benim bir yakınım o dönemlerde orada görevliydi askeriyede. Demişti ki ‘Biz merkeze bildiriyoruz, filanca bölgede PKK’lı bir grubu kıstırdık, acil destek gönderin’, diye. Bir de bakardık ki helikopterler geliyor. Biz sanırdık ki bizim helikopterler. Bir de bakardık ki Çekiç Güç helikopterleri… Hemen gelir bölgede sıkışmış olan PKK’lıları alıp giderlerdi. Biz de avucumuzu yalardık. Bu hep böyle oluyordu… Bizi mi dinliyorlardı yoksa koordinasyon merkezimizde oturan onlar mıydı bilemedik…

“Zaman zaman duyardık ki Kandil vurulacak. Nitekim de Türk uçakları bir yığın sorti yapardı ama genelde vurulacak noktaları Amerikan istihbaratı bize bildirdiği için, aynı anda orada bulunan teröristlere de “kaçın oradan” diye bilgi verirdi. Türkiye boş dağlara milyonlar boca ederdi. Türkiye bir şeyler yaptığını sanırdı, Kandil de kıçıyla bize gülerdi… “

Şimdi de Türkiye Amerika ile güya İncirlik Mutabakatı yapış görülüyor. Umuyorum ki bugünkü idareciler dünküler gibi değildir. Askeriyenin içindeki kriptolar da temizlendiğine göre inşallah hem asker hem iktidar ne yaptıklarını biliyorlardır. Çünkü bir zamanlar da Amerika ile Çekiç Güç mutabakatı yapılmıştı. O mutabakat, pkk’nın gemi azıya almasına ve kuzey ırak’t bir kürt devletinin ortaya çıkmasına hizmet etmişti. O günün türkiyesi de seyretmekten öteye gidememişti.

Şimdi de aynı şeyin olmayacağına dairelimizde iktidardakilerin iyi niyetinden başka bir garanti elimizde yok.

Niçin bu mutabakat? Hem ne üzerinde mutabakata varıldı ki adı İncirlik Mutabakatı oluyor. Eğer bize verilen mutabakat DEAŞ ile birlikte PKK’nın da vurulması ise, bu bir aldatmadan öteye gitmez. Zira,  Kandil, artık eskisinden daha teknik donanımlı ve orada yerleşmiş teröristler çok daha derine yerleşmiş bulunuyorlar. Esasında kandili vuruncaya kadar önce Türkiye’nin içindekilerin temizlenmesi gerekiyor.

Amerika devlet içinde devlet olmayı sürdüren KCK yapılanması için de mücadele mutabakatı vermiş midir? Sanmıyorum. Onun temel derdi, Kürt bölgelerine saldıran DEAŞ!

DEAŞ illegal Amerika’nın kontrolü altında bir örgüt. Bu bölgede, legal Amerika, illegal Amerika’nın yaptıklarını meşrulaştırmaktan başka bugüne kadar ne yaptı ki DEAŞ için bir şeyler yapsın. DEAŞ’ı üstümüze saldırtan kendisi… DEAŞ’ın vazifesi, eski Çekiç Gücün yaptığıdır. Kürtleri mürtleri vurdukları da bir oyundur. Türkiye’ye saldırmaları da… Başka türlü Türkiye şu mutabakata nasıl onay verecekti ki!  Önce itlerini üzerinize saldırtıyor, sonra güya seni onlardan koruma rolünü üstleniyor. Ne karşılığında?

DEAŞ Türkiye sınırları içinde de kargaşa çıkarmasın diye… Yahut DEAŞ’a karşı operasyon yaparken üç beş bombayı da Kandile bırakmasına ses çıkarmasın diye!

Amerika İncirlik’i istiyormuş, güya DEAŞ’a karşı, buradan harekât yürütecekmiş. Irak’ı yerle bir ederken İncirlik’i mi kullandı?

Ben size açık söyleyeyim, Türkiye bu mutabakat ile Amerika’ya, bölgede yeniden istediği melaneti işleme yetkisi vermiş oldu. Irakta yaptığını kuzey Suriye’de de yapabilsin diye. Çok kısa müddet sora bunu göreceksiniz.

DEAŞ’ın da PKK’nın da El-Kaide’nin, PYD’nin de onların eseri olduğunu bilmiyor muyuz? Biliyoruz! Öyleyse kime karşı ve ne için mutabakat? Ha Amerika’ya “hayır!” diyememişseniz –ki bu anlaşılabilir- o zaman bu mutabakatı bir kahramanlık örneği olarak aktarmayın veya sunmayın!

DEAŞ bir İsrail projesidir. Esaslarını İsrail’in belirlediği, CİA ve MI16 elemanlarının eğittiği ve lojistik destek verdiği bir Yahudi projesidir DEAŞ. Ahir zamanda ortaya çıkacağı haber verilen ‘nifak’ın,  Tamara’nın çocukları tarafından önceden tasarlanıp önümüze konmasıdır.

Son 20 yıldır Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde sürdürülen operasyonlarda hep Sünnilerin mağdur edilmesine dayanamayan bir takım gençlerin tepkisini yine İslam dünyasına yöneltmek için yapılandırılmış bir örgüttür DEAŞ. Bu gençler avlanıp ellerine de son derece etkili silahlar verilerek amaçlarının tam aksine kullanıldılar, kullanılıyorlar. Eğitmenleri MOSSAD ve onarların hizmetine verilmiş zamene Lavresleri… ve tabii Amerikanın ahmak çocukları coniler… 

Geçmişte bir tek Lavrens, bütün Arap dünyasının Osmanlı aleyhine geçmesini sağladı. Şu DEAŞ’ın içinde hiç değilse en az bin tane Lavrens vardır.

Size açık söylüyorum, bu İncirlik Mutabakat’ı, bir oyundur. Bir gün sisler ortadan katlığında bir de bakacaksınız ki Dohuk’tan taaa Lazkiyeye kadar bir koridor açılmış ve idaresi de PYD’ye verilmiş. Siz de dizlerinizi döversiniz!

***

2015 yılı tehlikeli bir yıl. Bendeniz fakir hiç değilse 5-6 kere, 2016’ya kadar bu ülkeyi parçalatmayın” diye yazdım. 2013-14 ve 16 yılları arısında 2015 zayıf halka. Orayı salimen atlatırsak ondan sonra kimse Türkiye’nin önüne bent koyamaz inşallah diye yazdım. Maalesef şimdi Türkiye, aynı delikten bir kez daha ısırıldı. Amerikan uçaklarının ve askerlerinin güneydoğu Anadolu bölgesinde cirit atmalarına meşruiyet kazandırdık. Çekiç Güç mutabakatıyla Kerkük ve Musul’a veda ettik. Bu kere de inşallah İnşallah Harput’tan Tarsus’a kadar olan bölgeye veda etmeyiz!

Ben size açık söylüyorum. Çekiç Güç mutabakatının, Irak’ta bir Kürt bölgesi var edilmesine hizmet ettiği gibi korkarım bu mutabakat da Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt bölgesinin –siyasetteki adıyla tampon bölge-  oluşturulmasına hizmet edecek. İnşallah yanılırım.

Batılılar, oyun ve tezgâhlarına her daim böyle şirin isimler takmakta başarılılar. Bize her seferinde tuzaklarını ‘çare’ diye yutturuyorlar. Biz ancak iş olup bittikten sonra keten pereye geldiğimizi anlıyoruz.

İnşallah idareciler bütün bunlara karşılık hakikaten Kandil’i yerle bir ederler veya KCK’yı devlet içinde devlet olmaktan çıkarırlar da varılan mutabakattın bu millete de bir faydası olur!

Öylece bir delikten defalarca ısırılma bahtsızlığına uğramayız!

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Yenikapı’nın Dili

Dün elhamdülillah Türkiye ayakta idi. Tek vücut tek yürek halinde varlığını ortaya koydu. Milletin kalbinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir