Bugünün Bayramları Daha Güzel

Nostalji, eskiye özlem, insan beyninin var ettiği bir yanılsamadır ki, onunla insan kendi kusurlarını örter.

En eski zamanlardan beri, insanlar, hep işlerin kötüye gittiğini söylemişler, kıyamet alametlerinden söz etmişler ama kendilerini düzeltmeyi akıl dememişler. Oysa sınava tabi tutulmuş olan unsur zaman değil insandır. Zamanın ve mekânın bir vebali yoktur. Eskilerin ifadesiyle “eşyanın hakikati sabitti”

Ancak o eşyanın insanda yarattığı algı, dönem ve kişilere göre farklılık arz ettiği için insan, değişenin zaman, mekân ve eşya olduğunu sanıyor.

İşlerin kötüye gittiği, her şeyin eskisinden daha kötü olduğu algısı da böyledir.

Elbette bu âlem sonlu bir yaşam üzerine kurgulanmıştır. Her şey gibi insan doğur, gelişir, büyür ve ölür. Böyle bir takdir, süreç ne kadar keyifli olursa olsun, netice itibarıyla ölümle sonlandığı için insanlar, hayatın taravetli dönemini, yorgun ve yıpranmış haline tercih ederler.

Yüz kişiden ancak 10’u içinde bulunduğu hali, önceki halinden daha iyi görecektir. Bu bir yanılgıdır.

Yaşlılar, geçmiş zamanlardan söz ederken, derin bir duygusallık içine girerler. “Hey gidi günler, ne güzeldi o günler” veya “Ne güzledi eski bayramlar” deriz. Oysa bugün ne güzeldi dediğimiz o bayramların yaşandığı dönemde de birileri “Hey gidi günler, ne güzeldi o eski günler” diyordu.

Bu algı yanıltıcıdır ve insanı yanlışa sevk eder. En azından insanın kendi kusurunu görüp daha iyi olan için çabalamasını önler.

İblis insana sürekli böyle parlak sözlerle ambalajlanmış kalıplar sunarak insanı kendisini düzeltmekten, geliştirmekten alı kor. Böylece insan, eskiye özlem duymamıza sebep olan halin (sıkıntı, fakirlik, adaletsizlik, imkânsızlık vs gibi) ortadan kaldırılması yönünde çaba göstermesi yerine zamandan şikâyet eder.

Türkiye için de bu böyledir. Evet, çevre kullanımı açısından özensiz bir yaşam içindeyiz ama bugünkü Türkiye 1900’lerin veya 1800’lerin Türkiye’siyle kıyaslanmayacak kadar bol ve güzel imkanlara sahiptir.  Benim çocukluğumda, 11 kilometre mesafedeki ilçeye gitmek büyük bir seremoni ve imkan gerektiriyordu. Babamın gençliği zamanında ise, 11 kilometre ötemizdeki ilçeye gidip gelmek en az yirmi dört saat bir zaman harcanmasına sebep oluyordu.

Köyde bir ceket bulunurdu. Resmi bir işi olan o ceketi giyer gider ve sonra tekrar sahibine iade ederdi.  Sonraki yıllarda kamyondan bozma bir otobüsümüz oldu. Tüm dünya Ünzile’nin Çitine kadardı. İnsanların büyük bir kısmı yarı cahildi. Okuma yazma nerede ise yüzde bilmem kaçlarla ifade edilirdi. Tek parti döneminde toplum karneye bağlanmıştı. 60’lı yılların sonunda bile Türkiye Batının ve Amerika’nın yardımlarıyla askerini giydirip çocuklarını süt tozu yediriyordu.

Türkiye bir iğne bile yapamazdı. Vs vs…

Ama bugün Türkiye, kendisinden söz ettirir, kale alınır ve muhatap bilinir bir ülke durumuna geldi. 25 yıl önce ile bile kıyaslasanız, Türkiye maddi manevi çok merhaleler kat etti.

Bugün muazzam bir nimetler yığını içindeyiz. Cenab-ı hak üzerimize imkânları ve nimetleri yığdıkça yığmış. Çocuklarımız Amerikan süt tozu ile beslenmiyor. Aksine biz dünyanın birçok bölgesindeki çaresizlere çare oluyoruz. Bugün ‘Ben açım” diye caddelere dökülen insanlarımız bile en azından dedemin sahip olduğu imkânlardan beş on kat daha zenginler. İlk ve ortaokul öğrencilerinin tüm ihtiyaçlarını devlet karşılıyor. Nereden nereye gelmişiz.

Bugünkü bayramlar da eski bayramlardan daha kötü değil çok şükür. Ama yakınıyoruz işte. Peki, hiç mi hakları yok bu yakınanların?

Elbette bir hakları var. İnsanlık taravetini, tazeliğini, güzelliğini, insanlığını yitiriyor her gün biraz daha… asıl sıkıntı o.

İnsan insaniyetini kavrasa, Rabbini bulsa, bu âlemin faniliğini kabul edip, buraya gelişindeki gayeyi bilse, ne bayramlardan şikayet edecek, ne zamandan.

Bayram bayramlığını her daim yapıyor. Zaman da her zamanki gibi akıp gidiyor. Hayat güzel, insan olmak muhteşem bir nimet ve ben bu sabah sizleri her zamankinden daha çok seviyor ve size kendime daha yakın buluyorum.

İşte bayram budur. Ve ben sizin varlığınızı bir armağan biliyorum. Ağaçları, böcekleri, çiçekleri, kuşları, hayvanları, hasılı bu küre üzerinde benimle birlikte yaşayan ve bana arkadaşlık eden tüm varlıklara büyük bir minnet duyuyorum.

Aya güneşe, ırmaklara, dağlara sulara, rüzgarlara, kışa ve bahara minnet duyuyorum. Ne güzel yaratmış Allah bu âlemi. Her saniyesi yaşanası, her dakikası heyecan dolu…

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Yenikapı’nın Dili

Dün elhamdülillah Türkiye ayakta idi. Tek vücut tek yürek halinde varlığını ortaya koydu. Milletin kalbinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir