Göle Maya Çalmak; AK Partili Kurtulmuş!

Yazmamaya gayret ediyorum ama elim hep siyasete kaçıyor şu günlerde…

Zira Türkiye 10 yıldan sonra yeniden ‘bilirsizliğin hâkim olduğu’ bir siyasi zemine doğru akıyor.  Sayın başbakan bir kere daha aday olmayacağını –bu kadar tecrübe kazanmış insanların siyaset sahnesinden çekilmelerini de anlamıyorum. Halbuki tecrübe ve çok vukuat yaşamışlık asıldır idarecilikte– söyledi. Yerine de anlaşılıyor ki, Numan Kurtulmuş beyi bırakmayı tasarlıyor.

Bu ne getirir götürür bilemem. Doğru bir hareket olmadığı ise kesin. Hem Kurtulmuş açısından hem AK Parti ve kurmayları açısından. Doğrusu, Numan Beyin, son 6-7 yıllık Ak Parti karşıtı söylemlerine ve Harun-Karun iddialarınaAk Partilileri götürücülükle ithamına– nasıl bir ‘tevil’ getireceğini de merak ediyorum.

Numan Bey, tabii ki düzgün, müstakim bir Müslüman’dır!

Fakat bugüne kadarki siyasi yaklaşımı Ak Parti’den farklı idi. AK Partiyi kirlenmek ve kirletmekle suçladı. Şimdi ise kendisi, kirlendiğini iddia ettiği ekibin başına geçiyor. Eminim, kendisinin katılımı ile bu partinin nasıl aklanmış olacağını eski tabanına ve bu iddiadan gücenmiş Ak Partililere izah edecektir.

Ben kendi payıma bu katılımı tuhaf buldum ama yadırgamadım. Türkiye’de, son dönemlerde, bilhassa siyasette ‘uzak akrabalarla birlikte hareket etme’ geleneği yaygınlık kazanmaya başladı. Şimdi CHP de o yola giriyor. Aşiret beraberliği fikri beraberliğin önüne geçiyor…

Sayın Kurtulmuş’un Ak Partiye çağrılmasındaki gerekçe, yeni oy getirmek mi, kaçmakta olan oyları tutmak mı, yoksa aktif siyaseti bırakacak olan Sayın Erdoğan’ın, yerine, ‘güvenilir’ birini bırakma arzusu mu? Veya -akla en uygun gibi görünen-  Köşk’e çıktıktan sonra icrayı da kendi kontrolü altında tutma planı mıdır bilemiyorum.

Bana göre bu dört gerekçe açısından da Kurtulmuş doğru isim değildir. 1- Yeni oy getirmeyecektir. 2- kaçan oyları tutamayacaktır. 3- Parti içinden ‘liyakat sahibi’ birini bulamayıp da liyakat yerine ‘güveni’ -Sayın Kurtulmuş’u güvenilebilir kılan nedir?-  esas alarak Kurtulmuş’u seçmesi de bir yırtığı dikerken, elbisenin tamını zedelemeye benziyor. AK Parti’de istihdam edebileceği biri yok muydu?

Çünkü Numan Kurtulmuş, Ak Parti felsefesini -çoğu kere de haklı olarak- benimsememiş biridir. Ak Parti’nin siyaset ediş tarzı ile Numan Kurtulmuş’un sürdüre geldiği siyaset edişi farklıdır. Ak Parti, o felsefeden bir inhiraftır. Siz Ak Parti için bir ‘milli görüş’ hareketidir diyebilir misiniz? Milli görüş ne kadar milli ise, Ak Parti o kadar ‘global’dir. Din, Milli Görüş’te maya, Ak Parti’de çeşnidir.  Hak olmak başka bir şeydir revaçta olmak başka bir şeydir. AK Parti ‘revacı’ yakaladı…

Dolayısıyla ya Kurtulmuş bir ‘siyasi kimlik kayması’ yaşayacak ya Ak Parti kimlik tashihi yapacak! (Bunu yaptırmazlar). Kurtulmuşun, bu saatten sonra bir ‘siyasi kimlik kayması’ yaşaması için gerekçe ne olabilir? Acaba, Erdoğan’ın onu tercih etmesindeki ‘uzak akrabalık bağları’, onun da kimlik değiştirmesine yetecek mi?

Sayın başbakanımızın, Köşk’e çıkarken, arkasını sağlama alması hakkıdır. Fakat icrayı da kontrolü altında tutma çabası doğru değildir. Zaten başarılı olmuş uygulamalar da yoktur. Ama yine de ancak bu gerekçe ile izah edilebilir sayın Kurtulmuş’un davet edilmesi!

Gerekçe ne olursa olsun bu tedbirin bekleneni vermesi imkânsız -Hadi imkansız demeyelim de ‘zor’ diyelim- . Verse de Türkiye’nin hayrına olmaz. Çünkü Türk siyaset tarihinde bu tür tedbirlerin hiç biri beklenen sonucu vermemiştir. Diyelim Başbakan, Cumhurbaşkanı oldu -ki artık önünde mani yok gibi görünüyor- Kurtulmuş da başbakan. Sayın Kurtulmuş. İcraya kendi tarzını getirse itiraz görecek, söyleneni yapsa kendisi bitecek!

Yazık ki insan, hataları tekrar etmekten kendini alamıyor ve tarih de tekerrür etmiş oluyor.

***

Sayın Kurtulmuş’un Ak Parti’ye davet edilmesi, gösteriyor ki, Türkiye’de siyasi ekip değişikliği yeniden gündemde. Ben geçmişte, neden bizim de ‘gelenekleri’ ve ‘uzun geçmişi’ olan partilerimiz yoktur diye hayıflanırdım. Sonra şunu fark ettim, Türk milletinin tüm siyasi edinimleri ve kazanımları, hep yeni ekiplerin siyasete girmesiyle olmuş. DP’nin gelişi, Ap’nin gelişi, Milli Nizam’ın ortaya çıkışı, ANAP hareketi, ardından Ak Parti’nin Refahtan ayrılıp yeni bir misyonla siyasete girişi sayesinde millet gıdım gıdım ilerleyerek, rejimden bir takım haklarını kurtarmayı başarmıştır.

Ak Parti, millet hesabına en çok hamle yapan parti oldu. Fakat büyük tahriplere de sebebiyet verdi. Ben dahi, çıkarılan birçok kanunlarla ve özelleştirme hareketinin ‘la yüsel’ uygulanmasıyla memleketin geleceğine ciddi ipotekler konulduğuna inanıyorum.

Şimdi anlaşılıyor ki Ak Parti de misyonunu kapatıyor. Doğrusu daha uzun sürer sanmıştım. En az on yıl daha Erdoğan millete hizmet eder diye bekliyordum. En azından yerini dolduracak birilerini çıkarıp hazırlar sanmıştım. Ama olmadı. Anlaşılıyor ki Türk siyaseti, yeniden yeni bir siyasi ekibe yer açmak için, çarklarını çalıştırmaya başladı.

Türk devlet ve siyaset geleneğinde de zaten başarı, bir ekibin uzun soluklu çabalarından ziyade, peş peşe gelen tepkisel ekiplerin millet adına bir şeyler ortaya koyma çabalarının eseri olmuştur.

Sağdaki partilerin sık sık kapanması ve ‘Sağ’ın her seferinde yeni ekiplerle ortaya çıkması milletin lehine olmuştur. Tıpkı CHP’nin hep ‘o kafa’  kalmasıyla millete hizmet ettiği gibi… CHP’nin kendisini günün şartlarına uygun güncelleyebildiğini düşünün. Millet hala eski rejimin dayatmaları altında inliyor olacaktı… Veya ülke bir parçalanmaya gidecekti…

Ne ise. Yine siyaset yazdık.

Buradan, siyasette gözü olan yeni dönemin kurucu gençlerine sesleniyorum. Ak Parti sonrası bir siyasi yapılanma için kolları sıvayın! 2013 sonrası yeni bir yapılanmaya gebe zira!

Hem de olmalı. Çünkü artık, yüreklerinde eski rejimin korkularını barındırmayan, siyaset yaparken, ikide bir askerin gözünün içine bakma ihtiyacı duymayan, her söylem ve demecinde, sözü dolandırıp Atatürk’e getiren müsamere öğretmenleri gibi sözü eveleyip geveleyip bildik yaklaşımları tekrarlamayan siyasetçilere ihtiyacımız var.

Millet Erdoğan’ı, bu meselelerdeki duruşuyla sevdi ve destekledi. Ama o da artık yoruldu işte… Yerini birilerine bırakması gerekiyor. Bunu yaparken de her muktedirin yaptığı gibi arkasını düzenliyor. Tıpkı Nasreddin Hoca’nın göle maya çalması gibi.

Kurtulmuş, kurtuluş mu bilemiyorum. Umut etmek güzeldir ama göllerin maya tutmadığı da bir vakıa!

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Yenikapı’nın Dili

Dün elhamdülillah Türkiye ayakta idi. Tek vücut tek yürek halinde varlığını ortaya koydu. Milletin kalbinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir