Hz. Ali’den Çağımız ‘Hemzani’lerine Mektup

Yaşanan keşmekeşliğin dünya hırsından kaynaklandığını pekala bildiği için, valilere, dostlarına, idarecilere gönderdiği her mektubunda, siyasi hatalarla birlikte bireysel ahlakın prensiplerini de hatırlatıyordu.

Bugün size Hz. Ali (ra)‘nin  Hemzan[1] Kürt bir idareci olan Haris‘e yazdığı bir mektubu özetleyerek aktaracağım.  Mektubun yazıldığı dönem, İslam memleketinde kargaşanın hüküm sürdüğü bir dönem…

Hz. Osman (ra) döneminde hem idareyi hem sermayeyi ele geçiren Ümeyye oğulları, Hz. Ali’nın,  idareyi ele alıp da ‘ümmetten gasp edilen malların halka iade edileceğini’ duyurması üzerine kıyameti kopardılar.

Esasında bu yönü dile getirilmez ama Hz. Ali’ye karşı oluşan direnç, insanların, daha önceki dönemlerde ele geçirdikleri siyasi ve ekonomik rantlarını kaybetme telaşıdır biraz da… Bugün de öyle değil mi? Türkiye’de sistemden beslenenler, mevkilerini ve imkanlarını kaybetmemek az mi dolap çevirdiler. AK Partiye gösterilen direnç sadece Atatürkçülük aşkı mıydı sanıyorsunuz? Yahut bugünlerde mısırda yaşananlar… Hep bu, köşe başlarını ele geçirip, milletin sırtından geçinmeyi huy edinmiş tufeylilerin imkânlarını kaybetme telaşı değil mi? Son on yıl içinde yaşanan siyasi ve ekonomik mücadeleleri bir düşünün…  Kimse milletten gasp ettiğini vermeye yanaşmıyor.

Ve maalesef, ‘adalet ‘ istiyoruz deyip de yola çıkanlar da sonunda, gücü eline geçirir geçirmez öncekilerin elinden aldıkları imkânları kendileri kullanmaktan nefislerini alıkoyamıyorlar…

Hz. Ali (ra) öyle yapmadı. İktidara gelir gelmez, önceki yönetimlerin halktan aldıklarını yeniden halka vermeye kararlıydı. İlk icraat olarak valileri değiştireceğini, Beytülmal‘i denetim altına alacağını söyledi ve “Millete ait olan bir tek dirhemi kimsede bırakmayacağım” dedi.  Bu, bir sahabe tavrı idi ve zannetti ki böyle yapınca her Müslüman memnun ve razı olacak. Herkesi kendi gibi sandığı için dünya hırsının yüreklerde hangi boyutlara varmış olduğunu düşünmedi. Düşünün ki, Zübeyir bin Avvam (ra) ve Talha (ra) gibi cennetle müjdelenmiş zatlar dahi bu açıklamadan rahatsız oldular… Onu bir tür devr-i sabık yaratmakla suçladılar…

Nitekim de ilk elden Hz. Osman’nın (ra) evindeki bütün silahlara el koymuş, ‘Zekât malı’olarak toplanan hayvan sürülerini Beytülmale devretmiş, Hz. Osman’ın (ra) bir kısım akrabalarının ellerinde bulunan, -yönetime yakın olmakla elde ettikleri- topraklarına el koymuştur…

O dönem, bugünlerdeki gibi servet edinme hırsının, -bilhassa idareye yakın kesimlerde; yani Hz. Osman’ın akrabaları ve siyaseten taraftarlarında- tavan yaptığı bir dönem… Herkes su akarken testini doldurmuştu… Hz. Ali bundan rahatsızdı ve giderek halkta daha büyük rahatsızlıklara sebep olacağı görülen bu adaletsizliği düzeltmeye kararlıydı.

Yaşanan keşmekeşliğin dünya hırsından kaynaklandığını pekala bildiği için, valilere, dostlarına, idarecilere gönderdiği her mektubunda, siyasi hatalarla birlikte bireysel ahlakın prensiplerini de hatırlatıyordu. Toplumsal ahlakın bireysel ahlakın yeniden Kuran zeminine oturtulması için çaba gösteriyordu. Bu mektup da onlardan biridir.

Hemzanî, Ha. Ali’ye taraftar mahallî bir idareci olması muhtemel! Ona yazdığı mektupta şöyle der:

Kur’an’ın hükmüne sarılıp ondan öğüt al. Helalini helal, haramını haram bil. Geçmişe dair hak olarak anlatılanları tasdik et!

Dünyadan geçenleri, onlardan arda kalanlarla düşün de ibret al. Çünkü onun bir kısmı diğerine; sonu da ilkine benzer! Sonunda hepsi de fanidir, yok olucudur.

Sen Allah’ın adını yücelt. Ölümü ve ölümden sonra yaşanacakları çokça an. Ahiretin şartlarını sım sıkı yerine getirmedikçe ölümü isteme.[2]

Yaparken sana haz veren ama halkın nefret edeceği şeyden sakın! Gizlice yapılıp da açığa çıktığında utanacağın her fiilden uzak dur![3] Sorulduğunda inkâr etme ihtiyacı duyacağın her hareketten ve eylemden sakın.  Namusunu, şerefini, adını halkın kınayıcı sözlerine hedef etme!

Duyduğun her şeyi halka söyleme; bunu yapman yalan olarak sana yeter. Her söyleneni de kale alıp onlarla dalaşma. Bunu yapmak cehaletini gösterir…

Kendine hâkim ol. Öfke, şeytanın öncü kuvvetidir.[4] Kızdığında aklını başına al. Gücünü bağışlamakta kullan da akıbetin güzel olsun.

Allah’ın sana verdiği nimetlerden hiç birini zayi etme. Onlarla salih amelde bulun. Allah’ın ihsan ettiği nimetlerin eseri üzerinde görülsün.

Müminlerin en üstünü; nefsinden, ailesinden,  malından infak edendir. (Aldanış (Teğabun) Suresi, 16)  Allah’ın verdiklerini yine Allaha; yani halka verendir. Önceden gönderdiğin hayır, azığın olarak kalır. Geriye bıraktığın servetler başkasının hayrı olur, senin değil.

Sakın sakın, görüşü ve sözü ameline uymayan kişiyle arkadaşlık yapma, onları dost edinme (Siyasiler danışman seçerken, bu tembihi unutmamalı). Çünkü sen ne kadar temiz de olsan arkadaşlarınla bilinirsin (Senin batının onların açık haliyle açık olmuş olur), onlarla itibar görürsün.

Nehcu’l- Belağa’dan mealen aktardığım bu sözler biraz daha uzun. Ama bu kadarı akil sahipleri için yeter diye düşündüm.

Selam ve dua ile…


[1]) Hemzan, o zamanlar bugünkü Kuzey Irak bölgesinde yer alan bir Kürt yerleşim bölgesi ve Harise Hemzanî de oranın idarecisi olsa gerektir… (MAB)

[2]) “…Sakın tam İslam olmadıkça ölmeyin!”  (Bakar, 132)

[3]) “…açık veya gizli hiçbir utanç verici fiil işlemeyin… (En’am, 151; Araf, 33)

[4]) “…öfkelerini yenenler…” (Al-i İmran, 134)

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Yenikapı’nın Dili

Dün elhamdülillah Türkiye ayakta idi. Tek vücut tek yürek halinde varlığını ortaya koydu. Milletin kalbinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir