İsa Mehdi’ye İktida Edecektir!

Rusya uzun bir süredir bölgede tam bir kabadayı gibi davranıyor. Putin, Deli Petro olmak amacında…

İçeride muhaliflerine karşı elde ettiği başarıya güvenerek, aynı başarıyı dünya arenasında da sürdürebileceğine inanıyor. O yüzden de hem Kafkaslarda, hem Ukrayna ve eski Sovyet ülkelerine karşı pervasız hareketlere girişiyor. Mamafih şu ana kadar da ona dur diyecek bir irade ortaya çıkmadı. Bu da doğal olarak Rus ayısının meydanı boş görmesine yol açtı.

Elbette Rusya hafife alınacak bir ülke değil ama çok korkulacak bir ülke de değil. Bizim gibi nispeten silah sanayiini tamamlayamamış ülkelere karşı kabadayılanması bir şey ifade etmez. Çünkü artık ülkelerin menfaatleri sadece kendi sınırları içinde değildir. Önünde sonunda kendisiyle baş edebilecek bir gücün ayağına basacaktı. Ben şahsen Türkiye ile kapışmasını öyle görüyorum. Türkiye Rusya ile kapışabilir mi?

“Sanmıyorum” yerine “tartışılabilir” demeyi yeğliyorum. İnşallah böyle bir şey olmaz. Çünkü Türkiye sadece Türkiye değildir.

Öyleyse Rusya neden bu kadar pervasız davranıyor? Defalarca sınır ihlalleri hakkında uyarıldığı ve Rus askeri ateşesi çağırılıp uyarıldığı halde neden pervasızca bu işi yapıyor.

Benim kanaatim Rusya’ya verilen görev bu! Mümkün mertebe savaştan ve kargaşadan uzak duran Türkiye’yi “batağa” çekmek… Ona bu konuda rehberlik eden ve yanlış enformasyon ile Rusya’yı bölgeye musallat eden İran’dır. Eğer öyle olmasaydı, Rus uçakları DAEŞ’ı veya IŞİD’i bombalıyorum diye neden Türkmen Dağına bomba yağdırasınlardı. Bu gösteriyor ki, Rusya, İran ve Esad tarafından yanlış yönlendiriliyor. Ve Vatikan kontrolündeki batı da buna göz yumuyor. Hatırlayın Rusya, Amarika’daki görüşmeden sonra sivilleri bombalamaya başladı. Amacın ne olduğunu ilerdeki satırlarda açacağım..

Rusya bu bölgeyi pek bilmez. Sınırdaki hassasiyetleri anlamaz. Belki yakın bir zamanda yanlış enformasyonla yönlendirildiğini de anlar ama olan da olur işte…

Rusya şu anda, Çin ve Amerika’nın –belki de Vatikan derin devleti demek lazım- dünya güç dengesindeki saklı çekişmesinden istifade ediyor. Önünde sonunda yaşanacak Çin – Amerika (Vatikan) kapışması öncesinde dünyadan ne kadar pay koparabileceğine bakıyor!

Burada önemli olan Avrupa’nın tutumudur.  Amerika, nihai bir kapışmaya girmeden önce yeterince hazır olup olmadığına bakacaktır. O yüzden işi soğutmaya alabilir. Bu da normaldir. Çünkü hem Afganistan’da, hem Irakta canı ciddi bir şekilde yandı. Halkına yeni bir maceraya atılmayı kabul ettiremeyebilir. Ama nihayetinde Türkiye kaybettiğinde o da kaybedeceği için meseleye sonuna kadar ilgisiz kalamaz. Onun ne zaman harekete geçmesi gerektiği Vatikan’ın planlarına bakıyor… çünkü olayların en gerisindeki gücün Vatikan olduğu kanaatindeyim. Bana bunu düşündüren, Resulullahın,  İsa’nın Mehdiye tabi olup destek vereceği haberidir!

Rusya 20. Yüzyılda Çağdaş Bizans rolünü üstlenmişti. Vatikanın rehberliğinde geçtiğimiz yüz yılın son çeyreğinde tasfiye edildi. Putin, hala kendisini eski Bizans sanıyor ve kendi kilisesini İstanbul’daki Patrikhanenin devamı sayıyor. Ama bu artık ne vatikanın ne Amerika’nın işine geliyor. Şu anda Fener Rum Patrikhanesinin bir üyesi Amerikan vatandaşı bir Rum! O Fener Rum Patriği olmaya hazırlanıyor. Rusya’nın batı karşısında tavır almasının en altında bu gerçek de yatıyor. Çünkü doğu hırıstiyanlarını Rusyaya bırakmak istemiyorlar. Nasıl ki Bizans metropolitleri, Vatikan’a teslim olmaktansa Türk komutanlara teslim olmayı yeğlemişlerse, şimdi de Vatikan, doğu Hristiyanlarını Rusya’ya bırakmaktansa Türklere emanet etmeyi tercih edecekler.

Mamafih Rus halkı da savaş istemez. Daha kısa bir süre önce küçük bir müdahale ile Rus ekonomisi yerle bir edildi. İkinci bir darbeyi göğüsleyemez. Ekonomisi bıçak sırtında iken Rusya’nın böyle bir şeye kalkışması, Gürcü Putin’in kavmî cesaretinden başka bir şey değildir.

Kuzey yarım küre çetin bir kışa giriyor. Savaş herkes için sıkıntıdır. Rus halkı da tüm dünyayı ilgilendirecek bir savaşa izin vermek istemez ama halkın yöneticilerine laf anlatabileceğini sanmıyorum.

Bugün tüm dünyanın stratejistleri Suriye’deki bir kapışmanın Üçüncü Dünya savaşına kadar gidebileceğini biliyor. Tuhaf olan İsrail’in yanı başındaki bu yangına karşı bigâne davranıyor görünmesidir. Bence bu iyi okunmalıdır. Oradaki büyük bir kapışma kesinlikle İsrail’in de canını yakacaktır ve İsrail’in feda edeceği tek canı bile yoktur…

Rusya’nın yaptığı operasyonlar Sünnilere yönelik olması belki şimdilik İsrail’in işine geliyor olabilir. Ama büyük bir arbedede onun da canı yanacaktır. İsrail, kendisine yeni bir tehdit söz konusu ise bölgede bunun her şeye rağmen Sünnilerden gelebileceğini sandığı için onların imha edilmesine şimdilik kayıtsız kalıyor.

İş nereye varır, nerede durur şimdiden tahmin edilmeyebilir amma bu hikayenin ne şekilde sonuçlandığını/sonuçlanacağını az çok biliyoruz. Şimdiki adıyla bir Doğu-Batı kapışmasının yaşanması mukadderdir. Bize göre ise son bir “iyiler ve kötüler savaşı”… Bu savaşlar,  sonunda yeryüzünde yeni biri “inananlar ittifakı”na zemin hazırlayacaktır. Kuran bize “İslam’a karşı müşfik olanların Hrıstiyan ruhaniler olduğunu” (Maide, 82) boşuna mı hatırlatıyor sanırsınız?

Bir kıyamet senaryosu olmayanlar ne söylediğimi şimdilik anlamayabilirler. Ama tüm yaşananlar haber verilen şekilde geliştiğine göre, muhakkaktır ki bir “Hristiyan Ruhaniler- Mümin Müslümanlar ittifakı” da olacaktır. “İsa Mesih Mehdiye iktida edecek!” şeklindeki hadisi, hâdiseler diliyle okumak istediğinizde bunu anlarsınız.

O yüzden diyebilirim ki bölgede yaşananlar, bin yılda bir yaşanacak cinsten bir kapışmadır.

Batı Roma (Vatikan), kendisi için ciddi bir sıkıntı olmaya başlamış olan Bizans’ı, nasıl ki Osmanlı’nın insafına bırakarak, Osmanlıların Doğu Roma olmasına yardımcı oldu ise (en azından göz yumarak)… Şimdi de Siyonist Para baronlarının desteği ile Doğru Roma haline getirilmek istenen Çin’e karşı yeni bir Osmanlı inşasına zemin hazırlıyor gibime geliyor.

Ben bu kapışmaların, Türkiye’yi güçlendireceğini umuyorum.

Bilenler bilir; bugüne kadar ki genel yaklaşımım şuydu ki, bizim bölgemizde yaşanan kargaşaların en altındaki sebep İsrail’in, ‘Büyük İsrail’ devletini kurma çabasıdır. Ama şimdi genel gidişata bakarak –tabi İsrail’in orada kurulması da dâhil- meselenin çok daha büyük olduğunu, İsrail halkının dahi bu kapışmada kurban taraflardan biri olduğunu görebiliyorum. Zaman tabii ki en büyük müfessirdir ama görüyorum ki, bir el onların da planlarının gerçekleştirmesine mani oluyor. Çünkü Büyük İsrail için 2006’da adım atılması ve 2012’de o adımların teşahhus ettirilmiş olması gerekiyordu. Ama olmadı. İsrail’in bölgede üstlendiği görevlere karşı aldığı pay tatmin edici değil çünkü. Sanırım bunu İsrail derin devleti de görüyor ki onlar da Çini donatıp yeni bir Doğu Roma olarak Vatikan’ın karşısına koymaya karar verdiler. Bu, Yahudi sermayesinin neden Amerika’dan Çin’e kaydırıldığını da izah ediyor..

Öyle hissediyorum ki Batı Roma yeniden harekete geçti. Ve Kendisi için yenilmesi zor olacak yeni Doğu roma namzedi Çin’i durdurmak istiyor. Bu tür güç dengelerinin oluşturulması elbette derin ve kalıcı felsefeler ve stratejiler gerektirir. Ve tabii ki kanlı eylemler… Kimse kullanıldığını fark etmez ama birileri olayları kurgular ve tatbik eder. (Hatırlayın Fatih, ne zaman ki Doğu Roma’ya yöneldi, zehirlendi). Sanırım Vatikan, Türk gücünden kendine yeni bir kalkan oluşturacak. Tabii bu bizim de işimize geliyor. Anlaşılan odur ki, İsra Suresinde ifade edildiği üzere Türklerin görevi sadece Museviler ile Müslümanlar arasında devam ededuran kavganın dengesini değiştirmekle kalmayacak, dünyanın yeni şeklinin belirlenmesinde de rol oynayacaktır. Dünya derin devleti -ki bunun başının Vatikan olduğu netleşiyor- Türkiye’nin yeniden güçlendirilmesini istiyor.

Uzun vadede bu Türkiye’nin lehine mi olur aleyhine mi olur bilemiyorum. Çünkü geçen asrın başında tam da bu sıralarda başlamış olan Birinci Dünya Savaşı’nda, batının açılımı ve büyümesi önünde duran Osmanlı’nın tasfiyesi sağlanmış, “Doğu Roma” görevini üstlenme Rusya’ya verilmişti. Rusya kendisine verilen fırsatı Batının aleyhine kullanınca çökertildi. Ama beklenmeyen bir şey oldu, Washington merkezli İblis düzeni(Neoconlar) Çin’i parlattı. Çin’in parlaması ve Batıya hücum etmesi, tüm Yahudilerin Filistin’e toplanması gibi kıyamet alametlerindendir. Bu gerçekleşti. Çin’in kabına sığmadığı ve batıya doğru taştığı görüldü. Bu gelişmenin, Batının, kendisiyle çok öğündüğü dokunulmaz kıldığı kutsal  “değerler”ini ciddi tehdit etmektedir. Şimdilik, Washington merkezli İblis düzeni, Vatikan Merkezli “Newyork yaklaşımı”nı –ki biraz daha vicdanidir- İslam terörü iddiasıyla yedeğinde tutuyor ve oyalıyor. Bu simülasyon bittiğinde Batı derin bir vicdan muhasebesi yaşayacaktır. Ve esasında yaşanan kavga sadece doğu batı kavgası değil, dünyadaki iyiler ve kötüler kavgasıdır da tam farkında değiliz.

Benim iki endişem var. Biri başta da belirttiğim gibi Avrupa’nın Türkiye’nin yanında yer alıp almayacağıdır. Diğeri de Türkiye’nin mazlumlar safında olup olmadığıdır?

Avrupa Türkiye’yi bırakmadıkça savaş olmaz. Ama rivayetlerde var ki Avrupa Türkiye’yi terk edecek ve Türkiye savaşın içine çekilecek. Başlangıçta ciddi sıkıntılar yaşayacak ve hatta bazı bölgeleri işgal edilecek.

Ama nihayette Türkiye, mazlumların yanında yer aldığı/alacağı için sonunda Hristiyan ruhanilerinin de Türkiye’nin yanında yer almasıyla –rivayette vardır, İsa gelecek Mehdiye iktida edecek- Türkiye büyük bir toparlanma yaşayarak kendisinden koparılan bölgeleri ve daha fazlasını yeniden sınırları içine katacaktır. Doğu Roma olma hakkı yeniden Türklere verilecektir.

Yavmülmelhame denilen hadislerde sözü edilen savaşlar ondan sonra gerçekleşecektir! Çünkü Vatikan Yahudileri gözden çıkarmadıkça İsrail’e bir şey yapmak mümkün değildir.

Ben fakir, bu yaşananların ilk etapta ciddi bir fatura getirse de sonunda Türkiye’yi güçlendireceğine inanıyorum. Haa tabii ki bu canlar yanmayacak, insan zayiatı olmayacak, ülke ve halk zahmet çekmeyecek, bedel ödemeyecek demek değildir. Maalesef, hiçbir coğrafî büyüme ve iktidar, faturasız değildir. İsa’nın gelip Namazda Mehdiye uymasını başka bir şekilde izah etmek safdillik olur…

Rabbim yaşananları hayrımıza tebdil etsin inşallah!

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Yenikapı’nın Dili

Dün elhamdülillah Türkiye ayakta idi. Tek vücut tek yürek halinde varlığını ortaya koydu. Milletin kalbinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir