Okumayın Beni Kardeşim!

BENİ OKUMAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE SAHİPSİNİZ!

İllallah be kardeşim illallah!

Yani şu memlekette, Matild ‘Hanım’ın sunduğu hizmetten daha ‘ağır’ iş mi yapıyoruz ki insanlar bu kadar hakaret etme hakkını buluyorlar kendilerinde…

İnanın, toplum nezdinde ‘şerefsizlik’ sayılan işlerde çalışanlara bile, yazarlara yapıldığından daha fazla hakaret edilmiyordur…

Yahu kardeşim, insanın kendisi olma ihtimali yok mudur bu memlekette?

Bir insanın hakikaten inandığı için öyle yazdığını neden insanlar akıl etmezler de illa da her sözü, her yaklaşımı birine yaltaklanmak veya yaranmak şeklinde algılarlar.

Elli kere söyledim, ben herhangi bir partiye mensup veya taraftar değilim. Olabilirdim de! Ama değilim işte…

Defalarca da yazdım ki, hayatımın geçim endeksi bakımından en zayıf, en aciz halini bu dönemde yaşıyorum. 57 yaşındayım ve 1979 yılından beri mesleğin içindeyim. Mesleğin en iyi yerlerinde bulundum ve hiçbir dönemde bu iktidar dönemindeki kadar dışlanmadım, bu denli kenara itilmişlik hissi yaşamadım. Hiçbir dönemde bu kadar azla yetinmek zorunda da kalmadım.

Ama yakınımdakiler bilir ki bu halimden dolayı da hiçbir zaman yakınmadım, haliminden dolayı özel rica arz etmedim ve kimseden bir şey talep etmedim. En nihayetinde bu durum bir “ayak-yorgan” meselesidir; ben de ayağımı yorganıma göre uzatıyorum, yorganımın uzunluğu şükür ki bana yetiyor…

Ama buna rağmen bir yığın vicdansız adam çıkıp beni AK Parti arpalığında semirmekle suçlayabiliyor! Böyle bir yazarlık olamaz, böyle bir özgürlük de olamaz. İki gramlık fikirden bile mahrum bir yığın mahlûk, kendisini merkeze alıp bir de şeref dersi vermeye kalkışıyor…

Neden akıl etmezler ki? Böyle inanıyorum ve böyle yazıyorum?

Kardeşim, sizin saçma sapan fanatizminize kapılmak zorunda mıyım? Irkçılığınıza, Türkçülüğünüze,  Kürtçülüğünüze, bağnazlığınıza; etinden, sütünden, canından beslenip semirdiğiniz şu memleketi parçalamanıza neden seyirci kalayım.

‘Sevad-ı azam’ ile hareket etmek varken, neden birilerinin, ihtirası boyunu aşmış şeyh müsveddesi liderine bağlılık duyayım?  Eski düşmanlar olarak sizin, dipten gelen talimatlara uyarak CHP çizgisinde buluşmanız ayıp olmuyor da milletin yüzde ellisinin ittifak ettiği bir meseleyi takdir etmem mi yanlış oluyor baylar?

Demirel tarzı sağın deve dişi gibi insanlarının, CHP yanında saf tutup millete karşı mücadele etmesi size ayıplı gelmiyor da benim, parti taraftarlığından azade biçimde sivil siyasetten yana tavır koymam mı bir yerlerinize dokunuyor?

Sizin gibi düşünmeye mecbur muyum? Neden i’rabda mahalli olmayan partinize hulus çıkarayım?  Neden yanlışlarına yanlış demeyeyim ve varsa hayrına neden alkış tutmayayım? Neden eleştirinin illa da küfür şeklinde olmasını bekliyorsunuz?  Oysa kendimce en akılcı ve en kalıcı etkili eleştirileri iktidara yönelten bir kalemim varken, “üslubu’l-beyan, ayniyle insan” iken niye küfürler savurarak haklı iken haksız pozisyona düşeyim?  Çünkü gerçekten benim, ne zedelenmesinden sakınacağım bir ticaretim, ne elimden alınmasından çekineceğim bir işim, ne de kaptırmaktan korktuğum bir servetim var. Bir sonraki ayın faturalarını verebilecek imkânım varsa kendimi zengin telakki eden biri olarak niye ve kime yaltaklık ihtiyacı duyabilirim ki!

Bu kadar iftira, bu kadar eleştiriye katlanmama gerekçe olabilecek bir çıkarım yok ki size tahammül edeyim. Okumayın kardeşim.  Beni okumama özgürlüğüne sahipsiniz.

Yahut gücünüz yetiyorsa haber7 üzerine kurun baskıyı –eğer sizi dinlerlerse tabii- yazdırmayın bana… Bana size karşı sizin üslubunuzu takınma hakkı vermeyin lütfen. Çünkü siz eleştiriden şahsa hakareti anlıyorsanız benim de size ayniyle muamele hakkım doğar!

Bir yığın zavallı beni AK Partililikle itham ederken bir yığın gafil de AK Parti karşıtlığı ile suçluyor. -Üstelik herhangi bir vatandaş gibi AK Parti’yi destekliyor da olabilirim yahut politikalarına karşı da olabilir ve bunu özgürce ifade edebilirim.- Hadi bunlara tahammül edelim ve ederim de. Nihayetinde bu okurun ifade özgürlüğüdür.

Peki, şu her güzel sözün illa da bir menfaat karşılığında yazılmış olduğunu sananlara ne demeli?

Esasında biliyorum ki su-i zan bizatihi gizli bir itiraftır. Her yazımın altına aşağılık ithamlar yazanlar,  olmadı;  posta adresime ağır hakaretler içeren mailler atanlar demek istiyorlar ki ‘biz senin gibi yazabilsek kendimizi satarız, her alkış karşılığında para alırız.”

Ben de bu yorumları yapanları, böyle görsem doğru olur mu?

Bir yazarın inandığı için öyle yazdığını neden akıl etmezler de illa satılmayı düşünür bu “bir kısım” okur kitlesi…  Beni, haber7 arpalığında beslenen bir at sineği sanıyorlar. Rica ediyorum haber 7 yöneticileri bu yazılar karşılığında hangi villayı kaptığımı, hangi milyon dolarları aşırdığımı veya hükümetten ne gibi bir arpalık edindiğimi açıklasınlar da merak içindeki şu zavallılar da rahatlasın!

İnsanlar nasıl bu kadar basit düşünebilir, nasıl böyle bir yazıdan bile bu kadar aşağılayıcı yorumlar çıkarabilir veya nasıl bu kadar kör olabilir diye evin içinde dört dolanırken, hanım merak edip sordu.

Ben de durumu anlattım.  Güldü. “Niye bu kadar alınıyorsun ki? İnsan bu! Görmüyor musun hala ineğe tapan insan bile var şu yeryüzünde. Basiret bağlanınca insan akı kara görebiliyor demek ki…” deyince vallahi rahatladım.

Evet ya. Yeryüzünde ineğe tapan bir yığın insan varken, tezviratlardan belki de alınmamak gerekir…

Yusuf Sancak diye bir dostum var. İHA’lı yıllarda beraber çalışırken beni hep insanlara çok kıymet vermekle eleştirirdi. ‘Sen  eşeklere de insan muamelesi yapıyorsun!’ derdi.  Cümle ona ait olduğu için aynen alıntıladım, okuyucularım lütfen beni mazur görsün.

Ben de dönüp ona şöyle derdim her seferinde:

“Ama insan!”

Şimdi ise diyorum ki:  Evet insan, ama…

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Yenikapı’nın Dili

Dün elhamdülillah Türkiye ayakta idi. Tek vücut tek yürek halinde varlığını ortaya koydu. Milletin kalbinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir