Yıldızın Yükselişi Devam Edecek

Ak partili kadrolar bu ülkeye ciddi hizmetler yaptılar.

Eğrisiyle doğrusuyla Ak Parti 14 yıldır bu ülkenin iktidarını elinde tutuyor ve hakikaten halkın hoşlandığı işler yapıyor. Öyle olmasaydı iktidarlarının beşinci evresinde bile bu kadar yüksek oy almaları mümkün olur muydu?

Meseleyi sadece Tayyib Erdoğan’ın karizması ve bu karizmanın etkileyiciliği ile izah etmek küçük akılların işidir. Kalplerin yönelimi olmasa, kim kimi ilanihaye etkileyebilir de oyunu devşirebilir?

Evet, insanı etkilemenin, toplumları sevk ve idare etmenin usulleri ve teknikleri vardır. Bu teknikleri kullanarak (veya zorbalıkla) toplumları maniple etmek, onlardan kendi arzu ettiğini tahsil etmek mümkündür. Ama bu yine de -inancımıza göre- Rabbin rızasını da içermelidir. Çünkü bu mülk O’nundur ve O’nun izni olmadan İblis bile insana dokunamaz…

Rabbin, kuluna gelecek felakete rızası birkaç şekilde olur.

Birincisi hak ediş!

Çünkü toplumlar nasıl bir muamele hak ediyorlarsa öyle yönetilirler. Bunun Kur’an’da ve Hadis’te sayısız delilleri vardır. Toplumlar kendi halini değiştirmedikçe, Allah’ın onların halini değiştirmeyeceği (iyi veya kötü yönde);  bozgunculukta ısrar etmeleri halinde ise o kavimleri kötü ve zalim idarecilere havale edeceği ifade ediliyor.

Bu durumda eğer Ak Parti idaresi iyi ise bu demektir ki toplum iyilikte ısrarcıdır. Yok, eğer bu bir uyuşturucu bela ise bu bir hak ediştir. Bizi de böyle ıslah ediyor Allah. Dileseydi Irak ve Suriye halkı gibi kan yıkım ve gözyaşıyla ıslah ederdi. Ama bu milletin –genel hatlarıyla- hayırda ısrar ettiği cümle âlemin meşhudu. İnşallah Rabbim bu Anadolu halkını büyük hayırlara vesile edecektir. Siz içimizde farklı şeyler terennüm eden sefihlere kulak vermeyin. İnşallah Rabbim yakında, bu milletin yerli yersiz düşmanlarını birbirine düşürecektir.

Rabden gelen sıkıntıların bir kısmı ise imtihan nev’indendir. İstidadını geliştirmek istemeyen, tembellik edenleri nasıl badirelere zorluyor ise şartlar, bu gün de mukadderat bu milleti zorluyor ki hakiki vazifesini hatırlasın ve o sorumluluğunu üstlensin. İnsanlar ve toplumlar kolay kolay sorumluluk üstlenmeye yanaşmazlar. Şartlar onları mecbur eder çoğu kere.

İnanın, yaşanmakta olan -ve öyle veya böyle sonuçta bu halkın hayrına tecelli edecek- gelişmeler, bu milleti yeniden, tarihte üstlendiği misyonu; bir tür farz-ı kifâye olan cihad hizmetini (ilay-ı kelimetullah = Allahın dini yüceltme vazifesini) üstlenmeye hazırlıyor. Çünkü âlem-i İslam’ın bir sahibe ihtiyacı var. Çünkü âlem-i İslam ‘mustadaf’ ve mazlum halde. Birinin, onları çaresizliğe ve köleliğe duçar etmiş çağdaş firavunların zulmüne “dur!” demesi gerekiyor ki benim kanaatim bu Türk milleti olacak yeniden!

Bu çerçeveden, bakıldığında, bu milletin taliini temsilen sahneye giren çıkan siyasi kadrolar, birer ilahi operasyondan ibarettir. İyi gördüklerimizle kötü gördüklerimizle…

Kim Menderes’in hizmetini azımsayabilir? Kim Demirel’in katkısını inkâr edebilir? Kim Özal’ı görmezlikten gelebilir? Kim Erbakan’ın ektiği tohumları ve çabalarını kıymetsizleştirebilir?

Geçin bu güzelliği zahir olan kadroları, sizi temin ederim 28 Şubat süreci dahi Allah’ın muradını tahakkuk ettirmeye, birçok sağ iktidardan daha fazla hizmet etmiştir. Bediuzaman 28 Şubat sürecinin yaşandığı yıla 50 yıl öncesinden dikkat çekmiştir. Dahilde bir dayatma olacağını bildirmiştir amma çıkışın da yani zulümden kurtulmanın da başlangıcını o yıl olarak verir. 1417 (1997) yılını (Yani 28 Şubat süreci) hem bir zalimane bir dayatmanın tarihi hem de karanlıktan çıkmanın başlangıcı olarak verir. Böyle olunca diyebiliriz ki 28 Şubat’a dayatan siyasi kadrolar dahi şu amaca hizmet etmişlerdir. İslam’a husumetin aleniyet kazandığı o post modern darbe olmasaydı, Ak Parti iktidarını kim çıkarabilirdi, kim beslerdi.  Birazcık hikmet nazarıyla baktığımızda meselelerin rengi değişir.

İmdiii, Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun azli meselesine de ben bu çerçeveden bakıyorum. Ben bu yaşananların onun  aleyhine olmadığına inanıyorum. Sergilediği tavır da bunun remzidir. Zahiren şık olmayan bir tavır ile görevden çektirilmesi, belki de Davutoğlu’nun, çok daha güçlü bir şekilde dönüp millete hizmet etmesini sağlayacak hareketlerin öncülüdür. Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ı bu günlere taşıyan, kendi çabası kadar, kaderin ona oynadığı sürprizlerdir. Bir şiir okudu diye hapse atılmış kaç siyasetçi tanıyorsunuz?

Bir düşünün. Zahirde ne gibi bir kusuru vardı ki Davutoğlu’nun?

Davutoğlu’nda, siyasetçilerde görmeyi arzu ettiğimiz ahlaklılık ve ilkelilik Davutoğlu’nda bolca vardı. Haddini ve yetkisini iyi bilen, yüreğinin içinde Allah korkusu taşıyan bir mümin!
Dünyanın tüm güçlü siyasi kadrolarının tatbikat alanı haline getirdikleri Suriye sahnesinde, Türkiye’nin başarısız bir siyaset takip etmiş olmasının faturası Davutoğlu’na kesilmiş olabilir. Bu mümkündür ama şunu unutmamak gerekir ki, Amerika bile burada mağlup olmuştur. En bariz galipler gibi görünen Rusya ve İran’ın bile kaybettiklerini yakında göreceğiz. Orada yegâna galibin Allah olduğunu göreceğiz pek yakında. Tüm iddia sahipleri kaybetmiştir ve kaybedecektir.

Allah, mağrura ve zalime mühlet verir ihmal etmez. Zaten adetullahtandır ki mazlumları zalimlere varis yapar. Kısacası zalim olan mağrur olan kaybeder.

Fakat daha üst perdeden bakıldığında ise –asıl sınav milletin sınavı olduğu için- tüm o zalimler ve mazlumlar, murad-ı ilahinin tahakkukunu sağlayan unsurlardır. Kimisi zulmü üstlenir kaybeder, kimisi mağduriyeti üstlenir kazanır ve neticede Allah’ın muradı olur. Mümin böyle bakar…

Davutoğlu’nun görevden alınması Ak Parti’nin lehine mi aleyhine mi ileride belli olur.

Ak Parti, büyük kadroları olan her döneme yetecek kadar yeni kadrolar çıkarabilen bir siyasi parti. Yani bir Davutoğlu gitmekle yönetim zaafı, hükümette bir sıkıntı olmaz, olmayabilir. Ama yüreklerde bıraktığı bir sancı ve tahribat varsa bunun neticelerini sonra görürüz. Belki gelecek hükümet öyle icraatlar yapar ki, hatayı unutturur bile…

Veyahut denilebilir ki Ak Parti siyasetinin de görev süresi tamamlandı da murad-ı ilahi bu millete yeni bir kadronun hizmetini layık görüyor. Refah Partisi kapatıldığında ben aynı şeyi söylemiştim. Nitekim o siyasetten Ak Parti doğdu ve Selamet ve Saadetten daha başaralı bir hizmet sergiledi. Kim bilir bu hadiselerin altından ne rahmet çiçekleri sümbüllenecek.

Ye’se kapılmaya gerek yok. Davutoğlu ya mağrur oldu, nefsi ıslah edilecek, ya mağdur oldu, kader elini güçlendirecek. Her iki hal de onun için güzeldir. Öyle düşünün.

Siyasi kadrolar, hizmet kadrolarıdır. Mutfaktan masamıza nimet taşıyan garsonlar gibi. Belki millet daha da iyi garsonlar hak ediyor…

Çünkü şu süreç, gidenin yerine iyinin geleceği süreçtir. Ben öyle inanıyorum. İslam’ın da bu milletin de yıldızı yeniden parlamaya başladı zira. Yıldız zirveye varıncaya kadar Allah, dilerse hatalardan bile muvaffakiyetler halk eder. Ak Parti’nin ilk dönemlerdeki halini düşünün. Hepiniz şu itirafı en az birkaç kere duymuşsunuzdur Tayyip Erdoğan için: “Hatasından bile başarı doğuyor!”

Yıldızın parlaması, daha doğrusu Allah’ın teyidi böyle bir şey!

“Akıd kevkebî bi’l-ismi nuran ve behceten

Meded-dehri ve’l-eyyami Ya Nuru celcelet!” Amin.

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Yenikapı’nın Dili

Dün elhamdülillah Türkiye ayakta idi. Tek vücut tek yürek halinde varlığını ortaya koydu. Milletin kalbinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir