Yılmaz Özdil de AKP’li Olur Artık!

Yılmaz Özdil, son zamanlarda eski Engin Ardıç gibi! Tabii küçük bir farkla!

Ardıç, hem akla, hem zekâya hitap ediyor. Özdil sadece zekâya çalışıyor!

Bazen ‘espri yapayım’ derken alta düşüyor! Tabii bunda, ‘mahalledeki malzeme’nin çürüklüğünün de rolü olabilir!

—İkisinin müşterek yanları ne peki?

İkisi de soldan gelme.

İkisi de içinden çıktıkları ‘mahalle’ye sığmıyorlar. O yüzden de kendileri de dâhil birçok şeyi tiye alıyorlar.

İkisi de cins kafa!

Ardıç, kendini kurtardı o mahalleden. Rahat. Ara sıra, canını sıkan olursa “lan beni küfrettirmeyin geçmişinize!” diye uzaktan taş atıyor.

Ama Özdil’in durumu zor.

Halinden de memnun değil, mahallesinden de. Tabi taraftarlarından da…

Sol dese, kendine hayrı kalmamış. CHP dese, ele güne rezil olmuş! Vatan millet Sakarya da diyemiyor.

Kafası da karışık… “Acaba ben de AK Partili olsam mı diye!” Hani Sabah gazetesinden ayrılmasaydı bu daha kolay olacaktı ama…

Bir kere ‘sevmiyorum’ demiş fakat başbakanı başarılı buluyor. ‘Ah bizim de böyle bir liderimiz olsaydı’ diye gıpta ediyor!

Açılımla maçılımla dalga geçerken bile bilincinin altında Tayyib Erdoğan hayranlığı var. O yüzden de “CHP’nin başına başbakan geçsin”diyor.

Bursa’nın, -pardon AK Parti’nin- şampiyon olduğu akşamın sabahında Özdil, spor üzerinden siyaset anketi yapıyor ve “Kim şampiyon olacak” diye soruyordu.

Fenerbahçe şampiyon olsaydı ertesi gün, ‘Şampiyon CHP!’ diyecekti!

Ama yazık ki ‘AKP’li TrabzonCHP’li Fener’i (yani Kadıköy’ü) yendi. -(Osman Özsoy hocanın ilginç tevafuklarını da okuyun! Ben spordan anlamam)- AKP’li Bursa da CHP’li Beşiktaş’ı atteye gönderdi… (Allah’tan Pazartesi yazı günü değil. Bakalım ne yazacak!)

Ve üstelik AKP’li Bursa da tarih yazarak, ŞAMPİYON oldu!

Anlayacağınız, Özdil’in hevesi kursağında kaldı: O da anlamış CHP’linin ipiyle kuyuya inilmez ama ne yapsın. Takım bu, kolay bırakılmıyor.

İki CHP’li de iki AKP’liye yenildi. Özdil, Muhalefet: 2, İktidar: 0 diye bir skor vermişti ama olmadı.

İktidar: 2, Muhalefet: 0

Şampiyon da AK Parti!

Şimdi galip gelen takımın –ki Bursa’nın şampiyon olmasından tuhaf ve izah edemeyeceğim bir keyif aldım- bir taraftarı olarak mağlup Özdil’e sesleniyorum:

—Birader tuttuğun takımdan hayır yok. Hep yeniliyor. Gel bize de şampiyonluk keyfi yaşa!

***

Gelir mi dersiniz?

Bana göre sıkı bir davet olsa gelir! Bildiğim Yılmaz Özdil, uzun süre muhalefette kalmayı hazmedemez.

Yapısı ve dışa açık modernliği, uzun süre gelişim/açılım karşıtlarıyla birlikte olmaya manidir.

Bakmayın, şimdi statükocu gazetede yazdığına… Fırsatı ve imkânı olsa bir dakika orada kalmaz.

Ben diyorum ki, sayın başbakan bir yol bulsun da Özdil’i oradan kurtarsın. Özdil zorda çünkü!

CHP’nin ‘zabıtasal’ durumu ortada… Özdil, uzun süre bu hali içine sindirmez.

Baykal’ın yerine kimin geleceği de belli değil.

Sav ve Öymen gibi beyaz Türklerden biri CHP’nin başına gelse parti daha beter olacak. Çünkü CHP kurmaylarının ‘iktidar olma sorunları’var. –görüldü ki dizi kasetler doldurmak da yetmiyor bu yargıyı silmeye-

Kılıçdaroğlu veya Gürsel Tekin gibi ‘alt’tan gelen ve açılımdan yana olanlardan biri baş olmak istese –ki az önce ajanslar Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıklaması üzerine Önder Sav’ın MYK toplantısını terk ettiğini ve MYK’nın Baykal’ı yeniden göreve çağırdığını duyurdu– kıyamet kopar.

Görünen o ki artık CHP’de kardeşler arası ‘iktidar’ kavgası yaşanacak. Daha çook belden aşağı vuruşlar yaşanabilir. CHP can çekişirken Özdil gibiler uzun süre izleyemez!

CHP ölüyor! Yeniden kalbini çalıştırsalar da yaşamaz. İsmet İnönü, ‘Allah rahmet eylesin’ demeyi inkılâplara aykırı buluyordu. Biz de CHP’ye ‘toprağı bol olsun’ diyeceğiz yakında demek ki!

Fakat bir şeye acıyorum; CHP, milletten neden kırmızı kart yediğini öğrenmeden mevta olacak! Ne zaman birileri bunu anlatmak istemişse hemen susturulmuştur. Eminim, Kılıçdaroğlu ile Tekin de aynı akıbete uğrayacak! Ve CHP, Bediuzzaman’ın kerametini tasdik edecek! O zat, 1959 yılında söylemişti, “Bu millet CHP’yi artık iktidar yapmayacak!” diye.

Ve “Şu veya bu şekilde iktidara getirildiklerinde –ki ilk gelişlerini askerler (Türkçüler), ikinci gelişlerini MSP sağlamıştı- ise vatan millet aleyhine çalışırlar” demişti.

Nitekim şimdi de 1960 ihtilali öncesinde olduğu gibi Ergenekon tuzağı ile yine Türkçüleri avlamış bulunuyorlar ama Allah’tan ki kendi nefesi tükendi…

Dolayısıyla, Yılmaz Özdil, daha uzun süre CHP’li kalamaz.

Biri elinden tutsa da onu bizim mahalleye getirse…

Hem, şaraplarıyla ünlü Özkök’ün sofrasında çok kalırsa ‘şarapçı’ olabilir ve Laikçi Atatürkçülük karizmasını çiziktirir. Ne de olsa, Özdil, İzmirli bir Atatürkçü’dür, ‘rakı’ sever. Şarap ve şarapçılar onu bozar…

Bu arada, ‘AKP’li olursam içemem’ diye de bir endişesi olmasın. Bizimkiler de artık o işlerden anlıyor. Biraz ‘köşe-bucak’ olabilir ama ‘sofra’da yalnız bırakmazlar onu korkmasın. -Malum açılım var. Bizimkiler de açılıyor tabii-

Hayli yeni sofra dostu bulur hurili gılmanlı! Hem belli olmaz, bakarsın kendisini yeni mahallelerine bile alırlar!

Ahir ömründe rahat eder. Hem de ecrini almış olur(!)

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Yenikapı’nın Dili

Dün elhamdülillah Türkiye ayakta idi. Tek vücut tek yürek halinde varlığını ortaya koydu. Milletin kalbinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir