‘Başbakan’ın Adamları Ne Yapıyor?

Başbakan son açıklamalarıyla herkesi hayal kırıklığına uğrattı. Ya beklentiyi o kadar yüksek tutmayacaktı.

Ya da gerçekten bir şeyler söyleyecekti.

Doğrusu başbakanımızın elinde ‘yeri yerinden oynatacak’ bilgiler ve belgeler olduğunu sanmıştım. Muhatap Aydın Doğan olduğu için.

Çünkü Aydın Doğan’ın Milliyet’i alması, Türk neoconlarının 11 Eylülü’dür. ‘Belgesi ve bilgisi olanlar’ açısından Aydın Doğan ile ilgili birçok şey, gerçekten de ‘yeri yerinden oynatabilecek’ değere sahiptir.

Her ne ise, benim saflığıma geldi de Başbakan’ın Doğan’la ilgili büyük sırları faş edebileceğine inandım! Cidden bir takım bilgelere ulaştı da onları açıklayacak sandım. Ve çok sevindim. Demek bizde de ‘belgelerle konuşma devri başlıyor’ diye düşündüm.

Çünkü biz Türklerin belge biriktirme ve arşivleyip zamanı geldiğinde vesika ile konuşma geleneği yoktur. Bir takım ‘kulaktan dolma’, yahut ‘mahrem’ diye aktarılan rivayetleri belge zannederiz.

Ermeni meselesi, Kürt sorunu, Kıbrıs kavgası. Bütün bu meselelerde Türk tarafı, kesin haklı olmasına rağmen, dünya platformlarında, tarihi malzemeyi saklayıp günü geldiğinde kullanabilme yeteneği olmadığı için hep haksız ithamlara maruz kalmıştır ve kalmaya devam edecektir.

Değil normal insanlarımızda, Dışişleri Bakanlığımızda bile böyle bir gelenek olmadığı halde, başbakanın bir takım belgeleri konuşturabileceğini ummam, evet benim saflığım.

Gördünüz, sayın Başbakanımızın torbasından çıka çıka yine Hilton arazisi için yapılan rica çıktı.

Halbuki Doğan Gurubu’nun o kadar çok dayatmasına ‘evet’ denildi ve bu dönemde o kadarn çok işleri çözüldü ki. Neden Hilton meselesinde dananın kuyruğu koptu anlamadım!

Mecidiyeköy’deki otopark alanı ile ilgili problemin çözülmesi ve sonra tam da Doğan’ın istediği gibi bir imar planı değişikliği ile oraya muazzam bir iş merkezi kurulması az bir şey mi? Yıllardır İBB ile devam eden o çekişme de bu iktidar döneminde halledilmedi mi?

Bu işlerin böyle yürütüldüğü zaten öteden beri bilinmiyor mu?

Öyleyse bu kapışmanın gerçek sebebi ne?

Eğer Türk milletini canından bezdirmiş tiranlıkların üzerine gitme zamanı geldi diye bu kavgaya girişilmişse, başbakan şunu bilmeli ki, ekibi onu yalnız bırakmıştır!

Mademki, başbakanımızın elinde yeni bir bilgi ve belge yoktu, insanları ‘cumartesi, dananın kuyruğu kopacak’ beklentisine sokmamalıydı.

Bir ülkenin başbakanını, ülkenin en önde gelen -kayırmalar, göz yummalar, desise ve entrikalarla baş edilmeyecek kadar azmanlaştırılmış- ‘medya baronu’nun üzerine süren ekip, başbakanın elini güçlendirmeliydi.

Bence başbakan şu mücadeleye güçlü, başladı ama zayıf düştü. Bunun de nedeni, onu bilgi ve belge ile beslemeleri icap eden kurmaylarının zaafıdır!

Gerçekten Aydın Doğan’ın bütün günahı, bir Hilton arazisinin yeniden planlanmasından ibaret idiyse, adama haksızlık yapılmıştır.

Yok, eğer, sistemin kirli oyunlarını, sistemin manevi temsilcisi rolündeki ‘Doğan Medya’ üzerinden ortaya döküp, bir dönem ve zihniyet ile hesaplaşma olacak idiyse, ekibi Başbakanı desteklememiş ve hatta yolda bırakmıştır.

Bu kadar tantana hiçbir işe yaramamıştır. Başbakan, kendisine şantaj yapıldığını açıklamak gibi bir ilke imza atmış oldu, o kadar.

Çünkü kavga tamamen Aydın Doğan’ın şahsına yönelmiştir adeta. Oysa Aydın Doğan, Hasan Celal Güzel’in de belirttiği gibi ‘uyanık’ bir ‘Anadolu Esnafı’dır. Servetinin kaynağını tam izah edemese de ticarette uzun bir geçmişi olduğu kesin.

O açıdan, Türkiye’nin Aydın Doğanla bir derdi olmaz. Ama millet, onun çatısı altında kümelenmiş ve ekseriyeti Marksist – Leninist olan İslam ve gelenek düşmanlarının maddi ve manevi tahribatlarından rahatsızdır ve şikâyetçidir. Nitekim bakın Hürriyet kimi desteklemişse millet onu batırmıştır!

Doğan Medya, Atatürk dâhil her şeyi kullanarak, milli ve manevi değeri karalamak, her kutsalı çiğnemik ve her zeminde dine ve İslam’a zarar vermeyi bir şiar edinmiştir.

Çıkar, ikinci planda kalır.

Elbette Aydın Doğan servetinin artmasına bakar. Ama kurmaylarının maksadı farklıdır. Taha Akyol, Hasan Celal Güzel gibi hak ve hakikat yanlısı üç beş yazarın sistemin içinde yer alması da ‘nazarlık’ kabilindendir. -Geçmişte Milliyet bir ekonomi müdürünü Türk sanat musikisi dinliyor diye uzaklaştırmıştı-

Onlar, Selanik Komitacılığından tevarüs ettikleri misyon ile Türk milletinin manevi değerlerini ve dinini tahrip etmeyi amaç edinmiş ‘gizli zındıka komitesi’nin hizmetinde çalışırlar. Sevr’e karşı çıkarken bile Sevr’in hegemonyasını sürdürmeyi amaçlarlar, bilerek bilmeyerek. Batıcıdırlar. ‘Biz’den çok ‘onlara’ yakındırlar. Çünkü tek amaçları milletin mukaddesatını tezyif ve tahriptir! Tabi yine bu milletin imkanları ile.

Evet tüm amaçları TAHRİP’tir!

O yüzden bütün dertleri şaraptır, cıbıldaklıktır, transparanlıktır, dejeneredir. ‘Bozmak’ varken hiç ‘yapma’ya yöneldiklerine şahit oldunuz mu?

Meslekleri tahriptir çünkü: İzanı tahrip, imanı tahrip, ahlakı ve iffeti tahrip! Hiçbir şey bulamasalar, masum milletin iffetini ve ırzını bir takım serserilere ‘ibahe’ ettirirler, peşkeş çekerler.

Böyle yüksek bir ‘desise’ misyonunu üstlenmiş bir medya grubuna karşı bir mücadeleye girişilecekse, elde ciddi belgeler ve deliller olmalı. Yoksa kendinize zarar verirsiniz.

O yüzden, eğer başbakan kendisi hazırlık yapmadan bu işe girişmişse hatadır! Çevresindeki danışmanları onu hazırlıksız bu savaşa sürmüşse yine hatadır.

Ve başbakan her şeye rağmen şu mücadeleye girişmişse -ki ortalama her yüz Türk insanının 75’i Aydın Doğan’a devletin gücünü hissettirme zamanının geldiğine katılacaktır- onu belge ve bilgi açısından beslemeyen ekibini gözden geçirmelidir.

Şu kavga Aydın Doğan’ı büyültmüştür. Nitekim hiç beis görmeden, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını, televizyonda canlı tartışmaya çağırabiliyor. –Nasıl da itiraf ediyor asıl tiranlığın kendisi olduğunu. Yoksa hangi edebe sığar başbakanları pijama ile karşılamak, böyle pervasız meydan okumak-

Haaa! ‘Türkiye demokratik bir ülkedir, bir sivilin başbakanı pijama ile karşılamasından niye gocunuyorsunuz’ gibi bir martavalla gelirseniz. Külahımı koyarım ortaya, ona anlatırsınız!

Başbakan, Türkiye’deki ‘tiranlık’ları alaşağı etmek için doğru yerden başladı ama strateji hatası yaptı maalesef!

Ben bu kanaatteyim. Ve inşallah yanılıyorum.

*** *** ***

Bu yazı “15.Eylül.2008 21:31:43” tarihinde gasteci.com’da “Başbakan’ın adamları ne yapıyor?” başlığında yayınlanmıştır.

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Ayağı Yere Basmayan Bir Yazı (I) - (Lucifer’in İktidarı yahut Deccalizm)

Ayağı Yere Basmayan Bir Yazı (I) – (Lucifer’in İktidarı yahut Deccalizm)

Eski yazılarımın veya konuşmalarımın birinde, “Beni İsrail”, beşer ‘şahs-ı manevisi’nin nefsi hükmündedir. Asla onu yok …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir