Fazıl Say’ın Tercihi ve Kürtler

Türkiye, herkesin ‘konumunu’ yeniden gözden geçireceği bir sürece giriyor anlaşılan.

Sanatçısından politikacısına, ekonomistinden magazincisine herkesin konumunu, bakış açısını, yaklaşımını, tercihlerini gözden geçirmesi gereken yeni bir dönem!

Fazıl Say’a, bu noktadan hak verilebilir.

Evet Türkiye, –kimine göre ‘maalesef!’ ve kimine göre de “çok şükür” ki– yeni bir iklime, yeni bir ufka kanat açıyor.

Devlet halkıyla yeniden barışıyor.

Bugüne kadar bir TC vardı; ve varlığını sürdürmek için ‘bir halk’a muhtaçtı!

İşte Türk milleti, sadece o ‘keyfi’, ‘küfri’, ‘cebri’ ve ‘askeri’ rejimin, ‘içinde varlığını sürdürdüğü bir yapay vücut’ gibi idi. Devletin halka verdiği değer bukadardı!

Hani bazı bilim-kurgu filmlerinde olur; bir yaratık gelir, uzay aracındaki bir insanın vücudunu işgal eder ve sonra onu kendi arzusu istikametinde kullanır ya.

TC rejimi de, aynen öyle, Türk milletini, işgal edilmiş bir vücud gibi kullanarak, bu asil ve değerli kavmi, manasız, önemsiz ve amaçsız işlerde kullandı. Çünkü o rejimin içine sinmiş habis ruh, batı emperyalizminin ‘kökten yok edici’ canavarı idi.

Uzun bur süreç sonrasında; manası yok edilmiş bir ‘Türk’, gayesizleştirilmiş bir ‘halk’, misyonsuzlaştırılmış bir ‘devlet’, siyasi liderlik üretmekten mahrum bir ‘Atatürkçülük’, kızıl elmasını kaybetmiş bir ‘milliyetçilik’, mukaddesleri tahrip etmeyi esas almış bir ‘inkılapçılık’ ve siyaseti dinsizliğe alet etmeye yeminli bir ‘laikçilik’le bu ülkenin, bu halkın, bu milletin değil muasır medeniyetler seviyesine çıkmak, mevcut varlığını bile koruyamayacağı anlaşıldı.

Ya mevcut düzen devam edecek ve Türk milleti bu alanda yok olup gidecekti,

Ya da millet mukadderatına el koyacak ve kendisine dayatılanları değiştirecekti’

Ak Parti hareketi gösterdi ki, millet artık kendi kaderine sahip çıkmaya karar vermiş!

Şimdi mazisine, tarihine, ecdadına ve insanlık ailesi içindeki misyonuna yakışır yeni duruş peşinde!

Tabii bu, geçmiş düzenden çıkarları olanları etkiledi. Daha da etkileyecek. Yeniden ‘konum belirlemek’ ve ‘tercih yapmak’ durumunda kalacak olan sadece Fazıl Say olmayacak. Gazeteler, partiler, kurumlar, stk’lar, ‘büyüklükleri’ kendilerinden menkul edipler, şairler, düzme tarihçiler, üniversiteler, rektörler… herkes, pozisyonunu yeniden gözden geçirme ihtiyacı duyacak.

Çünkü, “fasa-fiso” dedikleri vatandaşlar çoğaldılar, ‘karınlarını kaşıya kaşıya’ geldiler ve iktidara el koydular.

Türk Milletinin alicenap ve her daim evlatlarını kucaklamaya teşne olduğundan habersiz olanlar, bugüne kadar millete insanca muamele etmeyi dahi layık görmeyenler, elbette korkup bir yerlere kaçmak hakkına sahiptirler! Bu onların tercihi, milletin değil!

Fazıl Say efendi de gidebilir.

Aslında Sayın Ertuğrul Özkük’ün bu noktadaki paniği de sanırım kendisi içindir!. O da, başında bulunduğu gazetesi de, mensubu olduğu grup da hiçbir zaman milletten ve milletin değerlerinden yana tavır içinde olmadılar. Dolayısıyla yeni dönemde, onların da bir yerlere gitme arzusu doğabilir!

Tercihleridir tabii. Bence milletin onlarla bir derdi olacağını sanmıyorum. Çünkü Ahmet Kaya’nın türkülerine biten ‘dindar’ gençler biliyorum. Nazım Hikmeti seven ve onun şiirini okuyan İslamcılar biliyorum. Ama Özkök ve Fazıl Say gibilerin milletin bir ‘türkü’süne bile tahammül edemediklerini de biliyorum!

* * *

Epey bir süre önce, çağdaş bir Fransız düşünürünün gelecek üzerine yaptığı bir ‘projeksiyon’unu okumuştum. Şöyle bir cümle kalmış aklımda:

“2010 yılına kadar yapılacak planlar sonuçsuz kalabilir. Türk milleti o tarihe kadar kendisine yeni bir mecra oluşturursa, herkes, Ortadoğu ve gelecekle ilgili planlarını gözden geçirmek zorunda kalabilir”

Eevt, Türk milletinin yeniden kendi değerlerine sahip çıkma ve tarihin tanıdığı ‘Türk Mileti’ olma kararlılığı eminim sadece Fazıl Say’ları, Özkök’leri değil, milletleri ve halkları da, yeniden şapkasını önüne koyup düşünmeye sevk edecektir.

* * *

Bana göre bu anlamda durumu en zor olan Kürt kardeşlerimizdir!

Evet, Kürtler de, ‘tercih’ yapmak zorunda kalacaklar.

Bir yanda;

*Laiklik söz konusu olunca ‘düşman bildiği’ ordu ile birlikte görünmekten beis görmeyen,

*“Kürtler İslamiyeti kabul ettiklerinde kaybettiler… onların asıl dini Zürdüştlüktür” diyen,

*“Bazıları hala 1400 yıl evvelki hükümlerle hareket ediyor” diyerek Kürt halkının inancıyla alay eden DTP…

Diğer yanda; Kürt halkının uyanmasına, kendisini geliştirmesine, aydınlanmasına, medeniyetle buluşmasına tahammül edemeyen PKK.

Ve Öbür yanda bin yıldan fazladır kader birliği yaptığı, aynı toprakları paylaştığı evlenip yeğen, dayı, amca, kirve olduğu Müslüman Türk halkı…

Evet, en zor seçim Kürt kardeşlerimize düşüyor.

Fazıl Say gibilerin tuzu kuru! İstedikleri yere giderler. “Ben Müslümanlarla birlikte yaşamak istemiyor” demiş. Tercihini yapmış. Gider Fransada, Hollan’daka, Belçika’da kendisine gayrı Müslim bir hayat kurar. Demokrat ya. Vicdanı sızlıyor ya!

Bugüne kadar bu milletin imkânlarını kullanarak büyüyüp adam oldular, şimdi milleti beğenmiyorlar. ‘Bakanların hanımları baş örtülü, ben burada duramam” diyor.

Halkın buna nasıl tepki vereceğini tahmin ediyorum ama ben Fazıl efendiye şunu soracağım:

-Sayın Fazıl Say, şu ülkede milyonlarca masum kız okumaktan men edilirken, imam hatiplilerin önünü kesmek niyetiyle yüz binlerce meslek lisesi mezunu mağdur edilirken, sizin demokratik vicdanınız nerede idi!

Sizin rahatsız olduğunuz nedir biliyor musunuz?

Siz, peygamberi ‘Muhammed’ (asv) olan bir dinden rahatsızsınız.

Siz dini İslam olan bir milletten rahatsızsınız.

Ve siz, ben kültürümle yaşamak istiyorum diyen bir halktan rahatsızsınız.

Evet sizi rahatsız eden bu. Yoksa kim size ne yapmış ki “Ben bu ülkeyi terk edebilirim” diyorsunuz. Elbette tercih sizin! Gidebilirsiniz…

Biz buradayız. Daha binlerce yıl inşallah. Eğer pişman olursanız, gelin biz yine size kucak açarız. Mevlana, Fars’lardan kaçıp, Anadolu’ya, bu halka sığınmıştı, hür ve özgürce terennüm etmek için. Ama siz kaçıyorsunuz. “Ben burada yaşayamam’ diyorsunuz. Belki de haklısınız ama maksadınız batıl! Bu millet, siz hoş gördü, alkışladı yüceltti… Onun hakkında böyle küçültücü ve aşağılayıcı düşündüğünüz halde üstelik…

Yolunuz açık olsun! Bu millet artık imanını, izanını kültürünü ve dinini birilerinin insafına bırakmayacak.

Demokrasi, kimsenin, olduğundan farklı görünmeye zorlanmayacağı bir açıklık rejimidir. Millet tercihini imanından yana yaptı. Bu sizi rahatsız ediyorsa o da sizin tercihiniz olur!

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Ayağı Yere Basmayan Bir Yazı (I) - (Lucifer’in İktidarı yahut Deccalizm)

Ayağı Yere Basmayan Bir Yazı (I) – (Lucifer’in İktidarı yahut Deccalizm)

Eski yazılarımın veya konuşmalarımın birinde, “Beni İsrail”, beşer ‘şahs-ı manevisi’nin nefsi hükmündedir. Asla onu yok …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir