Gül’ü ‘Gül’ İle mi Dikenle mi Tartılır, Göreceğiz!

Her insan ömrü boyunca sayısız işler yapar. Hayatını bitirirken geriye dönüp baktığında hangi hareketinden dolayı utanacağı veya hangi hareketinden dolayı övüneceğini başlangıçta bilemez.

Çünkü hadiseler ve tavırlar içinde bulunduğumuz şartların çocuğudur. Ne kadar kendisini soyutlasa da insan, karar verirken çevresinden, alışkanlıklarından, hayat algısından, içinde bulunduğu ortamdan, dostlarından etkilenir. Bazen bir insanın hatırı, tüm karşıtların itirazından daha ağır basar. Tabii ki en dipteki saik daima inanç ve dünya görüşüdür.

İnsanın hiçbir hareketi asla tam bir bağımsızlık altında ortaya çıkmaz. Nefs, zihin, şartlanmışlık, çıkar, din, iman, siyaset, tarafgirlik, parti, kulüp, cemaat bütün bunların hepsi veya bir ikisi aynı anda insanın iradesini etkiler. O yüzden de insanın her hangi bir fikri veya hareketini isabet ettirmesi, yani eşyanın hakikatine uygun bir iş yapması ya tesadüfîdir, ya Rahmani bir sevk iledir.

Hiç kimse tablolunun tamamını görmeden ben uygun yere nokta koydum diyemez. En fazla, ‘bence en makul olanını yaptım’ diyebilir.

Peki, makulün ölçüsü nedir? Onu da mevsuk bir vaka ile anlatalım:

Bir gün Peygamberimiz (asv) mescitte otururken “Hanginiz Yemene gider’ buyurdu.

Hz. Ebubekir, “Ben giderim ya Rasullah” dedi.  Peygamberimiz sessiz kaldı. Bir iki dakika sonra bir kere daha aynı soruyu sordu. Bu kere de Hz. Ömer ‘ben giderim’ dedi. Peygamberimiz yine sessiz kaldı. Bir iki dakika sonra üçüncü kere sordu. Muaz bin Cebel “Ben giderim ya Rasullah” deyince, Peygamber efendimiz “İş senindir” buyurdu. Muaz bin Cebel (ra) Yemen valisi olmuştu.

O sırada Yemen üç valiliğe ayrılmıştı.  Hz. Muaz valiliklerin en büyüğü olan Cened valiliğine tayin edilmişti. Orada kadılık yapacak, halka İslâmiyeti, Kur’an-ı Kerim okumayı öğretecek, Yemen ülkesinde tahsil edilen zekât ve sadakaları vazifelilerden teslim alacaktı.

Muaz (ra), Medine’den ayrılacağı sırada Peygamber Efendimiz ona sordu:

-“Sana bir dava getirildiğinde nasıl ve neye göre hüküm verirsin?” Hz. Muaz,

-“Allah’ın kitabındaki hükümlerle”. Peygamber efendimiz:

-“Ya Allah’ın kitabında onunla ilgili bir hüküm bulamazsan?” Muaz:

-“Resûlullahın sünnetine göre hüküm veririm”. Resul-i Ekrem (asv) efendimiz:

-“Ya benim uygulamalarımda da onunla ilgili bir hüküm bulamazsan, ne yaparsın?” Muaz (ra):

-Örfe yani o bölgedeki uygulamalara bakarım! Orada da bulamazsam, o zaman kendi görüşüme göre içtihat eder, hüküm veririm” dedi.

Peygamber Efendimiz çok memnun oldu ve memnuniyetini şöyle dile getirdi:

“Allah’a hamdolsun ki, Resûlullahın elçisini, Resûlullahın razı  olduğu şeye muvaffak kıldı.”

***

Daha birkaç yıl önceye kadar, ‘çöl bedevisi’ denilecek bir adamı, “hikmetin üstadı” haline getiren nebevi eğitimin en güzel örneklerinden biri olan şu kıssayı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, sivillerin askeri mahkemede yargılanmasını (yani gizli ve müstemirr bir cuntayı) önleyen bir yarasayı veto edip etmeyeceğinin tartışıldığı şu güne uygun hal olarak aktardım. Belki karar vermesinde yardımcı olur diye!

Bakalım Resulullah’ın, Muaz (ra) için hamd ettiği gibi biz de Sayın Gül’ün kararından dolayı hamd edebilecek miyiz?  “Halkın elçisi, halkın rızasına göre hareket ettiği için sana hamdolsun Allahım!” diyebilecek miyiz?

Evet, bekliyoruz bakalım Sayın Gül ‘Cumhurbaşkanımız’ olarak ‘nas’ı mı ‘hannas’ı mı tercih edecek! Cumhuru mu güldürecek umuru mu? Halkın mı rızasını gözetecek maslahatın mı? O maslahat ki, onun yüzünden 150 yıldır zebun olmuşuz!

***

Her insanın ömründe teraziye çekildiği bir gün veya bir iş vardır.

Bu iş de Sayın Gül’ün ‘hakkın terazisi’ne çıkacağı gündür.

Peygamber efendimiz bir hadisinde ‘Kişi bir iş yapar veya bir söz söyler. Onunla cehenneme gideceğini aklından bile geçirmez. Ama o işten veya sözden dolayı Allah ona Cenneti ebediyen haram eder. Bir kişi de var ki bir tavır sergiler veya bir söz söyler. O tavırdan veya sözden dolayı cennete gideceğini aklına bile getirmez. Ama Allah o tavır veya söz için o kuluna cehennemi ebediyen haram kılar” buyurur.

Bazen bir tek fiil, bir tek tavır büyük bir zulme son verebilir veya bir zulmün kapısını aralayabilir. Türkiye çok ciddi bir kararın eşiğinde ve bu Sayın Gül’ün iki dudağı arasında.

Umarız, Çankaya’nın rüzgârı  onu da çarpmamıştır. Çünkü bugüne kadar o tepeye çıkanların çoğu, orada nezle oldular. Bir kısmı da miyop!

Çarpılmayan bir tek Rahmetli Özal vardı. Milletin babası olarak oraya çıktı ‘tonton dedesi’ olarak da indi. Allah gani gani rahmet eylesin.

Millet tarafından hayırla yâd edilmek ne güzel!

*** *** ***

Bu yazı “04.Temmuz.2009 19:59:09” tarihinde gasteci.com’da “Gül gül ile mi yoksa diken ile mi tartılır görveceğiz” başlığında yayınlanmıştır.

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Sivas, Bayram ve Yeni Tehcir mi?

Okuyucularım bilirler, benim “uyuyan şehirleri uyandırmak” adında bir projem var. Amacım, İslam’ın, hayatımızı aktif bir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir