Kalkın, Yeni Bir Ampul Yakın…

Yer, CHP Genel merkezi.

Genel Başkan Deniz Baykal, Derin solun bazı isimlerinin Ergenekon operasyonu çerçevesinde gözaltına alınmaları münasebetiyle basın toplantısı yapıyor.

Amacı AK parti’ye yüklenmek. Kelimeleri özenle seçtiği belli. Baykal’ın şöyle diyor:

AKP şimdi kendi derin devletini inşa etmektedir. AKP kadrolaşmasının meyvelerini toplamaya başladı.”

Ciddi bir ifşaat. Demek ki cidden bir şeyler değişiyor Türkiye’de. Demek ki gerçekten sağ sadece iktidar değil, muktedir de olmak istiyor.

AK parti galiba bu kere doğru yere; Bediuzzaman’ın “zındıka komitesi” dediği gerçek derin – belki de karanlık demek lazım- devlete dokundu. Şunu hemen sarih edeyim. Bu milletin bekası ile yakından alakalı biri olarak derin bir aklın ve tasarrufun bulunması gerektiğine inanan biriyim. Her devletin bir ‘derin’i vardır ve olmalıdır. Gayesi de ‘milletin bekası’dır.

Ama bizimkisi, derin ‘değil’ adeta karanlık!

Tek derdi var; Türk milletini İslam’dan uzak tutmak! Böylece bilerek veya bilmeyerek, Batı’nın sultasının devam etmesine hizmet ederler.

Bugüne kadar başarılı oldular. Orada; o derin ve karanlık odalarında ‘masun ve masum(!)’ yaşadılar. Ergenekon münasebetiyle, iz sürücüler, “illegal olayların odağı haline geldiği’ anlaşılan o karanlık odada kimlerin oturduğunu merak edince, işte görüyorsunuz, neler oldu.

Yargıtay’ın durup dururken Ak Parti aleyhine dava açmasını yadırgayanlara yargının tarafsızlığını hatırlatanlar, bakıyorum şimdi yargıdan rahatsız oluyorlar. (İşte bu bizim karanlık devletimizin genel karakteristiğidir.)

Bugüne kadar sayısız faili meçhuller işlendi, kimin yaptığı bilinmeyen zsayısız olaylar gerçekleşti ve suç her seferinde derin devlete yüklendi ve asker suçlandı. Ordu bütünsel olarak böyle bir ithama muhatap olmaktan gına getirdi ve açık olmasa da tavrını, bu kere ‘hayır, o ben değilim’ diye ortaya koydu.

Bugüne kadar, hiç kimse, elde edilen ipuçlarını o karanlık oda ile ilintilendirmeye cesaret edemedi. Bilmeyenler konuştu ama bilenler sustu. Uğur Mumcu gibi bilerek konuşanlar da bertaraf edildi.

Rahmetli Özal’ı hatırlayın. Kendisine kast eden genci bağışladı. Çünkü emri verenlerin kim olduğunu öğrendi. Baş edemeyeceğini anlayınca ‘bunu yaptıran sizsiniz, biliyorum” der gibi tetikçiyi affetti.

Ak Parti, hadiselerin zorlaması ile o odada kim oturuyor öğrenmek istedi. Ama galiba, düşündüğünden daha karmaşık bir yapıyla karşı karşıya!

Merkez odada asıl patron oturuyor ki ona yaklaşmak sanırım el an da mümkün değil. O baron! İki odanın da finansal ihtiyaçlarını karşılayan oda! Asıl akıl orası. Sağ ve sol odalardaki ekranların hard diski o odada!

Ergenekon, -benim tahminim- bir merkez ve iki cenahtan oluşuyor. Merkez, bektaşiyan-ı şimal ve bektaşiyan-ı yesar gibi…

İlk operasyonda ele geçenler sağ odadakilerdi. Bu kere gözaltına alınanlar ise sol odandın sakinleri. CHP’nin köklerinin olaştığı yer! Bugüne kadar sadece asker ve ülkücü kökenliler derin devletle ilintilendiriliyorlardı. O yüzden de mahut basın, ne zaman karışık bir eylem olsa hemen bir ağızdan ‘sağ’a yüklenirlerdi!

Şimdi anlaşılıyor sebebi! Dikkatleri, ‘kendi derinleri’nden ötelemekmiş amaç.

İş ciddiye binince sağ odadakiler, sol odadakileri de ifşa etti. Yoksa durup dururken, elde delil ve gerekçe olmadan bağımsız yargı buna cesaret edebilir? Öyle değil mi mahut basın! Yargı bizi dokunurken tarafsız, size dokunurken taraflı olmaz heralde(!)

İşte Baykal’ın sözünü ettiği bu! Ak parti karanlık odalardakilerin izini buldu. Öncekiler ‘40’lar, bunlar da ‘66’lar meclisi’nin üyeleri olmalı!

Henüz ‘orta merkez oda’da kim oturuyor, bilemiyoruz. Bekliyelim. Bbelki ‘Bektaşiyan-ı Şimal’ciler de onu ele verirler! Benimkisi hayal işte!

* * *

Ak Parti, bu kere yüksek gerilim hattına dokundu anlaşılan. Buna mecbur oldu. Yıllardır iktidar olduğu halde muktedir olamamanın utancından sağ siyaseti kurtarmak için! Artık sağ inşallah iktidar olduğu gibi muktedir de olacak! İşte öfke bundan!

Bu yüzden yakında yeni aczimendiler, yeni cinayetler, yeni müslüm gündüzler, dini cemaat liderleriyle irtibatlandırılmış yeni fadime şahinler, ali kalkancılar… arzı endam edebilir. Ama galiba sağ siyaset, rüşdünü kazanıyor!

Ben size dememiş miydi, ‘cemre havaya düştü’ diye. Yakında cemre suya düşer. Ve millet, iktidarıyla birlikte muktedir de olur. CHP için zor bir dönem yani! Dolayısıyla Baykal yakınmakta haklı!

Ak Parti, o karanlık odaya girmeye niyetli. Millet de merak ediyor. Kendisi adına neler yapılmış neler işlenmiş, bilmek istiyor. Belki bu sayede hepimiz öğreniriz CHP’nin örtülü faaliyetlerini. İttihat Terakkiden, Kılıç Ali’den bu yana kimler paganist tanrılara nasıl kurban edildi öğreneceğiz. Kim bilir?

Evet Baykal haklı. Ak Parti o odaya girmemeli. Çünkü girerse rejimin takkesi düşecek, kel görünecek! Laiklik, sömürgeci sopası ve dinsizlik maskı olmaktan kurtarılacak!

* * *

Ben hep söylüyorum, Sayın Baykal bu ülkeye lazımdır, diye. Bakınız ne diyor:

“Derin devletin kendine göre derin hukuku ihtiyaç olarak ortaya çıkar. Anayasası ihtiyaç olarak ortaya çıkar. Yargı ihtiyacı gösterir

Ya, nasıl da kendi lisanıyla yakalanıveriyor Baykal. O derin yaklaşımların yargıyı ve yasayı bugüne kadar, ‘keyfe ma yeşa’ kullandığını nasıl da itiraf ediyor! Yıllardır yırtınıp diyoruz ki, ‘Türkiye’de yazılı hukukun dışında bir hukuk işliyor ki, o anayasa’nın da millet iradesinin de üstünde duruyor”

O odaya girilince CHP’nin bu foyası da ortaya çıkacak. Artık hep haklı olmayacak.

Demek, Ak Parti, derin devletini kuruyor ve derin devletlerin kendi yasaları var ha!

Doğrusu Ak Parti’nin bu kadar becerikli olacağını düşünememiştik. Aferin!

Derin devletin yasası meselesine gelince… Evet, biz de yıllarca bundan yakındık. “Arkadaş, bilinen ‘ana’ yasanın ötesinde bir ‘baba’ yasa var ki, milletin ümüğünü sıkıyor. Ananın ırzına geçiyor!” dedik. Bu sizi hiç ırgaladı mı sayın Baykal?

Öyle olmasaydı, İskilipli Atıf Hoca asılabilir miydi? Öyle olmasaydı, Bediuzzaman sürüm sürüm süründürülür müydü? Öyle olmasaydı Menderes ve iki arkadaşı masum yere ipe gönderilebilir miydi? Öyle olmasaydı, 411 milletvekili ile meclise giren Demokrat Parti, alaşağı edilebilir miydi? Ve öyle olmasaydı, üniversitedeki bir zulme son vermek maksadıyla havaya kalkan 411’ele, “Kaosa kalkan 411 el” denilebilir miydi?

(Ne ilginç bir rakam! Ezan’ı serbest bırakan Meclis’e DP, 411 milletvekili ile girmişti. CHP 39… Şimdi yasaklanmış olan ikinci şeair olan örtünun serbest bırakılması için kalkan eller de 411. kaderin acayip bir cilvesi!)

Evet, derin devletin kendine yasaları olduğunu biz çok iyi biliyoruz Sayın Baykal! Hiçbir zaman milletin iradesi doğrultusunda işlemeyen yasaları!

Orada dengeler, millet lehine değişecek diye mi aklına adalet, yasa ve demokrasi geldi acaba Sayın Baykal’ın?

Evet derin devlet yeniden yapılandırılmalı, katılıyorum. İrtica ve laiklikle kafayı bozmamış, milletin mukadderatını esas alan ve kanun hakimiyetini esas bilen bir derin devlet!

Bu olmazsa, bu büyük millet; Müslümanların ağabeyi olan bu millet, bu yüzyılı da misak-ı milli hapsinde iğdiş edilmiş üçüncü sınıf bir toplum olarak geçirecektir…

SİNCANA TANK MI İSTİYORSUNUZ?

Sayın Baykal, “Bu süreci sürdürmenin bir doğal sınırı vardır. O sınırın ne zaman ortaya çıkacağına hep birlikte tanık olacağız. Bu böyle gidemez” diyor.

Doğru söylüyor Sayın Baykal! Aslında bu kadar da gitmemeliydi? Niye Sincan’da tanklar yürümüyor ki! Neden birileri, “Demokrasiyi askıya aldım. İkinci bir emre kadar başbakan Baykal’dır” demiyor ki! Acaba yapabilir mi ki Baykal o işi?

Tabii böyle bir cümlenin ardında Baykal’ın ne kadar da milletin huzurunu düşündüğünü gösteren cümle gelecekti. İşte o cümle.

“Bunun böyle gitmesinin bedelini Cumhuriyet’imiz, ulusal bütünlüğümüz ve hukuk devleti ödüyor”

Peki sayın Baykal, bu keyfi, küfri, cebri ve askeri rejimin 60-70 yıldır millete çektirdiklerine ne demeli? Bir başörtü zulmünü bile durduramadınız?

Haklısınız! Sayın Baykal! Galiba Ak Parti cidden, ciddi şeyler yapıyor! Türkiye’de derin bir darbe gerçekleşiyor. Milletin, iradesine ipotek koyanlara derin bir darbe indiriyor! Şimdi tam zamanı, bütün ışıkları yakmanın.

Hani bir zamanlar Susurluk olayından sonra ‘aydınlık için bir dakika karanlık’ diyordunuz ya. Ben de diyorum ki, “sürekli aydınlık için, kalkın bir ampul daha yakın!”

YARGI TEHDİT ALTINDAYMIŞ!

İşte CHP liderinden bir inci daha:

“Ülkenin siyaseti, hukuku, yargı organları çok ciddi tehdit altındadır… Bu iyi gidiş değildir. Anayasa ile bu kadar oynamak kimseye yarar getirmez”

Sayın Baykal ben size katılıyorum. Tamamen haklısınız. Yargı tehdit altında! Artık onlara her istediğinizi yaptıramayabilirsiniz. Bu gidişat sizin için hiç de iyi görünmüyor.

Kim oluyor bu Ak Parti! Ne hakla Anayasa değiştirebiliyor. Anayasa yapmak ve değiştirmek, ancak sol tahriklerle darbe yapmış askerlere aittir, öyle değil mi?

Üstelik bu Ak partililer iktidar oluyorlar size rağmen. Hepsi hain! Bu ülkenin yüzde 85’i hain. Siz oy bile vermiyorlar. Celallenmek hakkınızdır!

Size hak veriyorum da, diyorum ki, bir kere de Anayasa’yı kökünden tağyir edip yerle bir eden, hukuku ve demokrasiyi hiçe sayan, tekme – tokatla bütün siyasetçileri –siz de dahil- kodese tıkanlara böyle celallenseydin! Onlara da hukuku ve yasayı, hatırlatmalı değil miydiniz?

Malum, bu ülkenin geçmişi, ihtilaller, ihlaller ve hukuksuzluklarla doludur. Siz ciddi şeyler söylediğinizi sanıyorsunuz ama halk bunları yemiyor artık sayın Baykal!

Çünkü, bizi “güvenmeye” çağırdığınız yargının mazisinde Yassıada ‘cinayet’i gibi vukuatlar var. Üstelik o cinayetleri hala savunan üyeleri var o yargının. Genelkurmay’dan talimat almayı bağımsızlığına müdahale saymayan yargının “tarafsızlığı”na nasıl inanayım?

Parti kapatma hırsıyla geçmişe yürüyen iptal kararları vermedi mi o yargı? Bunlar yapılırken ortada Anayasa yok muydu? Türkiye hukuk devleti değil miydi? Niçin böyle celallenmediniz bir kere olsun?

Hayır hayır! Siz laikçilerin derin yasalarında Müslümana ve İslama karşı bir vicdan sızıntısı yoktur. Zulme, adalet namı vermeye, tek parti döneminden alışıksınız! Ama galiba bitiyor artık! İnşallah.

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Ayağı Yere Basmayan Bir Yazı (I) - (Lucifer’in İktidarı yahut Deccalizm)

Ayağı Yere Basmayan Bir Yazı (I) – (Lucifer’in İktidarı yahut Deccalizm)

Eski yazılarımın veya konuşmalarımın birinde, “Beni İsrail”, beşer ‘şahs-ı manevisi’nin nefsi hükmündedir. Asla onu yok …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir