O ba ma, Necdet Sezer, Cumhurbaşkanı Apo!

Nihayet oldu. Bir siyah, ABD’ye başbakan oldu. İnşallah hayra vesile olur.

Benkendi payıma ‘temkinli’ davranmayı yeğliyorum.

Çünkü herkes, Obama’ya kendi zannınca bir ‘misyon’ yüklüyor. Henüz ortada dere yok ama herkes paçayı sıvadı bile. Sanıyorlar ki Amerika, Amerika olmayı terk edecek. Dünya bir anda süt liman olacak. Sanki ‘mübarek’ Mesih geldi! Eline alacak Musa’nın asasını, dokunduracak dünyaya ve bir anda tüm acılar sona erecek.

Umalım böyle olsun. Ama hayat bu kadar hayalciliği kaldırmaz.

***

İranlılar bayram ediyor. Barak Obama’nın ‘Aile Adı’nın Hüseyin olması ve adının Farsaça’da ‘o bizimledir” yahut ‘o bizimle beraberdir’ manasına gelmesi, onlara yetiyor. İran halkı, böylesi hayalciliklere öteden beri çok açıktır ya ne ise.

Dediğim gibi herkes kendince bir beklenti içinde. Benim tahminim biraz farklı. Ben korkuyorum. TC adına ve özellikle de halkımız adına!

(Gerçi bir taraftan da, şu İslam ümmetini, despot idarecilerinin elinden kurtaracak ve onu hürriyetle tanıştıracak birilerinin çıkmasını da dört gözle beklemiyor değilim hani!)

Afrika kökenli oluşundan hareketle, Obama’nın mazlumlardan yana olacağı sanılıyor. Peki diyelim öyle. Hangi İslam devleti mazlum rolündeki? Hemen hepsi halkına kan kusturuyor. İran dâhil! Eğer Obama gerçekten demokrasi havariliği yapmaya kalkışırsa önce İslam yurtlarındaki hâkim başlar düşmez mi?

Hem, sanıyorlar ki Obama, Amerika’nınkinden çok ‘bizim menfaatimizi’ kollayacak!

Yani Obama başkan oldu diye, Amerika, Ortadoğu’dan el mi çekecek? Petrol ve enerji havzalarından mı vazgeçecek?. Dev silah fabrikalarını mı kapatacak. Afganistan’dan, Avrasya’dan, Ortadoğu’dan çekilecek de buraları Çin’e, Hinde mi kaptıracak?

Sanmıyorum!

Hatta eski demokratlar; belki cumhuriyetçiler kadar bile demokrat olamayacak! Çünkü o gerçek bir Amerikalı bile değil! Önce bu şaibeyi üzerinden atması lazım ki bu da kendini ‘Derindeki Amerika’ya sevdirmeden geçer. O zaman da bir bakarsınız demokrat obama olmuş McCain!

Tıpkı Sayın Sezer gibi. Ne de alkışlamıştık onu demokrasi ve hukuk adına! Cumhurbaşkanı Necdet Sezer’i hatırlayın. Ne umutlarla ve ne parlak vaatlerle cumhurbaşkanı seçmiştik onu. Sonra Cemal Gürsel’e bile rahmet okuttu!

***

Obama’yı Türkiye açısından değerlendirelim mi

Eğer gerçekten söyleyeceklerini yapacak olsa, vah Türkiye’nin başına geleceklere!

Bir kere, iki konuda Amerika bize kan kusturur: Biri PKK, diğeri, sözde ‘Ermeni Soykırımı’!

Emin olun bütün Amerikan başkanları, Ermenilere ‘soykırım’ uyguladığımıza inanırlar. Ama Amerikan’ın ‘derin çıkarları’, bunu telaffuz etmelerine müsaade etmez. Çünkü bu cümlenin Ortadoğu’da çıkarlarına ne kadar zarar vereceğini bilirler.

Keza, PKK’yı da terör örgütü saymazlar. Onlar açısından PKK, ‘kürt sorunu’dur. PKK, ‘bağımsızlık savaşı’ veriyor ve APO da bir halk kahramanı(!)

Amerika’nın PKK’yı desteklediğini beş yaşındaki çocuk bile biliyor. Öyle olmasaydı neden APO’yu ‘asla asılmamak’ kaydıyla bize versindi ki!

Amerika, uzun soluklu plan yapmayı bilir. Türkiye bunu kendi hayrına bir şey sanmıştı. Şimdi anlıyor başına ne menem iş açıldığını ama içinden çıkamıyor. Amerika, aslındaAPO’yu öldürülmekten kurtardı. Yoksa APO şimdiye kadar en az üç kere öldürülürdü, yahut şu anda Ergenekon çetesi içinde yargılanıyor olurdu! İşte Amerika bunu önledi. Korumasını da bizim askere yaptırıyor. Ne tuhaf bir dünya!

Bunu Baykal da biliyor Bahçeli de. Ama utanmadan esip gürlüyorlar işte. Sanki bu hükümet bunun müsebbibi! Amerika’ya “Onu asmayacağız’ sözü veren hükümetin bir üyesi de Sayın Devlet Bahçeli’ydi. Kürsülerden ip sarkıtmak kolay!

Neyse. konumuza dönelim. Şimdi Obama, sizce “PKK terör örgütüdür, APO bir teröristtir” mi diyecek?

Eğer derse kendisini inkâr etmiş olur. Ki o takdirde arkasındaki liberal ve demokrat desteği kaybeder. O zaman da -tıpkı bizimkilerin şimdilerde yaptığı gibi- iktidarını sürdürmek için, sırtını ’şahin’lere dayamak zorunda kalır ki, o zaman ‘vah güvercinlerim vah!” olur.

Yahut, “Ey Ermeniler, siz de artık çok oldunuz, bu necip, asil Türk milletine böyle iftiralar atamanız ayıp oluyor” mu diyecek.

Yahut, “Sevgili İran halkı, müsterih olun, rahat olun! Ben Ahmedinejat’ın, ‘Siyonist İsrail tarihten silinmeli’ sözünün bir şaka olduğunu biliyorum. Nükleer silahlarınızı geliştirmeye devam edin, ben sizi korurum” mu diyecek.

Veya ‘Ey Iraklılar, sizden özür diliyoruz. Geldik, sizi katlettik, kadınlarınıza tecavüz ettik, masum çocuklarınızı insafsızca öldürdük, sizi birbirinize düşürdük. Özür dileriz, hakkınızı halal edin. O bizim Bushtun oyunlarıydı. Aha ben gidiyorum. Petrol de sizin olsun, Kuveyt altınları da” mı diyecek!

Allah bilir ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ni uygulamaktan vazgeçtik” demesini bile bekliyorsunuzdur!

Böyle inanıyorsanız, hayal kuruyorsunuz. Çünkü BOP, Amerika’nın en kapsamlı projesidir. Onun tahakkuku için adam kendi gençlerinin kanını dökmeyi bile göze aldı, fark etmiyor musunuz?

İnşallah yanılırım. İnşallah gerçekten dünya ‘demokrat’ını bulmuş olsun. Ama ben insanlığın toplam gidişatını, henüz böyle bir iyiliğe hazır ve ‘müstahak’ göremiyorum. Siz görüyor musunuz?

Evet, böyle bir zat gelecek. İnsanlığı hayra yönlendirecek bir zat… Ama bu kadar aleni bir şekilde geleceğini de sanmıyorum.

Eğer gerçekten, mazlum halkların sandığı gibi Obama,  ‘ba-mâ’ (yani bizimle beraber) ise bundan en çok zarar gören, ‘T.C.’ ve onun astığı astık, kestiği kestik ‘Sistem Tanrısı’ olur.

Ama sanıyorum bu ‘O’, ba-mâ olan ‘o’ değil. Çünkü bir şeyin aslı gelmeden çok taklitleri görünür. O yüzden sanıyorum Obama’nın ilk bir bir buçuk yılı, tıpkı AK Parti’nin yaptığı gibi Sistemin Tanrısı’na şirin görünme atraksiyonlarıyla geçer. Sonra bir iki şirinlik muskası dağıtır, halkına ve dünyaya. Ardından, şimdi bizim Obamamızın yaptığı gibi, iktidar olmanın ve bir kere daha seçilebilme arzusunun gereği(!) olarak ‘şahinler’in daha da bir hırsla güvercinleri avlaması için, avcının kolundaki ‘sadak’ olur.

Ve yine yanılmış olmayı umalım!

***

1994’ta Ortadoğu Gazetesi’inde yazdığım bir yazıda, ‘PKK sivilleşirse Türkler iktidarı kaybeder, APO da cumhurbaşkanı olur” demiştim. (Mamafih, bu nüfus planlamasıyla zaten on on beş yıl içinde bu iş kendiliğinden olur. Oyüzden ben ayrılıkçı örgütün peşinden giden Kürtleri ‘ahmak’ biliyorum. Bu nüfus patlamasıyla -nasıl olsa şehirli Türk unsur bir iki çocuk yapıyor- Kürtler zaten Türkiye’nin bütün yönetimini ele alırlar. İbni Haldun’un temel kuramıdır bu.

Evet, işte Obama’, eğer beklenildiği gibi ise, korkarım, kendisinin bir ‘öteki’ veya ‘zenci’ olarak ABD’de yaptığını, diğerlerinin de kendi memleketlerinde aynısı yapmasına ön ayak olacak! Bizim açımızdan ’öteki’ olan APO’yu ‘berikiler’ olan sisteme karşı desteklemek isteyecek.

Bu da ne Türkiye’nin işine gelir ne de Müslüman Türk ve Kürt halkının işine gelir. Çünkü biz bir arada ve beraber yaşamak azminde ve kararlılığındayız. Obama, bunun‘biz’im için ne anlama geldiğini bilmez. O, ‘Madem ki orada bir zencileştirme olayı var, öyleyse onlara destek verelim’ diyecek. Bin yıllık kardeşimizle aramızı bozacak. İçimizdeki beyinsizlerin ceremesini millet olarak çekmek zorunda kalırız. Bu da işimize gelmez!

Sizce gelir mi?

‘Ulusalcı’ bir beyaz Türk gazeteci abimiz, bunları sezdiği için ‘Obama’yı seçtirmezler. Seçilse bile yaşatmazlar” diyordu. Aslında bunu arzu ediyordu.

Korkarım korktuğu başına geldi. Tabii eğer Obama, o – ba – malığını yaparsa.. Önce PKK Sevilleşir, sonra TC tarafından muhatap alması sağlanır, ardından Müslüman Kürt halkının mukadderatı, Marksist – Leninist bir örgütün; daha doğrusu Kürt İttihat ve Terakkisi’nin ellerine bırakılır. Oralar tar umar olur. Bölgeye yabancı güçler yerleştirilir ve bölge İsrail’in ‘cevelangah’ı olur. Böylece BOP yani Büyük İsrail Devleti (arzı mevut) gerçekleşme sürecine girer. İşte size bir Obama senaryosu! (Allah korusun)

Şu sıralarda terörü tırmandırdıklarına bakmayın. Bu yerel yönetimlere kadar devam eder. Sonra bakarsınız, tek taraflı silah bırakmışlar ve İmralı’daki de mağduru oynuyor. Ardından, Obama’dan tavsiyeler(!) gelir. Önce özerklik, sonra bağımsızlık!

Fakat ben sanıyorum ki mukkaderat-ı ilahiye başkadır. Kürt halkının kahir ekseriyeti, şu oyuna gelmez. PKK’yı, şu yerel seçimlerde sandığa gömerek, onu, kendisini temsil etme makamından tardeder! Böylece tüm oyunları bozmuş olur.

Ve Müslüman Türk halkının yıllardır acısını çektiği ‘saklı bir komünizm’ olan şu rejimine benzer bir sultanın altına girmeyi kabullenmez ve ‘komünist’ bir örgüt için bin yıllık ‘dindaşı ve dava arkadaşı Türk milleti’ni arkadan vurmaz.

*** *** ***

Bu yazı “06.Kasım.2008 11:53:37” tarihinde gasteci.com’da “O ba ma, Necdet Sezer ve Cumhurbaşkanı Apo !” başlığında yayınlanmıştır.

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Ayağı Yere Basmayan Bir Yazı (I) - (Lucifer’in İktidarı yahut Deccalizm)

Ayağı Yere Basmayan Bir Yazı (I) – (Lucifer’in İktidarı yahut Deccalizm)

Eski yazılarımın veya konuşmalarımın birinde, “Beni İsrail”, beşer ‘şahs-ı manevisi’nin nefsi hükmündedir. Asla onu yok …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir