Önder Sav’a Din Öğretildi de O mu Yanlış Öğrendi?

Önder Sav, hac ibadetiyle dalga geçti, Peygamber efendimizle alay etti diye birileri kızıyor.

Bence kızılmamalı.

Adam mertçe ‘inanmadığın’ ifade etmek istiyor siz onu ikiyüzlülüğe zorluyorsunuz.

İnanmıyor işte!

Sayın Sav, cumhuriyetle birlikte batılılar tarafından içimize sokuşturulmuş ‘Manası Yok Edilmiş Türk’ (MAYOT) projesinin saf bir ürünü. Gerçek bir ‘Kemalist Cumhuriyet’ Çocuğudur!

Din, peygamber, hac vesaire gibi mukaddeslere tok bunlar. Onların “gökten indirildiği iddia edilen dogmalara” karnı tok! Gözlerinin görmediğine, akıllarının basmadığına inanmazlar.

Bunlar, Bediuzzaman’in “keyfi, küfri,cebri ve askerî” dediği bir rejimin semereleridirler.

Hepsi tek tiptir, hatta yazı sitilleri bile birbirine benzer. En temel düşman Osmanlıdır. Osmanlı neyi çağrıştırıyorsa o hurafedir ve inkılâplara aykırıdır. Türkler Atatürk tarafından gökten zenbille indirilmiştir. Osmanlı diye bir şey hiç yaşamamış olsaydı daha iyi olacaktı ama yaşamış…

Osmanlı ve İslam kültürüne karşı derin bir tiksinti ile yetiştirilmiş bu nesillere belletilmiş en temel korku irticadır, irtica da İslam’dır.

Şimdi Sav, kursağındakileri aktardı diye ona neden bu kadar kızılıyor anlayamıyorum.

Sanki Sav, Türk gibi yetiştirildi de o mu olmadı, Ona İslam öğretildi de o mu öğrenmek istemedi!

Siz dini, öcü gibi gösterecek, çocuklarınızın 12 yaşına gelmeden kutsal kitaba dokunmalarını yasaklayacakınız, sonra bir siyasetçi çıkıp dininize hakaret etti diye kızacaksınız…

Ben sayın Sav’a teşekkür borçlu olduğumuza inanıyorum.

Bize şu cumhuriyet nesli denilen çağdaş insan(!) tiplemesinin gerçek niyet ve düşüncesini deşifre ittiği için ona teşekkür borçluyuz.

Böylece Baykal gibi CHP’lilerin ‘biz de dine saygılıyız” tarzındaki söylemlerinin bir kandırmacadan ibaret olduğunu biz göstermiş oldular.

Hatırlarsanız, bu işi ilk başlatan Onur Öymen oldu.

Onu CHP’nin Denizli İl Başkanı Ali Kavak takip etti. Ne demişti kavak televizyondaki açık oturumda “Atatürk gibi bir lider dururken bunlar hala Muhammed gibi bir lider bekliyorlar”

Ve ardından Önder Sav hazretleri malum ifadeleri ile arzı endam ettiler.

Biz onlara teşekkür borçluyuz.

Çünkü dürüstçe CHP’lilerin dine inanmadıklarını, Hz. Muhammed’e bir saygıları olmadığını, milletin mukaddesleriyle alay etmek için hiçbir fırsatı kaçırmadıklarını bize gösterdiler. Nitekim paşaları da öyleydi. Fırsat kendisine geçer geçmez, milletin sırtında boza pişirdi. Camiler ahır, tekkeler meyhane, tarihi eserler tarih oldu…

Çünkü üstlendikleri saklı görev Türk milletini, tarih sahnesinden düşürmekti. Bize sureta verdikleri bir bağımsızlık karşısında ruhumuzu almalarına razı olmuştuk. Türk milleti, ya Anadolu’dan atılacak ya da Batı için problem olmaktan çıkarılacaktı. İşte bunu CHP’nin dayatmacı despotizmi altındaki mekteplerle yaptılar. Nitekim Türk milletini, pasifize ettiler ki İslam sahipsiz kalsın.

Bugün devletin irtica adı altında İslam’ın karşısına konuşlandırılmış olmasından anlaşılıyor ki, bu MAYOT projesi bir parça muvaffak da olmuş. Çünkü her fırsatta Türk milletinin dinine bağlılığından rahatsız olduklarını dile getiriyorlar.

Bakın işte, Yargısı, Anayasası, Cuntası, kankası hemen millete karşı birleşip, her türmü hukuksuzluğu yaparak onun İslam adına gerçekleşen taleplerini boğuyorlar. Hem de ‘suret-i ‘laik’eden görünerek…

Bu beylerin islamla falan alakaları yok. İnanın laik de değiller. Bas bayağı mürtetler! Laiklik sadece bir maskdır ki lazım olduğunda takıyorlar.

Keşke bu ülke laik olsaydı. Çoktan çilelerimiz sona ererdi…

* * *

Elbette bu millet, hala kahir ekseriyetiyle müslümandır. Şunca yıldır hafızası silinmeye çalışılmışsaa da, hala ruhunda eski hatıraların izlerini taşıyor ve eski kahramanlık düşlerini görüyor.

Sayısız darbeler, cuntalar, muhtıralar, yasaklamalara rağmen, millet yıkılmadı ya kahroluyorlar.

Millet kendilerine oy vermiyor diye ellerinden gelse, CHP’ye oy vermeyenleri imha edecekler.

Zaten, gidip sınırlarda can verme işi olmasa milleti de kapatacaklar.

Konuşunca biz kurucu partiyiz diyorlar. Ne yapmışsın kurucu parti olarak, İslam memleketlerinden toplanan paraları alıp üstüne yatmaktan başka?

Ha bir de bağımsızlığımızı bize bağışlamışlar! Cumhuriyeti onlar kurmuşlar. Bir milletin gayreti ve himmetiyle elde edilmiş bir onuru alıp birkaç kişinin uhdesine vereceksin. Sonra da tafra yapacaksın.

İstiklalmiş, bağımsızlıkmış, cumhuriyetmiş. Bu parlak lafları artık millet yutmuyor…

Kendi dinimi, imanımı, örfümü yaşayamıyorsam bu nasıl bağımsızlık?

Halkın iradesi, üç peş atanmışın despot çıkışlarıyla askıya alınıyorsa bu nasıl cumhuriyet?

Her seferinde dipçikle alaşağı edilen milletin egemenlik hakkı nasıl bir egemenlik oluyor bilemem.

Daha da beteri, bütün bunların Atatürkçülük adına yapılıyor olmasıdır…

Bunların hepsi masal!

Türk milleti bağımsız olsaydı, Sav gibi zatlar çoktan halktan özür dilemişlerdi.

* * *

Türk mileti müslümandır. Dinine de bağlıdır ama yıllardır tepesine vurulduğu ve aydınları(!) tarafından hor ve hakir görüldüğü için izzetini kaybetmiştir. Kendine güvenini de yitirmiştir. Zaten istenen niha amaç da bu değil mi?

Sanatçısı, kültürüne, siyasetçisi, dinine imanına, idarecisi ahlakına hakaret ede ede Türk milleti mankurt hale geldi.

O yüzden ben bazen kendi kendime “Ya bu millet Türk milleti değil, ya da tarihte Türk diye büyük işler başarmış o millet ile bizim bir ilgimiz yok”

Yoksa Sav gibi, Öymen gibi, Kavak gibi birtakım insanlar nasıl çıkıp milletin diniyle alay edebilirler ki.

Nuh Gönültaş, Leyla Gencer için bir laf etti diye “bir kaşık suda boğdular” hemen. Demek Hz. Muhammed’in Leyla Gencer kadar bile kıymeti yok bizim kalemşörlerimizin nazarında. Kendi gazetesinde bile kendisini savunmaya fırsat vermediler…

Tabii ki, Gönültaş’ın sözünün maksadı aştığını veya en azından yanlış düştüğünü ben de biliyorum. Ama ben bir çifte sıtandarda dikkat çekmek istiyorum:

Ve diyorum ki, Ey Müslüman Türk halkı, ya sen sen değilsin ya bu ülke senin değil!

Büyük ihtimalle de bu ülke senin değil! Senin sadece kanına, canına, postuna ihtiyacı var bu ülkenin. Annen başörtülü ise, en fazla gidip dağda onlar için ölmene müsaade ederler.

Ez kaza imam hatip okuluna çocuğunu vermişsen, senin kamu imkânlarından yararlanmana hakkın kalmaz.

Hele dinini korumak için bir cemaate dâhil olmuşsan, vatandaşlık haklarından bile mahrum edilebilirsin.

Sen bakma, bu milletin namusu, ırzı, şerefi pay mal olmasın diye toprağa düşmüş o insanlara! Sen bakma, bir Fransız askeri bir kadının izaresine el uzattı diye Maraş kahramanlığının yazıldığına…

Anların hepse masal oldu. CHP sayesinde! Başlangıçta ne amaçla kurulmuş olursa olsun, sonradan o, manevi yurtlarımızın işgal edilmesine neden olmuş bir Truva atıdır.

Önder Sav elbette tek başına değildir. Bütün CHP’liler böyledir diyemem ama Sav’ın partisi tarafından kınandığına da şahit olmadık. Demek ki CHP, Sav’ın arkasında…

Siz karşı bir şey söyleseniz hemen kendilerine Atatürk’ü sütre yapıyorlar… Tabii Atatürk korunuyor. Hz. Muhammed’e istediğin hakareti yapabilirsin(!)

Zannediyorlar ki Atatürk’ün arkasına sığınırlarsa Allah’ın hışmından kurtulacaklar.

Zaten Allah’ın hışmına uğramışlar da bizim ahmaklıklarımız sayesinde hala ayakta gibi görünüyorlar.

Yakında eyakta da duramayacaklar. Şapka düşecek ve siretleri görünecek.

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Mehmet Ali Bulut: Medya küçümsenmemesi gereken bir sihirbazdır!

Gazeteci, yazar, mütefekkir Mehmet Ali Bulut ile basın, medya, gazetecilik, irtica, medeniyetimizden kaybolup giden temel …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir