‘Star’ Olmak Neden Bize Göre Değil?

GS, Şampiyonlar ligi’nde Arsenal’ı yendiği gün,“Eyvah, bu takımı yerler, dağıtırlar” diyen M. Ali Bulut haklı çıkmıştı, ertesi sene, o GS’den eser yoktu. Ona göre sebep belli:

KIRILAN KOL YEN İÇİNDE Mİ KALMALI?

Siz de ‘kırılan kolun yen içinde kalması gerektiği’ne inananlardan mısınız?

Eğer öyle ise, zahmet edip bu yazıyı okumayın.

Çünkü ‘kol kırılır yen içinde kalır’ zihniyetini, cahiliye döneminden kalma bir aşiret mantalitesi biliyorum. O zihniyet, her türlü zulme ve haksızlığa kapı aralayan bir yaklaşımdır.

Evet, bu deyim gerçekten aşiret/klan kültüründen kalma bir habis ruhtur. Kol kırılır yen içinde kalır demek, sana yakın olanların ayıplarını örtmek anlamına gelir.

Yerinde ve zemininde kullanılsa belki bazı faydaları da vardır. Ama siz bu anlayışı getirip siyasi alana tatbik eder ve bundan, taraf olduğunuz siyasi kadroların yanlışlarına göz yumma pratiğini çıkarırsanız, fasık, belki de dilsiz şeytanlar olursunuz.

Demokrasi, kolların yen içinde kırılmasına müsaade etmez. Kırılıp yen içinde bırakılan kolların, kangrene dönüşerek vücuda zarar verebileceğinin bilincindedir. Şu anda Türkiye kırılıp kırılıp yen içinde bırakıldığı için artık vücudu zehirlemeye başlamış kırık kolları yeninden çıkarma sancıları yaşıyor. Ergenekon, kol kırılır yen içinde kalır düşüncesinin en vahşi örneğidir. Demokrasimiz, bu ayıbından kurtularak rüştünü ispat etmeye çalışıyor.

Kaldı ki ondan önce biz Müslüman’ız! Demokrasiden daha ileri olan ve aslında ‘İnsaniyet-i Kübra’ olan İslamiyet, bu yaklaşımı, ‘dilsiz şeytanlık’ addeder!

Ne biz sahabeden daha muttaki ve müstakim Müslümanlarız, ne de hata yapan idarecileriz Hz. Ömer’den daha büyük insanlardır. ‘Ben yanlış yaparsam ne yaparsınız’ diye sorduğunda Hz. Ömere, sahabe ‘seni kılıçlarımızla düzeltiriz’ demişti.

Biz kılıçlarla düzeltmeye memur değiliz. Ama yanlışları söylemezsek, yani kırılan kolun yen içinde kalmasına göz yumarsak, bir gün kangren olan o kolun, bütün bedeni tehdit etmeye başladığını görürüz!

Demek ki bizim, en azından siyaseten hata yapan siyasilere ve idarecilere karşı müsamaha hakkımız yoktur. Hatta fakihler o yüzden, ulu’l-emr’in gıyabında yapılan eleştirilerigıybet kapsamına koymamışlardır.

***

İmdi bu kadar uzun bir mukaddimeyi, anlatacaklarıma kendileri de muttali olan bazı dostlarımın “yazma bunları. Kol kırılır yen içinde kalır” demelerine binaen yaptım! Yoksa bodoslama dalacaktım ‘feel like a star’a!

Feel Like a Star

THY, böyle reklâm yapmıştı uzun süre.

‘THY ile uçarak kendinizi ‘yıldız/artist’ gibi hissediniz!’, demeye getirdiler. Mamafih ciddi de mesafe aldılar bu yolda. Ama kaliteyi sürdürmenin, kaliteyi yakalamaktan daha zor olduğunu kendi tecrübemle bir kere daha yaşadım.

***

Galatasaray’ın, Şampiyonlar ligi’nde Arsenal’ı yendiği gün, ben “Eyvah, bu takımı yerler, Türkiye’nin böyle bir takıma sahip olmasını istemezler, o yüzden de dağıtırlar”demiştim. Ertesi sene, o GS’den eser yoktu. Takım elemanları dincilik mincilik yaftalarıyla birbirine düşürüldü, takımın ruhu öldü ve darmadağın edildi. Hala da toparlanabilmiş değil!

***

Geçtiğimiz Mart ve Nisan’da Avrupa’ya iki seyahatim oldu. İkisinde de THY’yi tercih ettim. Ve fark ettim ki, THY, Hollanda’da düşen uçağımıza rağmen, insana kendini ‘Yıldız gibi hissetme’ keyfi veriyor. Böyle bir havayolu şirketine sahip olduğumuz için gururlandım. Fakat nedense, o gün, tıpkı GS’ın Arsenal’i yendiğinde duyduğun endişeler içime doğmuştu. ‘Nazar değmesin inşallah’ demiştim kendi kendime! Ama değmiş, hem de fena vaziyette!

Efendim, o uçuşlardan kısa bir müddet sonra, iç hatlarda da birkaç seyahatim oldu. Tuhaftır, bunların ikisinde THY’den aldığım biletle Sun Express uçağına bindirilmiştim. THY fiyatına üçüncü sınıf bir uçuş! Enayi yerine konduğumu hissettim ama yazmadım. ‘Kol kırılır yen içinde’ niyetiyle değildi ama uçağın düşmesiyle zaten bir darbe yemiş ve yaralarını henüz sarmaya çalışan THY’ye bir çentik de ben atayım istemedim.

İyi yapmamışım!

Çünkü ‘bir kere olan bir daha olmaz’ derler, ‘ikinci kere olan üçüncü kere mutlaka olur. Üçüncü kere olan, artık tesadüf değildir, adettir.”

Bu kaziye gereğince, aynı şeyle üçüncü kere karşılaşınca, anladım ki THY, bizleri ‘enayi yerine koyuyor’. Hem de farkında olarak!

Cumartesi günü, günübirlik Antalya’ya gitmem icap etti bir dostumla birlikte. THY’den bilet aldık. Gidiş dönüş bedeli olarak da kişi başına 358 lira ödedik. Yani uçuş başına 178 lira. Sabiha/SAW-Antalya/AYT  TK 8738  Antalya/AYT-Sabiha/SAW TK 8706

Sabahın köründe kalktım. Apar topar çıktım. Nasıl olsa, uçakta bir şeyler ikram ederler diye bir şey de yemedim. Sabah, vaktinde bir şey yemez de mide asidimi dengelemezsem migrenim tutar, biliyorum.

Alana gittik. Aa bir de baktım. Uçacağımız firma yine Sun Express! Canım sıkıldı ama arkadaşım, beni yatıştırdı. Çünkü onun ilk defa başına geliyormuş.

Bindik ne ise. Uçak havalandı ve yeterli irtifaya ulaşınca o sinir bozan anons yapıldı: Yemek servislerimiz ücretlidir!

“Kardeşim ben sana Antalya için 178 lira bayılmış. Sen iki kuruşluk kahvaltıyı neden esirgiyorsun? Hadi diyelim, uçağın yetişmedi ve bizi ortağın Sun Exspress’le uçurdun. Bari utan da ikramından para alma!

Sinirim allak bullak. Baktım bir yığın benim gibi insan, kimisi karnından homurdanıyor, kimisi açık açık küfür ediyor. Ne ise sustuk!

Derken akşam, dönüş zamanı! Geldik hava alanına. Bir tuhaflık var ama ne. Uçağın kalkışana 20-25 dakika kalmış. ‘Kontuar açık’ diyor ama uçağın ne olduğu ne zaman kalkacağı belli değil!

Sonra bir anons! Anladık ki bizi çağırıyorlar. Son kontrollerden falan geçtik. Biraz bekledikten sonra kapılar açıldı ve bizi otobüslerle taşıyıp götürdüler.

Nereye mi?

Kendimizi gerçek bir ‘Yıldız’ sanalım diye, Sky Airlines’ uçağına!

Kendimizi Star gibi hissetmek şöyle dursun, yine enayi yerine konmuştuk. Morallerimiz bozulmuş, resmen kandırılmıştık!

Sonra öğrendim ki aramızdan birileri durumu önceden fark etmiş ve meseleyi ta genel müdüre kadar intikal ettirmiş. Yani birilerinin işgüzarlığı değil. Yapılan işlemden genel müdürün de haberi var!

Düşünebiliyor musunuz, taş çatlasa 70 liraya mal olacak bir yolculuğu 178 liraya satıyorlar bir de milleti enayi yerine sokuyorlar! Ayıptır ve günahtır. Bir Marka ancak bu şekilde katledilir!

Ben Sun Exspress’ten, Onur Air’den, Anadolu Jet’ten Atlas Jetten her ne ise bilet almasını biliyorum. Gider alırdım ve sizinkinin yarısına da bulurdum. Binerdim paşa paşa gider gelirdim.

Ama dedim ki, THY farklıdır. İnsana, kendisini ‘Yıldız gibi hissetme’ şansı veriyor. Ne bileyim ki ‘üç kağıda’ geleceğiz!

THY fiyatına, tıkış tıkış oturtulduğumuz, can sıkıcı üçüncü sınıf bir yolculuk! Benim de arkadaşımın da başına ağrı girdi. Bir su istedi ağrı kesici almak için. Suyu getiren hostes hanım: “Lütfen iki lira rica ediyorum” demez mi?

Şöyle demekten kendimi alamadım: Buyurun kolladığın, kol kırılır yen içinde kalır diye savunduğun dostların! Nasıl kendini ‘star’ gibi hissettin di mi? Ama haklarını yememek lazım. Bak kendini gerçek bir yıldız hissedesin diye seni SKY Airlines (Gökyüzü Havayolları)’na bindirdiler!

Evet, THY idarecilerini tebrik ediyorum. Acaba kasten mi yapıyorlar demeyeceğim! Galatasaray kasten dağıtılmış olsun veya tesadüf. Ama artık o takım yok! Böyle giderse THY’nin başına gelecek olanlar da bunlar!

Çünkü ‘Star’ olmanın bize göre olmadığını anladım. Sanırım bir çok insan da bunun farkındadır artık!

*** *** ***

Bu yazı “13.Ağustos.2009 18:19:38” tarihinde gasteci.com’da “KIRILAN KOL YEN İÇİNDE Mİ KALMALI?” başlığında yayınlanmıştır.

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Mehmet Ali Bulut: Medya küçümsenmemesi gereken bir sihirbazdır!

Gazeteci, yazar, mütefekkir Mehmet Ali Bulut ile basın, medya, gazetecilik, irtica, medeniyetimizden kaybolup giden temel …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir