Tuncay Karışık Olunca Ergenekon Masum Olacak

TUNCAY GÜNEY KARMAŞIKLIĞI

ERGENEKON’U ‘MASUM’ YAPAR MI?

Ortalık toz duman.

Gazeteler ve gazeteciler, Tuncay Güney üzerinden birbirine giriyor.

‘Yok sende çalıştı, çalışmadı”, “yüreğin varsa itiraf et.” gibi Tuncay Güney’in şu veya bu gazetede çalışıp çalışmadığı tartışmaları yapılıyor.

Ne olmuş yani Tuncay Güney şu veya bu gazetede çalışmışsa! Milliyet yahut STV’de çalışmış olması, onun şu Ergenekon belasıyla ilgili söylediklerini hükümsüz mü kılıyor?

Yani o belgeleri bilgileri savcıların önüne Tuncay koydu diye, biz o cinayetleri işlenmemiş mi sayacağız? Tuncay Güney karışık bir adam olunca, Ergenekon Çetesi masum mu olacak?

Evet Tuncay Güney’in karışık. MİT de itiraf etti. Onu kullanmışlar, yararlanmışlar, yönlendirmişler. Kötü mü etmişler?

Hiç sanmıyorum! Sizin şu karışık, karmaşık dediğiniz insan sayesinde, Türk milleti, 125 yıldır sırtına kene gibi yapışmış bir cuntadan kurtuluyor, az bir şey mi?

İttihat ve Terakki, o cuntanın ilk siyasi yapılanmasıdır ki en büyük icraatı, Osmanlı’yı tasfiye etmek oldu. Dimağını Sebataistlerin, iliğini masonların oluşturduğu o zındıka komitesi (ittihat ve terakki)nin ilk icraatı da Siyonist yapılanmanın önündeki en büyük engel olan II. Abdülhamid’i tahttan indirmek olmuştu.

Tesirleri bugüne kadar gelen o cuntanın bugünkü izdüşümünden ibarettir Ergenekon emin olun. Atatürkçülük, Kemalizm, Ulusalcılık vs gibi toplumun saygı duyacağı kavramların arkasına gizlenerek gerçekleştirilen şu örgütlenmeler, hep o zındıka komitesinin farklı isimler altında giriştiği yapılanmalardır. Hatta Çağdaş Yaşamcılar vs gibi sivilliği kendinden menkul örgütler de dâhil çoğunun amacı, milleti kendi özüyle buluşmaktan alıkoymaktır. Bulaşıcı illet gibi içimize korkular salıp istibdat imparatorluğunun alaca karanlık kuşağını idame ettiriyorlar.

Malum, İslam medeniyetinin ana taşıyıcısı ‘Sünni’ yapıdır. O Sünni yapının taşıyıcı kolanları yaklaşık bin yıldır hep Türkler oldu. Ve Türklerin, yönetici unsuru Oğuzlar. (Asya’daki temsilcileri Kıpçaklar Orta Asya’da kaldıkları için onu değinmiyorum)

İşte Avrupa, Oğuz’u tasfiye etmeden Osmanlıyı, Osmanlı’yı tasfiye etmeden İslam’ı, İslam medeniyetini tasfiye etmeden de Batı medeniyetini ihya edemeyeceğini anladığı için, önce Osmanlının içindeki Türkü tasfiye ettiler. Hatırlayın Osmanlı saray erkânı ve tarih yazıcılarının Türk’e yapıştırdıkları sıfat ‘Etrak-ı bî idrak’ti’ (ahmak Türk!). İşte İslam medeniyeti, Oğuz’un yönetimden alınmasıyla küsufa başladı…

Ve şimdi o 200 yıllık fetret döneminin sonuna geliyoruz. Asya Medeniyeti inkişafa başladı. Işık yeniden doğudan yükseliyor. Batının içimize saldığı ve yıllardır kanımızı emen yarasa sürülerinin (= gizli komitaların) karanlık kuytularına çekilme zamanıdır.

Buna, Tuncay Güney de bir katkıda bulunmuşsa ne yapalım. İplerini pazara çıkarmak için daha az karışık ve güvenilir bir adam bulamadığımız için özür dileriz!

***

Ermeni tehcirine özür kampanyası!

Bir grup aydın(!), 1915 Ermeni tehciriyle ilgili bir kampanya başlatmış. “1915’te Osmanlı Ermenilerinin uğradığı ‘büyük felaket’in inkâr edilmesini vicdanım kaldırmıyor”diye başlayan imza metni, “Özür diliyorum” başlığını taşıyor.

Akademisyen ve gazetecilerin de içinde bulunduğu bir grup aydının başlattığı ve internet ortamında da sürdürülmesi kararlaştırılan kampanyaya ilişkin olarak görüşlerini dile getiren Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Cengiz Aktar, kampanyanın şahsi bir nitelik taşıdığını ve kimseyi bağlayan bir girişim olmadığını söylüyor.

Ben, Müslüman bir Türk olarak özür dilemiyorum. Çünkü ben o cinayeti işlemedim, işlenmesini de istemedim. 600 yıl boyunca Ermenilerle kardeş kardeş yaşadım, hiçbir sıkıntım da olmadı. O tehciri kim yapmış ve yaptırmışsa o özür dilesin.

Yukarıda bahsini ettiğim zındıka komitesi var ya, işte onların yakasına yapışsınlar Ermeniler ve aydınlar! Talat’ın, Mithat’ın, Cemal’in, Enver’in.

Bu milleti, emperyalist batıya sattıkları, milletin ve padişahın izni olmadan koca Osmanlıyı savaşa soktukları, Alman uşaklığı uğruna Rusya’ya savaş açtıkları için.

Emperyalist batı, muhteris Ruslar Ermenilerden özür dilesin. Onları kışkırtan ve tahrik eden onlardı çünkü. Türk milleti niye özütr dileyecekmiş. Hatta biz de davacıyız!

Biz o badirede 2 milyon (toplamda 13 milyon) kayıp verdik. 13 milyon kilometre toprak kaybettik. Şimdi de işlemediğimiz bir suçtan dolayı özür mü dileyeceğiz!

Hayır beyler, ben özür dilemiyorum. Aksine ben davacıyım! Hem o komitacılardan, hem o komitacılara uyan Ermeni ve Yahudilerden!

İlla da birinin özür dilemesi isteniyorsa;

İttihat ve Terakki özür dilesinKemalistler özür dilesin, Komitacılar ve Ergenekoncular özür dilesin. Ben dilemem.

Çünkü ben Ermeni’yi ehli kitap kardeşim bildim. İktidar ve muktedir olduğum sürece de kılına bile dokunmadım, dokundurtmadım.

Müslüman Türk olarak Ermeni ile hiç derdim olmadı. Tarih buna şahittir. Kürtlerle de derdim olmadı. Zaman buna şahittir. Kürt, benim dayımdır, yeğenimdir, kirvemdir, can yoldaşımdır, siper arkadaşımdır, canımdır, kardeşimdir.

Ben, (yani Oğuzlar) iktidar olsaydım, Ermeni’ye de Rum’a da bir şey olmazı. Nitekim asırlar boyunca olmadı. Alparslan, Malazgirt’te 200 bin Bizans askerini kırdığı gibi Ermenileri de kırabilirdi. Yapmadı. Fatih, İstanbul’a girdiğinde isteseydi, Rumları da kırardı. Kırmadı.

Hiç kusura bakmasınlar, bizim o cinayetlerde zerre kadar günahımız yoktur. O tür pislikler Batının işidir.

Çünkü Ermeniler’i tehcire zorlayanlar, Ermeni ve Yahudilerin yardımıyla Müslüman Türkü de iktidardan indirmişlerdi. Ermenileri, düşman eden Talat’tı, Mithat’tı Enven’di. Arapları bize küstüren de Cemal Paşa’dır. Hepsi aynı komitanın elemanları.

Gidin onların yakasına yapışın!

Bir takım hödük ahmaklara uyarak, şu milleti tahkir, her biri ‘hak erleri’ olan dedelerimi tezyif edemem. ‘Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem!”

‘Fethullahçıların’ Ettiğine Bakın(!)

Serdar Akinan da Tuncay Güney kavgasında kalem oynatanlardan.. Ne de olsa o da Ulusalcı. Ergerekondan içeri alınmış olanlara aleni sahip çıkamadığı için. Tuncay’ın‘karmaşık’ kişiliğinden medet umuyor.

Tuncay’ı ‘güvenilmez’ konumuna oturtursa, güya Ergenekon’a yönelik iddialar da boşa çıkacak. Uma dursun bakalım.

Fakat sanırım Serdar’ın daha ağır bir derdi var. Fethullahçıların Nurculuk çizgisinden uzaklaşmaları ciddi bir şekilde Serdarı üzüyor anlaşılan. Bakın şu cümlelere:

“Fakat bu süreci izlerken, özellikle son yıllarda etkisini muazzam şekilde arttıran cemaat yapılanmasının bir başka şeyi de derinden zedelediği kanaatindeyim.

Gözden kaçan ve asıl tehlikeli olan olgu şu:

Cemaat Nurcu çizgiyi terk etti. Uhrevi bir İslam anlayışından dünyevi bir kudret tutkusuna evrildiler.

Çeşitli alanlarda içlerine girdikleri gövdeleri tıpkı fantastik filmlerdeki zombiler gibi ele geçiriyorlar…”

Ne yapmış ‘fethullahçılar’ efendim? Nurculuk çizgisinden çıkmışlar!

Yaaaa. Gördünüz mü sevgili Serdar Kardeşimin derdini! Meğerse Serdar nurcu olmuş da Fethullahcıların o çizgiden çıkıp gitmelerine üzülüyormuş!

Peki, ‘nurcu’ Mehmet Kutlular, ‘deprem takdir-i ilahidir’ dediği için zindanlara atıldığında nerede idin? ‘Nurcular ayin yapıyor’ diye sürüm sürüm süründürülürken o daha küçük olduğu için onun hesabını sormuyorum!

Sahi Serdar kardeş, Fethullah hoca nurcu çizgide(?) kalsaydı ondan memnun olacak mıydın?

Bir de demişsin ki, “Uhrevi bir İslam anlayışından dünyevi bir kudret tutkusuna evrildiler”.

Ya ne yapacaklardı? İslam ne zaman sadece bireysel bir iman ve uhrevi bir öğretiden ibaretti ki. Tabii o kumaşlarda tarağın yok ki, Hz. Muhammed(asv)’in aynı zamanda savaşan, devlet kuran ve imanı hayata tatbik eden bir peygamber olduğunu bilesin.

Serdar Efendi, Müslümanların güçlenmesinden rahatsız. Sistemin, istediği zaman onları hırpalayamıyor olmasından rahatsız!

Artık istedikleri zaman bir yerleri basıp ‘ayin yapıyorlar(!)’ diye birilerini derdest edemiyorlar ya. Artık din ve İslam adına konuşan ve tavır belirleyenler kendilerinden daha dünyevi ve gelişkin ya, buna içerliyor.

E ne yapalım. Kur’an bize ‘Dünyadan nasibinizi unutmayın’ diyor. Hep sizin lütfünüzü ve insafınızı beklesek bu sizin yanınızda bir hayra mı vesile olacak?

Haaa bak şu cümleni çok sevdim Serdar:

“Çeşitli alanlarda içlerine girdikleri gövdeleri tıpkı fantastik filmlerdeki zombiler gibi ele geçiriyorlar…”

Kürtçede bir deyiş var “Ber mizgine da kher hate”

(Ne güzel müjde bu böyle. Müjdenle hoş geldin!) Demek ki artık “hak üzere zahir olma zamanı” gelmiş.


Bu vesile ile Bayramınızı tebrik ediyor, hayra vesile olmasını diliyorum! (MAB)

*** *** ***

Bu yazı “06.Aralık.2008 11:26:18” tarihinde gasteci.com’da “Tuncay Güney’in karmaşıklığı Ergenekon’u masum yapar mı?” başlığında yayınlanmıştır.

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Ayağı Yere Basmayan Bir Yazı (I) - (Lucifer’in İktidarı yahut Deccalizm)

Ayağı Yere Basmayan Bir Yazı (I) – (Lucifer’in İktidarı yahut Deccalizm)

Eski yazılarımın veya konuşmalarımın birinde, “Beni İsrail”, beşer ‘şahs-ı manevisi’nin nefsi hükmündedir. Asla onu yok …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir