Amerika Amerika

Bu yazının yazılmasını bana ilham eden Sayın Enis Berberoğlu ile Nevada Üniversitesi’nde profesörlük yapan aziz dostumuz Yunus Ali Çengel oldu…

Yunus Ali Çengel son derece kıymetli bir bilim adamımız. Termodinamik konusunda yazdığı eser bütün dünya üniversitelerinde okunuyor. Şu sıralarda da ikinci eserini yazıyor. Bu amaçla da Türkiye’de bulunuyor.

İstanbul’da düzenlenen uluslararası Termodinamik Sempozyumu’na katılmak için İstanbul’a gelmiş. Bir akşam beraber olma imkânımız oldu ve nefis bir sohbet yaptık…

Amerika ile ilgili bütün önyargılarımızı gayet kibar bir üslupla tashih etti. Amerika’nın iki yüzü bulunduğunu, bunun birisinin politik, diğerinin insani olduğunu söyledi.

Politik yönü hepimizin bildiği gibi bütün dünyada antipati ile karşılanıyor. O da buna katılıyor.

Sayın Çengel’in bir tespiti oldu ki ilginç!

Türkiye hızla Amerikalaşıyor, Amerika ‑politik anlamda‑ hızla Türkiyeleşiyor…

Ve ekliyor Çengel:

“Unuttuğunuz bir şey var. Amerikan toplumu sanıldığının aksine çok sağlıklı bir toplum. Bir kere dini ve vicdani yapı oldukça sağlam. Allah ve ahiret inancı hemen hemen toplumun bütün fertlerinde mevcut. Artı olarak, dine ve dindara karşı oldukça saygılıdırlar. Hangi dinden olursa olsun, inancına sahip çıkan insanlara saygı gösterilir”

***

Doğrusunu isterseniz bu beni hayrete düşürdü. Mesela evlerde sigara içmek ayıpmış. Kamuya açık yerlerde ise sigara içmek yasak.

Biz “onlar, damardan alıyor” (yani eroin içiyorlar) deyince buna da itiraz etti:

“Sandığınız kadar çok değil. Avrupa ile kıyaslanmayacak kadar az. Belki yüzde 10‑15. Sağlıklı yetişen gençlik daha çok. Artı, Amerika, dünyanın bütün güçlü beyinlerini halkına hizmet ettiriyor. Sonra toplumda birlik ve beraberlik fikri oldukça gelişmiş. Dolayısıyla beklediğiniz gibi bir yıkılma veya çözülme söz konusu değil çöküşün olmayacağını, ancak, politikacılarının hızla bizim politikacılara benzemeye başladığını hatırlatmadan da edemedi, aziz dostumuz.

***

Bu minval üzere yaptığımız sohbetin ertesi günü Sayın Enis Berberoğlu’nun yazısını gördüm. Türkiye’de dine ve dindarlara karşı yürütülen sinsi çabalara nefis bir cevap teşkil eden yazıda, Berberoğlu, Amerika’da yapılmış bir anketi de aktarıyor. Biz de onu buraya alışılmış bir kamuoyu yoklamasına göre halkın yüzde 95’i Allah’a inanıyor. Yüzde 80’i ise mucizeye ve Ahiret hayatına inanıyor.

“Şeytan var” diyenlerin sayısında son yıllarda hızlı bir artış olmuş ve Şeytan’ın varlığına inananların sayısı yüzde 65’lere ulaşmış. Meleklere inananların sayısı ise yüzde 72.

(Acaba diyorum yüzde 99’u Müslüman olan(!) Türkiye’de böyle bir anket yapılsa yüzde kaç çıkar? Böyle bir anketin yapılmasına müsaade edilir mi? Çünkü bizim laikliğimizin canı burnunda. Hiç bir itiraza mecali yok. Hemen birileri çıkar “laiklik elden gidiyor” diye nara atar…)

Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer gerçek ise. Amerikan halkının “muhafazakârlığı”! Yani çalışma, fedakârlık ve tasarrufa dayanan “Protestan Ahlak”.  ‑Burada Yunus Ali Çengel dostumuzun bir tespitini daha aktaralım: “Malesef amerikada da fedakârlık ve yardımlaşma olgusu çözülmeye başladı” diyor‑

Kısacası, birilerinin kafalarında canlandırdıkları Amerika ile gerçek Amerika çok farklı. Yunus kardeşimizin tespitiyle, “Aydınların, dine ve dindara karşı öfke duydukları dünyanın belki de yegâne ülkesi Türkiye”

Adamların komünistleri bile seviyeli…

Bizim talihsizliğimiz işte burda…

Biz meftunu olduğumuz dünyayı da tanımıyoruz. Kafalarımızda bir takım ütopyalar üretmişiz, Donkişotluk yapıyoruz… O yüzden de kör olmuşuz. Batıyı batı yapan, Amerika’yı Amerika yapan değerleri, toplum yapısını görmezlikten geliyoruz.

Bildiğimiz tek şey kendi insanımızı ve kültürümüzü, dindarımızı kınamak, küçümsemek, hakaret yağdırmak…

Ne diyor Enis Berberoğlu:

“Ya bizde?

Küçümsediğimiz İslam’ın yerine hangi değerler sistemini koyduk?

İnanç açlığı, hamburger ve patates cipsiyle tedavi olur mu?

Dinsizlik; demokrasi ve entellik bayrağı mı?

Kuzum burası neresi?”

Hay kalemine sağlık Berberoğlu. Şu gerçekler bu ülkede ne zaman dile getirilecek diye yanıyorduk. Sağolasın!

Fakat sanmayasın ki, bunu kimse üstüne alınır. Çünkü onlar sandığından da yüzsüz ve pişkindirler…

Burada bir ihbarı da zikredelim.

Bediuzzaman, bir eserinde “Bahtiyar Alaman ve Amerikan milleti”nden söz ediyor ve onların istikbalin İslam devletleri olduğunu haber veriyor.

Eh sanırım yukarıda bahsi geçen topluma da bu yakışır…

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

“Tenkitte ölçü”nün aşırılıkları (1)

22-23 Ekim tarihlerinde kaleme aldığım “Şanssız bir dâvâ adamı; Bediuzzaman” başlıklı yazımız, ya gerçekten maksadı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.