MHP’nin Avantaj ve Dezavantajları

İktidar sözcüğü ile MHP, son dönemlerde sıkça birlikte anılıyorlar…

Dışarıdan görünün de bu iddia sahiplerini doğrular gibi görünüyor… Her coşkulu kalabalıkta, her mitingte, toplumun bağımsız düzenlediği her gösteride, MHP hesabına geçecek bir çok görüntülere şahid oluyoruz.

Keza liselerde, okullarda MHP sempatizanı ciddi bir kitlenin varlığından söz ediliyor…

Bunların tamamı doğrudur.

Elbette ki bunda, Sayın Türkeş’in son dönemlerde sergilediği çizginin büyük rolü var… Türkeş, kitle partisi lideri gibi kucaklıyıcı ve müşfik. Ancak vatan ve birlik söz konusu olduğunda tavizsiz bir asker havası veriyor…

Ülkenin bölünmez bütünlüğünün tartışıldığı, en güvenilir adamların hergün fikir değiştirip zigzag çizdikleri bir dönemde sayın Türkeş’in korkusuzca ülkenin birlik ve beraberliğinden yana tavır koyması, bölücülere ve işbirlikçilerine karşı ekranlardan meydan okuması, halkın hoşuna gidiyor…

Çünkü halk, olup bitenlerin farkında. Ülkenin bir takım acezeler yüzünden hızla parçalanmaya doğru sürüklenmekte olduğunu biliyor. O yüzden de güçlü bir sese, tavuzsuz bir lidere özlmem duyuyor… Bunu da Sayın Türkeş’te ve bir parça da Ecevit’te buluyor…

O yüzden de özellikle nisbeten heyecanlı olan gençlik Türkeş’e ve onun partisi MHP’ye büyük sempati duyoyur…

Bu bir vakıa…

İşte bu vakıa, aynı zamanda MHP için ciddi bir handikap.

Milliyetçiliğin, vatanseverliğin hızlı yükselişi karşısında huzursuzluk duyanlar MHP’yi dizginlemenin yolunu arıyorlar…

O yüzden, çıkan her huzursuzlukta, faili meçhul her hadisede, suç hemen MHP’ye yıkılmak isteniyor… Elbette bunu açık açık MHP’ye atmaları mümkün değil. O yüzden de dolambaçlı bir yol izliyorlar…

Bir yerde mafyanın bir iç hisaplaşması mı olmuş… Eski dev solcu ve yeni PKK işbirlikçisi bir belediye başkanı mı öldürülmüş… Bir mahallede huzursuzluk mu çıkmış. Tek suçlu var:

Ülkücü!

Hiç bir şey bulamazlarsa “eski ülkücü” deyip geçiyorlar… İddialarının yalan çıkması yüzlerini kızartmıyor…

Daha geçenlerde Marmaris Belediye başkanı Suyolcu öldürüldü ya. Yıldırım Çavlı hemen üç günlük bir dizi hazırladı, bölgede ne kadar PKK sempatizanı, solcu varsa onları konuşturup suçu “ülkücü mafya”nın üzerine attı…

Mafyanın ülkücüsü, solcusu, liboşu olur mu olmaz mı bilemem ama, benim bildiğim mafya başlı başına kuralları olan illegal bir rant örgütüdür… Bir ideolojjisi de yoktur. Varsa ideolojisi haraç almaktır, para kazanmaktır…

Ama hayır illa da ülkücü mafya!

Şu sıralarda Ege bölgesinde yeni bir rant paylaşım kavgasından söz ediliyor. Bazı siyasilerin de adının geçitiği bu kavganın, aslında PKK sempatizanı grupların, bölgeye hakimiyet mücadelesi olduğu belirtiliyor. Birileri de buna karşı mücadele veriyorlar… Deniliyor ki, PKK bazı bölge siyasetçilerinden de destek alarak, hızla bölgede palazlanıyor ve mafyaya giden paraları kendisine kanalize etmeye çalışıyor…

Hatta adı bu işlere karışmış ve halkın şikayeti ile iki kere görevden alınmış bir kaymakamın, bölücü örgüt sempatizanlarından gelen baskılarla görevine iade edildiği belirtiliyor…

İddialar, iddialar… Biz işin iç yüzünü bilemiyoruz ve bizi de fazla ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren, neden bütün bunların faturasının illa da ülkücelere kesilmek istendiğir.

Evet orada bir kirli rant paylaşım mücadelesi  olabilir. Mamafih Türkiye’nin her yerinde de bunlar yaşanıyor. Niçin illa da MHP’ye çamur atılmak isteniyor…

Bakın bu iddialara çanak tutan RP il başkanı aynı ağzı kullanarak, “Bizim hiç bir insanımızın çek senet tahsiline karışmamıştır” kendince MHP’ye çamur atıyor…

Bu sadece ve sadece yıldızı parlamakta olan MHP’nin önünü kesme senaryolarıdır!

* * *

Bu hususta en çok yine ülkücülere ve MHP’lilere iş düşüyor…

Ülkücülük bir dervişliktir, fedakarlıktır, erdemliliktir, dürüstlüktür… Herşeyden önemlisi vatanperverliktir…

Ancak görüyoruz ki, yeni jenerasyon ülkücüler bu erdemleri elde edecek imkanlardan mahrumlar… Ülkü ocakları hızla eski hüviyetlerine dönmeli ve burada iman ve milli his aşılanmalıdır… Çünkü Milli Eğitim’imizin böyle bir derdi yok…

Bugün zemin ülkücülük için gerçekten münbit… Ama gençler, kendilerine zaman ayıracak eğiticilerden yoksunlar… Konuyu bazı eski ülkücü dostlarımla konuştum. Onların da bu konuda endişeleri var. “Bu gençler bir an önce yeterli şuura kavuşturulmazsa, ciddi bir kaybımız olur” deniliyor…

İktidara giden, en azından iktidar ortağı olmaya talip bir MHP’nin, önünde böyle handikaplar var…

Sayın Türkeş ilişkilerde ve giyim kuşamda gerçekten çağdaş bir lider görüntüsü veriyor. Hiç bir bağnazlığa, fanatikliğe müsaade etmiyor…

Parti de kendisini kitle partisi olma yolunda organize ediyor… Rüzgarlar uygun esiyor ama, bunlar parti için aynı zamanda handikap…

Çünkü bir çok murdarın uykusu kaçıyor…

Önce terörün içine çekmek istediler. Sonra sivil örgüt olarak PKK’nın karşısına dikmek istediler, ardından RP ile kapıştırmak istediler. Şu ana kadar başaramadılar… Şimdi yeniden RP MHP çekişmesi yaratılmak isteniyor… RP de bu işe pek iştahlı görünüyor maşallah…

Fakat kendisine de memlekete de yazık ediyor…

Biz ise kendi insanımıza “Aman dikkat” diyoruz, “Bu ülke bizim! Bu topraklar üzerindeki her kavga ve anarşi bizim halkımıza zarar verir” diyoruz.

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

“Tenkitte ölçü”nün aşırılıkları (1)

22-23 Ekim tarihlerinde kaleme aldığım “Şanssız bir dâvâ adamı; Bediuzzaman” başlıklı yazımız, ya gerçekten maksadı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.