Problem Çözmek Bir Sanattır

Problemleri çözmede genel kural, onları teke indirgemektir…

Üç karpuzu bir koltukta taşımaya kalkışan insanlar çoğunlukla hepsini düşürürler.

Savaşta da durum aynıdır. Önce sağ ve sol kanatlar çökertilir, ardından merkeze yüklenilir…

Türkiye şu anda, sayısız problemlerle mücadele etmektedir. Saldırılar o kadar geniş yelpazeli ve o kadar değişkendir ki, Türkiye hangisiyle baş edeceğini bilemiyor…

Elbette bunda, uyguladığımız yöntemlerin de etkisi var…

Türkiye’nin önündeki meselelere şöyle kısa başlıklarla gözatalım:

Terör ve buna bağlı olarak Türkiye’yi bölme çabaları.

Dış saldırılar…

Bunu da iki yönlü incilemek gerekir… Biri Suriye ve Ermenistan gibi toprak talepleri… İkincisi ise sınır aşırı menfaatlerini korumak maksadıyla Türkiyen sosyal ve ekonomik açıdan zayıf düşürülmesi çabaları…

Bu son şıkkı da ikiye ayırmek mümküdür. Birincisi, Yunanistan gibi hiç bir makul gerekçe ile ikna edilemeyecek hasımlar. İkincisi, menfaatlerini garanti altında gördükleri takdirde emellerinden -en azından fiili olarak- vazgeçecek hasımlar…

Ekonomik sıkıntı.

Bu sıkıntımız da malesef çok boyutlu. Türkiye, bugüne kadar uyguladığı hiç bir reçetede istediği sonucu alamamıştır…

Elbette bunda, çiftlik gibi kullanılan kamu kurumları ile siyasilerin arpalık gibi gördüğü kit’lerin devletin sırtında bir kambur gibi durmasının etkisi büyük…

Kamuda aşırı personel istihdamı da ülkenin belini kıran problemlerden biri…

İşsizlik…

Türkiyenin en temel sorunlarından biri de işsizlik… Hata denilebilir ki, ülkemizdeki her bataklığın suyu, bu kesimden gelmektedir… Terörü besleyen bu kaynaktır, ekonomiyi çökerten bu kaynaktır, insani dokumuzun çürümesine neden olan ahlaki erozyona sebebiyet veren bu kaynaktır…

Bu kaynağın kurutulması yatırımlarla mümkündür. Ancak ekonominin dizginini elinde tutanların, yatırmları teşvik yerine sermayeyi risksiz kazanca yönlendirmeleri, mevcut yatırımların da kapanmasına yol açıyor…

Sosyal sıkıntılar.

Ülke, demokrasiye de, özelleşmeye de, özel kanal yayıncılığına da alt yapısız girmiştir. Bu o kadar barizdir ki, 6 yıldır özel kanallar mevcut olduğu halde, hala bunları kontrol edecek mekanizmalar oluşmamıştır.

Keza demokratikleşme çabaları da öyle. Türkiyede ne doğru dürüst bir demokrasi tarifi vardır ne de laiklik tarifi… Herkes bu kavramları istediği gibi yorumlayıp anlıyor…

Çünkü devlet, hem demokrat, hem de sayısız çekinceler getiriyor… Keza hem laik, hem de islama karşı müteyakkız…

Vergilendirmede nasıl bir yöntem takip edilebileceği hala belirlenebilmiş değil. Son buldukları çare “numaralama”! Zaten vergilerini verenleri numaralandırıyorlar. Oysa asıl kaçak ulaşılamayan ve dolayısıyla numaralandırılamayn yerde duruyor…

Hastaneler ağzına kadar dolu, ama çare bulan yok. Hapishaneler ağzına kadar dolu…

Ceza Muhakemeleri Usulu kanunu diye ne idüğü belirsiz bir kanun çıkarıldı. Sadece hırsızlara ve bölücülere yarıyor…

Kısacası herşey karmakarışık…

* * *

Bunun tek sebebi, problem çözümünde bir koordinasyonun ve plinanın olmayışı… Ele alınan hiç bir mesele sonuşlandırılmıyor… Herşey göstermelik. Çalışıyor gibi görünme şovu…

Söz gelimi, son 5 yıldır, “Bu bahar, terörün beli kırılacak” deniliyor. Ama terör, değil beli kırılmak siyasi ve uluslararası boyut kazanıyor…

Şu güne kadar iki üç kere ekonomide radikal kararlar alındı. Her keresinde “Bu sefer tamam” denildi. Şimdi geldiğimiz nokta, paradan üç sıfırın atılıp atılmayacağı tartışması…

Milli Eğitimde her gelen bakan yeni bir yöntem getiriyor. Üzerinden üç öğretim dönemi geçmeden “Olmadı yeni baştan” yapıyoruz…

Bize göre bunun tek nedeni plansızlık ve hedefsizlik…

Türkiye’de planları ve hedefleri olan tek kurum sanırım Ordu! O yüzden de işler çığırından çıktı mı müdahale etme ihtiyacı duuyor.

Çok gerilere gitmeye gerek yok. Kalkınma planlarının başlatıldığı 1960 yıllarda başlatılan kalkınma planlarına bir göz atın. Bir dek dönemde dahi istenenlerin beşte biri bile gerçekleşmemiştir.

Hac münasebetiyle gittiğim Arabistan’da bir vesile ile kalkınma planlarını incelemiştim. Adamların bütün kalkınma planları, hedefleanen tarihten önce gerçekleştirilmiş… Bunun sadece para ile izah etmek mümkün değildir. Adamlar devlet ciddiyetine sahipler de ondan…

Bizde ise ciddiyetten eser yok. Bir yığın insan Ankara’da toplanmış çelik çomak oynuyor. Devlet kimsenin umurunda değil. Herkes, bir sonraki dönemde yeniden Ankara’ya dönmenin basit hesapları içinde…

Bakanlara bakıyorsunuz. Kendi alanları dışındaki her şeyle meşguller. Adeta yel değirmenlerine karşı savaşan Donkişot’u andırıyorlar. Sonuç ise sıfıra sıfır elde var sıfır…

Sonuç olarak herkes kendisini ilgilendiren alanla meşgul olsaydı ve kendi alanına giren problemleri numaralayıp ona göre çözseydi bugün karşımızda ne PKK olurdu, ne Yunanistan hırtabozluk yapardı, ne okonomik kaos olurdu, ne anayasa tartışması…

Problem çözmek bir sanattır. Ve bu eğitimle kazandırılır. Ayıklayıcı analist kafalar üretmedikçe de bu pespayeliğimiz devam edecektir…

-Peki bunu kim üretecek?

-Milli Eğitim…

-Milli Eğitimi bu seviyeye getirecek irade var mı?

Alın size bir yumurta-tavuk hikayesi… Çıkın içinden çıkabilirseniz…

Biz şark milletleri mucizeye tanık olduğumuz için, hep mucize bekleriz. Batı ise mucizeyi tanımıyor, vahyi bilmiyor. O yüzden de kafasını kullanıyor. Biz ise ağzını açmış, anasının getireceği kayyı bekleyen yavru kuşlar gibiyiz…

Bekliyoruz ki, ilahi bir sopa bizi hizaya soksun…

Emin olabilirsiniz ki o sopa pek uzak değil. Bizi düzeltir mi dağıtır mı onu da Allah bilir…

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

“Tenkitte ölçü”nün aşırılıkları (1)

22-23 Ekim tarihlerinde kaleme aldığım “Şanssız bir dâvâ adamı; Bediuzzaman” başlıklı yazımız, ya gerçekten maksadı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.