TC’yi Kuranlar ve Koruyanlar

İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir, ortalığı karıştırdı…

Neden, ne olmuş…

Efendim “Bu ülkede, laiklik adı altında dinsizlik yapanlar var. Bu ülkede demokrasi adı altında Allahsızlık yapanlar var” demiş…

Ee  doğru söylemiş. Ne var bunda. Biz yıllardır bunu söylüyoruz ve diyoruz ki devleti,  bu iki yüzlülerin temsil etmesi bir talihsizliktir.

Menzir de olayların içinde bulunan biri olarak gördüklerini delikanlıca söylüyor…

Bundan kim alınır, kim gocunur.

Yarıs olan!

Nitekim yarası olanlar hemen ortaya çıktı.

Algan Hacaloğlu, Mehmet Moğultay ve bunların ajite ettiği bir kısım CHP’liler!…

Mehmet Moğultay’ın rahatsızlığını anlamak mümkün. Çünkü Menzir açıklamasında, hükemette yer almış bir kısım insanların yurt dışına gidip ülkeyi şikayet ettiklerini de dile getirmişti…

İsim verilmese bile bunun muhatabı belliydi: Moğultay!

Çünkü  “ülkesini şikayet eden bakan” Moğultay’dı!. Dolayısıyla ismen olmasa bile hedef alınmış olması Moğultay’a cevap verme hakkı doğuruyordu…

Peki bu Algan Hacaloğlu nerden çıktı! Neden bu kadar tepki gösterdi!.

Bize göre çok açık… Çünkü kendileri ve kendilerine benzer bir yığın zevat, bu ülkede yıllardır laiklik adına dinsizlik, demokrasi adına ihanet, birlik adına tefrika üretiyorlar…

Bunların orijin olarak alevi kökenli olmaları, uzun süre gerçeği bilaenlerin susmasına sebep olmuştur. Çünkü bunlar ne zaman sıkışsa, Kemar Genç gibi “Biz alevi olduğumuz için bize böyle davranılıyor” şarlatanlığını yapıyorlar…

Oysa bu ülkede samimi alevilerle hiç kimsenin bir alıp veremediği yoktur. Alevilerin de diğerleriyle bir alıp veremediği yoktur…

Ama dinsizliği, zındıkayı, keygfiliği din edinmiş bu kızıl yobazlar, islamı, toplumu, ülkeyi karıştırmak için her vesileyi kullanıyorlar.

Aslında bunların alevilik ile de uzaktan yakından alakası yok. Çünkü Alevilik islamın haricindeki bir vakıa değil ki. İslamın kendine özgü bir versiyonu da olsa, sonuçta Allah ve Ahiret temeline dayanan mümin bir cemaattirler…

Bunların temel yaklaşımı ise din ve tarih düşmanlığıdır. Arkasına sığındıkları kalkan ise devirlere göre değişmiştir…

Mustafa Kemal hayatta iken, kullandıkları maske, dilde sadeleşme ve Türkçülükdü…

Sonra kızıl elbiseler giydiler. Aleviliği komünizme alet etmek için kendi cemaatlerini bile tahrip ettiler. Onların mağduriyetini kullanarak, devlete ve millete bağlı bu cemaati zıvanadan çıkardılar.

Onların marifetiyle ne kadar düzün, devlet ve din karşıtı örgüt varsı tümünü bu cemaatin özel mahremiyeti içinde sakladılar…

Geçenlerde bir vesile ile karşılaştığımız Muharrem Naci Orhan‘a ‑ki kendileri seyyit alevi dedelerindendir‑ niçin bu ateistlerin Aleviler adına konuşmalarının engellenmediğini sordum…

Bunu önlemek için son üç yıldır çaba gösterdiğini söylediler…

Kısacası, bu insanlar, amaçlarına ulaşmak içiin her şeyi kullanıyorlar…

* * *

Şimdi ilk defa birileri açık açık nasırlarına bastı ya, fenersiz yakalandılar… Arsız hırsızcılık oynayıp ortalığı velveleye vermeye çalışıyorlar…

Efendim kendileri cumhuriyeti kuran bir partinin mensubuymuş, devlet aleyhine girişimlerde bulunması hiç mümkünmüymüş!

Bal gibi de mümkün!. Şu ifadeler tek başına onun suçluluk pisikozu içinde yakalandığının işaretidir…

Neymiş efendim, “Hazret, cumhuriyeti kuran partinin mensubuymuş!” Ay sevsinler seni! Kuruculuk “şeyle mi” tevarüs ediyor…

Cumhuriyeti kuran partiye ‑öyle bir şey mi varmış ‑ mensup olmak, size istediğiniz gibi davranma hakkı mı veriyor… İşte sizin yetmiş yıldır yaptığınız bu. Ele geçirdiğiniz devletin bütün imkanlarını kullanarak milleti eziyor, keyfi vi küfri planlarınızı millete dayatıyorsunuz…

Ama artık at terli. Yemiyor. Fazla uzak olmayan bir zamanda da Birecik’in malum kuşları gibi korumaya alınacaksınız. Bir zamanlar böyle siyasiler de yaşardı diye…

* * *

Şimdi Menzir de çıkıp, “Bu ülkeyi kuranlar, senin mensup olduğun partiyi de kurmuş olabilirler. Ama bu senin sıhhatine kanıt sayılmaz” der de önüne sayısız örnekler koyarsa Hacaloğlu, istifa edecek mi?

İmkanı mı var. Bunların tabiatı kösele olmuş.

Çünkü efendim, ülkeyi onlar kurdu, cumhuriyeti onlar yaşattı, laikliği onlar kuruyor, demokrasi bizatihi onların eseri. Hiç hata yapmaları, yanlış işlere bulaşmaları mümkün mü?

İşte bu, ülkeyi bu noktaya getiren anlayıştır.

Ben bilirim, ben yaparım. Benim gibi düşünmeyen ülke düşmanı. Yıllarca bu ülke insanları böyle ezildi, itildi horlandı… Bu anlayış şimdi böyle tezahür ediyor.

* * *

Bendeniz bugüne kadar, polisi eleştiren sayısız yazı yazdım. Menzir’i eleştirdiğim de oldu. Ama şu an, polisin hatalarının bahane edilmesi zamanı değildir… Çünkü durum farklı.

O açıdan Sayın Menzir’i sözlerinden dolayı can u gönülden tebrik ediyoruz. Aklıselim sahibi CHP’lileri ve diğer partilileri de ona sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Eğer Algan beyin keyfi bozuldu diye, Menzir görevden alınırsa, bu sadece ve sadece bölücülerin ve tervöristlerin ekmeğine yağ sürer…

Üç beş tane, evet üç beş tane vatanını seven, bakan istiyorum. En az Algan efendi ve Mahmut bey kadar cesur…

Ne demiş İsmet Paşa: “Bu ülkede namussuzlar kadar namuslular da cesur olmadıkça ülke huzur bulmaz…”

Bakalım kiimler makbul. Ülkeyi kuranlar(!) mı koruyanlar mı?

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

“Tenkitte ölçü”nün aşırılıkları (1)

22-23 Ekim tarihlerinde kaleme aldığım “Şanssız bir dâvâ adamı; Bediuzzaman” başlıklı yazımız, ya gerçekten maksadı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.