“Tenkitte ölçü”nün aşırılıkları (4)

Ama sizi ve hizmetin ta göbeğinde yer alma şerefini paylaşmakta cimri davranan müteahhirini pek ala Şerif Mardin ile karşılaştırabiliriz.

Şerif Mardin kadar Risale-i Nur’a hizmet etmiş kaç talebe var derken, Bediüzzaman’ın hizmetinde bilfiil bulunmuş insanları hakikaten kast etmedim –ama sizin yazınızda kendi cümlemi okuyunca ben de öyle anladım-. Doğrudan benim de için­de bulunduğum tabiin ve tebe-i tabiin sayılacakları kastettim.

Şerif Mardin, Nurcu değil. Ama Bediüzzaman’ın eserlerini ve içinden çıktığı atmosferi o ka­dar iyi tahlil etmiş ki, üstadın o civanmert halinin ge­rekçelerini net görebiliyorsunuz.

Muhammed Hamidullah, İslam Peygam­beri adlı eseriyle Hz. Peygamber’i doğuran fizik ve sosyal şartları inceler. Şerif Mardin de üstadın bu tür bir tahlilini yapmış.

Birinci Said’in haleti nahiyesini ancak Şerif Mardin’in eserini okuyunca mantıkan de izah ede­bilme imkanı yakalıyorsunuz. Aksi takdirde, Şark’ın vahiy kolaycılığı ile Allah vergisi deyip geçiyor ve künhünü yakalayamıyorsunuz…

İngiliz Müslümanları’ndan Ebu Bekir Siraceddin (Martin Lings), siyer ödülü kazanmış olan ese­rinde, Hz. Peygamber’in, Medine’de nazil olan mü­nafıklık ayetleri karşısında şaşırdığını ve hayrete düştüğünü yazar… Yani Hz. Muhammed (ASV)’in kimliği ve içinden çıktığı ortam, böyle bir şeye tanık değil. İnanıyor göründüğü halde inanmamak!.. Bu­nu anlayamıyor Hz. Peygamber…

Şu anekdotu yakalamak, bir inceliktir ama aynı zamanda nübüvvetin içinde doğduğu toplumun ka­rakteristiğini de ortaya koyar…

Şerif Mardin’in eserini okurken, Risale-i Nur’da sümbüllenmiş, neşvü nema bulmuş tohumların nerede ve nasıl ekildiğini görüyorsunuz… Ta ço­cukluğundan, ömrünün ahirindeki bir tavrına gönderme yapabiliyorsunuz…

Böyle bir atmosferde yetişmiş bir insanın, ahir ömrünün son 28 yılına nasıl tahammül edebildiğine akıl erdiremiyor ve oradan hemen onun bu davaya verdiği ehemmiyetin azametini keşfediyorsunuz…

Üstadın -ki zaman zaman eski Said’i imda­da çağırmaya mecbur olur- bunların siyasetine onların siyasetiyle mukabele edilmezliği keşfetmesin­den sonra izlediği yol, küçük Said’in içinden doğdu­ğu ortamla pek bağdaşmaz. Bu sizi, bir anda şu ger­çekle yüz yüze getirir:

1-Üstad, üstlendiği misyonun ümmet için ne ka­dar önemli olduğunun farkında. 2-Yaşanmakta olan tahribatın mukadder olduğuna, ona, bilinen yöntem­lerle karşı durmanın yenilgiden başka bir sonuç ver­meyeceğine vakıftır. Şeyh Said’e yazdığı mektubu düşünün. 3-En büyük celadetin ve salabetin sabır olduğunu kendi kişiliğiyle göstermek istemiştir. 4-İslam adına izlenecek yolun isyan, öfke ve başkaldırı değil, sabır, tevekkül ve itidal olduğunu hem de şedidül mizac bir tabiatle bize göstermiştir…

Risale-i Nur’daki hakikatlere ulaşmanın tek yolu bizim için istinbattır. Eğer tarihçe-i hayat olmasaydı, pekala Risale-i Nur’da da düz mantıkla birbiriyle çe­lişen, çok şeyler bulmak mümkündü. Fakat onun ha­yatının kökleri o kadar dışarıdadır ki, fikirlerini baş­ka yöne çekmek mümkün değildir…

Bizim kastettiğimiz bu tür eserlerin hâlâ verile­memiş olmasıdır. (Öğrendiğim kadarıyla Risale-i Nur’un indeksi çıkıyormuş. Ve bunu, sizin de başın­da bulunduğunuz Nesil Yayıncılık hazırlıyormuş. Ben bu güzel haberi duyunca ister inanın, ister inan­mayın şad oldum. Aradan geçen 35 yıl demek ki bo­şa gitmemiş)

Hadis ve Kur’an’ın fihristini Batılılar yaptı. Risa­le-i Nur’un da fihristini Batılılar yapacak diye korku­yordum. Nitekim 1975-76’lardan bu yana bu fihrist ve indeks benim sevdamdı. Çünkü bilimsel çalışma yapacak olanların Risale-i Nur’a uzun zaman ayırmaları mümkün değildir. Onların eline bir kaynak vermek gerekiyor. İşte Şerif Mardin’in yaptığı hiz­met budur…

Biz bunu anlatalım derken herhalde biraz abart­mış olduk ve sözün nereye varacağını bilemedik.

Keşke birkaç Şerif Mardin daha çıksaydı… Bu bahis kitaplık bahistir. Ama halka ait olan bu sütunları daha fazla meşgul etmeye hakkımız yoktur.

Ben hakkımı size helâl ettim. Siz dahi helal eder­seniz sevinirim. Ve ahiri davana eni’l-hamdulillahi rabbi’l-âlemin.

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Ve Bediüzzaman kimdir?

İki gündür, talebesi olmayı en büyük iftihar sayacağım Bediuzzaman’ın yeterince anlaşılmadığı ve dâvâsının bir derece …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.