Tersi Olsaydı

Acaba diyorum, şu Arabistan ile yaşadığımız sıkıntılarda, durum tersine olsaydı ne yapardık.

Yani Arabistan, bizden, yakaladığımız ve demokrasi(!) düşmanı oldukları için ipe çekmeye karar verdiğimiz insanların bağışlanmasını isteseydi ne yapardık?

(Mamafih öyle bir vak’a da yaşanmış. Menderes‘in asılmaması için vefalı dostumuz Pakistan dahil bütün dost ülkeler aracı, minnetçi olmuş ama biz onu keyifle ipe çekmişiz.)

Yahut Suudi Arabistan, burada irticai faaliyetlere katılmış bir vatandaşını bizden isteseydi, ne yapardık?

Vallahi basının baykuşları kıyamete koparır, Türkiye’yi Arabistan ile harbe tutuştururlardı. Tabii insanlık ve demokrasi onuru için. Laiklik için…

Laiklik için adam kesmekle de çağdışı olunmaz ya!

***

Şimdi oturmuşuz  “Amerikalıları niçin asmıyorsun da Türkleri asıyorsun!” diye Arabistan’a ‘harrik’ çekiyoruz.

Peki Türkiye, icraatlarında çok mu dürüst. Size yemin etsem ki, “dünyanın en çifte standartlı idaresi Türkeyide”, başım bile ağrımaz…

Yahu siz değil misiniz ezan bayrak diye diye meydanlarda ahkam kesen ve sonra başörtülü kızı üniversiteden kovan…

Siz değil misiniz, “din üzerinde hiç bir zorlama yok” dedikten sonra, müslümanın hayatını genelge ve talimatnamelerle cehenneme çeviren…

Doğuda PKK’ya karşı ayet dağıtırsınız, Batıda aynı ayeti yorumlayıp aktaran insanı içeri atarsınız…

Yani bizim, iki yüzlülükte Arabistan’dan kalır yanımız mı var?

***

Bir diğer saplantı ise islam düşmanlığı.

71 insanın canının kurtulması hiç bir gazetecinin umurunda değil. Burada yaşayan hangi insana değer verdiler ki, Suudi Arabistan zindanındakilere değer versinler…

Onların amacı belli:

Fırsat düşmüşken, İslam’a duydukları gayz ve öfkelerini tatmin etmek. (Meğer İslam aleyhine yazı yazıp iğdiş keyfi çıkarmak isteyenler ne de çokmuş)

Zavallı insanların hayatı da güme gitti…

Vallahi ben kral olsam, şu Türk basının yaptıklarını gördükten sonra değil ricaları kabul etmek ilişkilerimi bile keserim…

Zaten Türkiye ile ilişkide olmak veya ticari münasebette bulunmak Suudlular için pek anlam ifade etmiyor… Adamlar bize acıdıkları için iyi ilişkiler içindeler…

Onların bize ihtiyacı yok, bizim onlara ihtiyacımız var. Para derseniz onlarda…

Eğlenecek mekan derseniz Amerika’nın ve Avrupa’nın en müstesna mekanları ve yerleri onlara hizmet ediyor…

Zevk derseniz adamlar, geceleri evlerine Avrupa’dan beyaz tenli kadın servisi yaptırıyorlar…

Kısacası Suudi Arabistan’ın Türkiye’ye hiç bir ihtiyacı yok. Dostluğumuz onlara angarya gibi. Üstelik bizden bin türlü küfür işitiyorlar…

***

Arabistan Müslüman bir ülke ya. Küçümsüyorlar…

Bol keseden dini ahkam kesen, insanlık dersi veren, demokrasi şampiyonu kesilen, rejim tellallığı yapan şu bizim medya, nedense Batının içişlerimize müdahale etmesine ses bile çıkarmıyorlar…

Ama muhatap Müslüman bir devlet olunca göbeklerinin altını keyifle kaşıyıp, rejim karşılaştırması yapıyorlar…

“Mustafa Kemal’in ne muazzam işler yaptığı bir kere daha anlaşıldı” nevinden yüksek perdeli tarih sosyolojisi yapıyorlar…

Aslında bu, çağdaş ve modern (!) Türkiye için züldür, utançtır… Hadi yüreğiniz yiyorsa Türkiye’yi Batı demokrasileri ile karşılaştırın?

Mustafa Kemal‘in “muassırlaşmak”tan maksadı Batılı ülkeleri yakalamak değil miydi. Hadi kendinizi onlarla karşılaştırın bakalım 10 üzerinden 3 alabilecek misiniz…

Ama siz ancak, düpe düz bir krallık olan ve örf kaynaklı kanunlarına şeriat diyen bir ülke ile kendinize karşılaştırabilirsiniz. Ancak o zaman bir seviyeniz olduğunu anlayabiliyorsunuz…

“Modernleşeceğiz, çağdaş, muassır medeniyet seviyesini yakalayacağız” diye bütün bir tarihi ve dinimizi rüşvet vererek geldiğiniz yere bakın! Demokratlığınızı ve çağdaşlığınızı ancak bir çöl krallığı ile karşılaştırarak değerlendirebiliyorsunuz…

Mehmet Altan‘ın dediği gibi hele bir de Batıyla kendinizi kıyaslayın…

Kıyaslayamazsınız. Çünkü yüreğiniz tutmaz. Çünkü sizin insan hakları, adalet ve hakkaniyet diye bir kaygınız yok… Çünkü siz üzüm yemek peşinde değil, bağcı döğmek peşindesiniz.

Bir kaç gündür gazetelerde çıkanları okuyorum. Maksat tamamen unutulmuş. Herkes fırsat bulmuşken İslam’a saldırıyor.

‑Öyleyse ben de diyorum ki yaşasın şeriat! Yaşasın İslam!

Suudi Arabistan’a da söyleyecek iki sözüm var:

Sözünüzün eri olun. Amerika’nın uşaklığını yapmayın. ‑ABD’nin 53. Eyaletinde oturan bir insan olarak bu tavsiyemin de  “kel kele bööö demiş” kabilinden olduğunu biliyorum ya ne ise‑

Bir kerecik, hakkın hatırını keyfi davranışların üstünde tutun. Af da, tıpkı idam gibi ‑hatta daha fazla‑ Kur’an’ın emridir çünkü.

Türkiye’de yazılıp çizilenlere bakarak zıvanadan çıkmaya hakkınız var ama siz yine üzerinde bulunduğunuz toprakların vekarını gösterin… Vesselam!

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

“Tenkitte ölçü”nün aşırılıkları (1)

22-23 Ekim tarihlerinde kaleme aldığım “Şanssız bir dâvâ adamı; Bediuzzaman” başlıklı yazımız, ya gerçekten maksadı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.