“Batı Bu Kere Pıntımızı Kıylayamadı”

Açık söyleyeyim ben bu meclisi sevdim…

“Aykırı olmak” için söylemiyorum. Gerçekten şu, anayasa değişikliğini yapamayan veya yapmayan meclisi sevdim!

Şimdi bazı okurlarım, “Sayın yazar, kendinle çelişiyorsun. Hani sen Anayasa’nın değiştirilmesinden yanaydın” diye akıllarından geçiriyorlardır…

Haklısınız!.

Ben bu anayasanın külliyyen değiştirilmesinden yanayım…

Çünkü bu anayasa, tıpkı, 24 ve 61 Anayasası gibi, “batının beklentileri” doğrultusunda hazırlanmış bir dayatma anayasadır.

Benim kabul ettiğim ve saygı duyduğum tek anayasa 21 Anayasasıdır. Çünkü onu gerçekten millet yaptı.

Bunun dışındaki bütün anayasa çalışmaları ve değişiklik çabaları, Batının çıkarlarının legalize edilip halka dayatılması esasına dayanır.

Eğer, anayasalarımızın kaleme alındığı dönemlerde, kapalı kapılar ardında konuşulanlar yazılabilseydi, bu anayasalarda satır aralarına sıkıştırılan kavramlarla, Türk insanının nasıl Batıya mahkum edildiği, demokrasinin nasıl bir baskı rejimine dönüştürüldüğü anlaşılırdı.

Şu anda yapılmak istenen değişiklikler de yine Batı’nın bizden istediği değişikliklerdir. Toplumun talepleriyle gündeme gelmiş maddeler değil…

Toplumun önünü açacak ve demokrasinin gerçek anlamda yaygınlaşmasını sağlayacak hiç bir maddede değişiklik yapılmıyor.

Hukuk disiplini almış sıradan bir insan, şu bizim anayasamızı ele alsa sayısız çelişkiler, sayısız yazılım hataları bulacaktır.

Emin olabilirsiniz ki, onların hiç biri yazılım hatası değildir. Doğrudan doğruya, bu milletin atıl tutulması, inkişafının önlenmesi çabalarıdır.

Tabii şunu vurgulamak gerekir. Batı, taleplerini bir takım insanlara dikte ediyor da onlar bunları yasaya geçiriyor değil…

Ya nasıl oluyor?

İşte bugün olduğu gibi, “eğer sizi, gümrük birliğine almamızı istiyorsanız, şu şu konularda iyileştirme yapmalı, şu şu konularda değişiklikler yapmalısınız” diyorlar.

Güya bizden insani değerlere saygılı olmamızı istiyorlar, demokrat olmamızı istiyorlar… Yani sureti haktan görünüyorlar…

Oysa değil gümrük birliği, AB’ye tam üye olmamız için bile geçmişte her istediklerini yaptık. İmzalanan sözleşmeler gereği de bu bizim hakkımız…

Fakat bizi alacak değiller. Ancak “şunu da yap seni alayım” diye diye bizi istedikleri gibi parmaklarında oynatıyorlar… Tabii ki, bizim “batıcılık” zaafımızdan yararlanıyorlar…

Bizim halimiz, hamile bırakılmış metresin haline benziyor…

Hani bazan açık göz erkekler zavallı kızları kandırıp ikinci eş gibi kullanırlar. Sonra kadıncağız tutturur, “beni ne zaman alacaksın” diye…

Bahane biter mi… Sonunda da kıçüstü oturur zavallı… “Pıntını kıylatmış” olmakla kalır…

Avrupa da ikide bir bize bir demet gül, bir pırlanta yüzük göstererek “pıntımıza kıylamaya devam” ediyor…

Fakat bu sefer galiba başaramadı. O yüzden de DYP çıldırıyor. Açık oylamaya gidelim diyor. Görüyor musunuz, verdikleri taahhütleri yerine getirmek için, anayasayı ihlal etmeyi bile göze alabiliyorlar…

Zaten anayasaya saygı duydukları falan da yok! İkide bir değiştirilecek kadar “seviyesiz” bir anayasaya niye saygı duyulsun ki!

Kendisini Robes Piyer zanneden Kırca’yı, görmüyor musunuz! Kimbilir kimlerden ne söz aldı. Helak ediyor kendisini. Sanki babasının çiftliğine tüzük getiriyor. Fikrine katılmayanları küstahça eleştiriyor.

Vaktiyle Çetin Altan nefis bir cevap vermişti kendisine, “Dışişleri Bakanı olmak için yaptığı yalakalıklara” gönderme yaparak…

Evet bu sefer batının oyunu tutmadı. O yüzden medya kıçını yırtıyor. Red oyu verenlerin hepsini Refahçılıkla suçuluyorlar.

Ben de sadece bu yüzden, şu maddelerin geçmemiş olmasına seviniyorum.

Çünkü anayasa değişikliği konusunda samimi değiller. Çünkü değiştirilmesi gereken maddeler şu söz konusu maddeler değil sadece…

İşte bu sivil güç!

Bu arada şunu da belirtelim. DYP hızla zeminini kaybediyor. Muhafazakar, dindar kesimden uzaklaşıp “laikliği” meske edinmiş inkarcılara yaklaşıyor. Bu hareket eminim DYP’yi bitirir…

Mamafih fena da olmaz. 1950 yılından bu yana memleketi idare ettiler. Ülkenin geldiği nokta ortada.

Batının kavalını çaldılar. Anlaşılan artık delikleri laçka olmuş. Milleti ve sağduyu sahiplerini etkilemiyor…

Millet geliyor millet! Hani şu sizin korktuğunuz millet!

Ve bu Meclis, o milletin tercümanı olmaya başladı.

O yüzden de sevdim bu meclisi, batının pıntımızı kıylamalarına müsaade etmedi…

Mete Buluthan

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Ey Müslüman Allah İçin Bir Şey Yap!

Bediuzzaman, Osmanlı’nın son demlerindeki ızdırapları derinliğine yaşamış bir insandır. Dönemin bütün samimi aydınları gibi o …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir