Evren Paşayı Nasıl Bilirsiniz?

-Yedinci Cumhurbaşkanımız mütekaid Evren paşayı nasıl bilirsiniz?

Canım hemen aklınıza kötü şeyler getirmeyin. Allah gecinden versin. Biz paşamıza sağlıklı uzun ömürler diliyoruz…

Öyle hemen aklınıza “iyi biliriz iyii” dedirtecek şeyler gelmesin…

Bizim maksadımız, cömert mi, fedakar mı, sevecen mi, merhametli mi… vesaire konusunda fikriniz olup olmadığını öğrenmekti…

Şimdi çıkıp “Ben nerden bileyim be kardeşim” diyeceksiniz… İnanın ben de bilemiyorum. Bana deseler ki “Evren paşa nasıl bir insan” alimallah gözümü kapayarak, tekmil verir gibi “İyidir, hoştur, paşadır, sağol komutanım” derim…

Fakat geçenlerde kulağıma öyle şeyler geldi ki dudağım uçukladı…

Hani TGRT’de bir program var… Sakın bana “Hangi proğram” demeyin gücenirim… Çünkü bu proğramın alternatifi yok… “Alternatifi olmayan” bir proğramı bilmeyecek kadar cahil olamazsınız…

Kardeşim itiraz etmeyin. Sebahatin Önkibar “abi”miz “Alternatif’in Alternatifi yoktur” diyorsa siz kem küm edemezsiniz… Anladınız değil mi hangi proğramdan bahsettiğimi…

Sebahattin Bey, uğraşmış didinmiş, iki paşayı bir arya getirip bazı meseleleri tartımışmak istemiş… Güç bela da olsa iki paşayı ikna edip kameraların başına oturtmuş… Mamafih gerçekten de fena bir proğram olmamıştı. Netekim talep üzerine geçtiğimiz Perşembe gecesi tekrarlandı…

Şimdi sabırsızlanıyorsunuzdur biliyorum. “Hadi ne anlatacaksan anlat” diye içiniz içinizi yiyordur…

Olsun olsun. Meraklanmanızda fayda var…

Çünkü Sayın Önkibar’ın iki paşayı bir araya getirmesi hiç de kolay olmamış… Ben çekimi gerçekleştirenlerin kendi aralarında yaptıkları sohbetten dinledim… Sonra araya girip detay isteyince anlatmamayı tercih ettiler ya ne ise…

Yani merakımı saklayıp biraz daha dinleyebilseydim, sanırım çok daha ayrıntı alacaktım. Biz merak edip “Eeee!” deyince onlar da sözü hemen noktalayıverdiler…

* * *

Efendim ben kulağımın yalancısıyım. Kulağımın duydukları yalansa bu söylediklerim de öyle… değilse işte kısa bir hikaye…

Malum Alternatif proğramının yapımcısı Sebahattin Önkibar, nasıl akıl etmişse etmiş iki paşayı bir proğramda buluşturmayı düşünmüş. İsabetli de etmiş…

Önkibar konuklarına bir de sürpriz yapmak istemiş ve yayını Evren Paşa’nın evinde canlı olarak gerçekleştirmek istemiş…

Eee  bu iş de kolay değil… TGRT’nın İstanbul’daki canlı yayın ekibine talimat verilmiş. Canlı yayın ekibi de yayının gerçekleşeceği akşamın sabahında, erkenden Marmaris’e damlamış. Yorgunluklarını attıktan sonra, geceye hazırlık yapmak için saat 13.00 civarında Sayın Evren’in köşküne varmışlar…

Köşk, hemen hemen Türkiye’nin en iyi korunan evi. Özel Harekat Timi’nden seçilerek alınmış 26 “rambo” 24 saat paşayı koruyorlarmış…

Ne ise çekim ekibi sorgu sualden sonra koruma duvarını geçip bahçeye girebilmiş. Ve bir anda tam askere yakışır bir emirle irkilmişler:

-Durun giremezsiniz!

Ekip başı şaşkın şaşkınetrafına bakınmış ve emrin kime geldiğini anlamaya çalışmış. Sonra:

-Paşam biz canlı yayın ekibiyiz. TGRT’den geldik. Setlerimizi ve bağlantı cihazlarımızı şimdiden kurmamız lazım, demiş insiyaki olarak… Ama Paşa’nın talimatı kesin:

-Hayır şimdi giremezsiniz. Kızım havuza girecek!

Ekip çaresiz, dil dökmüş, yalvarmış, yakarmış ama Paşa Nuh demiş peygamber dememiş. Ve canlı yayın ekib tasını taragını toplayıp, saat 18.00’de gelmek üzüre Marmaris’e dönmüş…

Naheyet saat 17.30’da tekrar köşke gelmişler. Yine bin bahane ile karşılaşmışlar ama  sonuçta çalışmalara başlamışlar… Tabii yine sayısız müdahele, sayısız kapris:

 -“Yok şu çimlerime basmayın, şu güle zarar vermeyin. Bahçeme zarar verirseniz size ödetirim, vesaire vesaire…”

Bu arada Paşa’nın aklına bu aletlerin kullanacağı elektirik gelmiş. “Kullanacağınız elektriğin parasını alırım ha…” demiş.

Canlı yayın ekibi çaresiz. Paşa ne demişse “kabul” demişler…

Ama Paşamızın kaprislerii üzerinde… Ha bire yeni bahaneler buluyormuş.

Sonunda “Parasız proğrama çıkmayacağım” demez mi… Hayda al başına külahı.

Ekip, bu işin kendilerini aştığını söylemişse de Paşamız “param da param” demiş. Ve sonra da eklemiş “Ben para almadan hiç bir kamera önüne çıkmam. Siz vermezseniz Enver Bey’den ister alırım” demiş Evren Paşa.

Bu arada hava sıcak. Ekip harıl harıl setleri vericileri hazırlıyormuş. Eh insan bu. Sonunda susamışlar. Su talebinde bulunmuşlar ama karşılarında sağır duvar…

Çocukların içi kavruluyor. Dağ başı bir yer. Paşanın kendilerinden bir bardak suyu bile esirgeyeceğini akıllarına getirmedikleri için yanlarına su almamışlar. İçleri kavrula kavrula saatlerce Alternati Proğramını gerçekleştirmek için didinip durmuşlar…

Tabii paşanın niçin böyle kapris yaptığına da akıl sır rdiremiyorlarmış… Ancak sonunda paşa baklayı ağzından çıkarmış…

Güreş Paşa ile birlikte çıkacaklarını öğrenmiş ya buna alınmış.

Efendim meğer Sabahattin Önkibar, paşalar turuna çıkarken önce Sayın Güreş’i arayıp ondan “olur” aldıktan sonra Evren Paşa’nın olurunu istemiş. Evren Paşa da bunu duymuş:

“Niye önce benim fikrimi almadınız. Bana sormadan, benimle görüşmeden nasıl Güreş Paşayla görüştünüz!”

Meğerse Evren, şunu bekliyormuş Önkibar’dan:

“Sayın Paşam, sizinle söyleşi yapmak istiyoruz. Müsaade buyurursanız Sayın Güreş Paşa’yı da devat etmek istiyoruz. Lütfen kabul buyurun!”

Sebahattin Bey boş bulunmuş(!) ve önce Güreş Paşa’nın olurunu almış… Buna içerleyen Evren de öfkesini canlı yayın ekibinden çıkarmıııış…

Kısacası durum bu minval üzere. Yani iki kere üst üste seyrettiğiniz Alternatif proğramı TGRT’cileri bezdirmiş…

Bizim duyduklarımız daha fazla ama, siz bu kadarıyla yetinin.

Ne yapalım “kol kırılır yen içinde kalır” demişler.

Mete Buluthan

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Ey Müslüman Allah İçin Bir Şey Yap!

Bediuzzaman, Osmanlı’nın son demlerindeki ızdırapları derinliğine yaşamış bir insandır. Dönemin bütün samimi aydınları gibi o …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir