Kim Bu Başkan?… Kime Hizmet Ediyor?…

Haberi ilk veren Sabah gazetesi oldu…

Okuyunca midem bulandı. “İşte, mozaik safsatasının toplumu götüreceği yer” diye içimden geçirdim. Üzerinde de durmadım.

Aynı haber, ertesi gün, Akşam gazetesinde de yer alınca, bu cibilliyetsizliğe bir parmak atmak gerektiğini düşündüm…

Kim bu Çine Belediye Başkanı?

Rum mudur, Yunanlı mıdır, yoksa Roma kalıntısı ne idüğü belirsiz bir soydan mı geliyor? (Oysa tertemiz de bir yüzü var)

………

Efendim ilçesinde bulunan antik döneme ait eserlerin ortaya çıkarılması için yardım alamıyormuş da, yetkililerin dikkatini çekebilmek için, Alabandalılar’ın senato binası harabelerine gidip onların kıyafetleriyle meclis toplantısı yapmış…

İşte, “Özrü kabahatinden büyük” diye işte buna derler…

Emin olun çırılçıplak soyunup Çiller’i protesto etseydi, bundan daha seviyeli bir iş yapmış olurdu.

Bari “tırlattı zavallı” der geçerdik… Hatta cami duvarına bile şey edebilirdi.

Güya DYP’liymiş.

Be kardeşim, senin partin iktidarda. Senin bölgenin, attıkları zaman mangalda kül bırakmayan milletvekilleri var. İsmet Sezgin gibi bakanlık yapmış, adı genel başkanlık mücadelelerine karışmış bir vekilin, Nihat Menteşe gibi bir bakanın var…

Sen derdini anlatamıyorsan, muhalefet partilerine mensup belediye başkanları ne yapıyor acaba?

İnsanlar bu kadar küçülemez. Sen bir seçilmişsin. Halkı temsil ediyorsun. Bir tiyatrocu, bir sanatçı değilsin ki!

Gidip Aspendos’ta, romalı veya yunanlı gibi giyinip arya yapan bir sanatçıyı bile anlamak zorken, senin kültürünle uzaktan yakından alakası olmayan bir tarihi eseri açığa çıkarmak için, gidip o harabelerde onların kıyafetini giyerek poz vermek ve meclisi toplamak gibi ciddi bir işi soytarılığa çevirmek, 1200 yıldır bu topraklar üzerinde bulunan Türk milletine de, Çine’ye de Çinelilere de, Çine’yi Türk yurdu haline getiren kahramanlara da hakarettir…

Bu yazıyı okuduğun gün, gece yastığa kafanı koyduğunda biraz bu sözlerimi düşün. Bana hak vereceksin. (Çünkü yüzünün güzelliği, içinde temiz bir vicdanın varlığını yansıtıyor)

Şu anada sayın Cemaleddin Kocamaz’ın dedesinin kemikleri sızlıyordur…

* * *

“‑Yok efendim, başkan ve belediye meclisi üyeleri Alabanda vatandaşı olmuşlarmış”.

Mübarek olsun, yakışmış.

Demek ki, Türk vatandaşı olmayı, müslüman olmayı kendilerine yakıştıramamışlar… Zavallı, nesli kesilmiş ve toprak olmuş bir kavimden medet umuyor…

Bir söz vardır “Kökü derinde olan ağaç uzun yaşar!”

Bunun tersi “Köksüz ağaç yaşamaz”.

Bu ülkenin sorunları köksüz insanlarla aşılmayacak kadar sarp ve çetin… Fedakarlık hepimize düşüyor. Aksi takdirde, “Ne yani hırsızlık mı yapsaydım” deyip fuhşuna mazeret arayan kadının durumuna düşeriz. Oysa hırsızlık fuhuş yapmaktan daha şereflidir şereflidir…

* * *

Birileriniz de çıkıp “PKK sempatizanı belediye başkanlarının, el altından PKK’ya yardım eden siyasilerin cirit attığı bölgede, varsın bir iki de Alabanda vatandaşı olsun” diyebilir…

Olsun be kardeşim, olsun.

Müslüman olmayı vatandaşa haram kıldılar. Türk olmak ise utanılacak hale getirildi.

Eh vatandaş da kendisine kök seçiyor. Gidiyor köklerini Alabanda’da buluyor… Köksüz yaşanmıyor ki…

Allah’tan öyle yapmış.

Burnunun dibindeki Samos adasına gidip Yunanlı Validen yardım da isteyebilirdi. Belki bu bile daha seviyeli olurdu ya, neyse…

Birileri çıkıp adını Melisa diye değiştiriyor, birileri çıkıp Hitit Güneşi’ni Anadolu’daki medeniyetlerin sembolü haline getiriyor…

Ne oluyor anlayamıyorum. İnsanlarımız Türk olmaktan bu kadar mı utanıyorlar? Müslüman olmaktan bu kadar mı sıkılıyorlar…

Be insafsızlar. Anadolu üzerinde kurulmuş medeniyetlerin en ihtişamlısı ve en uzun sürelisi Müslüman Türklere ait. Yani size ait. Onun ihtişamını canlandıracağınıza gidip gidip ölü medeniyetelere yapışmak ne oluyor?

Bizim bu topraklar üzerindeki mührümüz 1200‑1300 yılı buluyor…

Siz bunu niye görmüyorsunuz da illa da gidip kendinize Urartular’dan, Keldeliler’den, Alabandalılar’dan, Romalılar’dan ced arıyorsunuz…

* * *

Sayın Çiller’e bir teklifim var. Şu başkanın imdadına yetişsin. Onu da bütün meclis üyelerini de Türk vatandaşlığından çıkarsın ve varsa Alabanda’ya sürsün.

Veya onlar için bir Asar‑ı Atika Müzesi yaptırsın da mumyaları oraya dikilsin.

Biz de gelecekteki nesillere onları “antika” eserler diye teşhir edelim. Eminim o zaman Çine, dünyanın en ilginç merkezi olur!

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Ey Müslüman Allah İçin Bir Şey Yap!

Bediuzzaman, Osmanlı’nın son demlerindeki ızdırapları derinliğine yaşamış bir insandır. Dönemin bütün samimi aydınları gibi o …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir