Medyatik Gülen… Yahut Çekirdeği Kırmak

Fethullah Gülen Hoca, meşreb ve meslek olarak sevdiğim bir din adamıdır, bir mürşiddir… Onun irfan kaynağı ile benim içinde yetiştiğim çevre üç aşağı beş yukarı aynıdır. Kısacası Risale-i Nur‘dur…

Fethullah hoca, bu kaynaktan aldığı feyzi, fıkıh, akaid, siyer ve Kuran bilgisiyle zenginleştirmiştir… Kendi geliştirdiği üslupla bir başka cepheden Risale-i Nur hizmeti yapmaktadır…

Risale-i Nur da, bizzat Hz. Üstadın ifadesiyle, Kur’an-ı Kerim’in bu asra bakan yüzünün hulasasıdır… Mehdiyyetin birinci ve en esas rüknüne hizmet eder… Yani kalpleri ve imanları tahkim…

Bugüne kadar ki harika hizmetleriyle bu menbaın en coşkulu, en duygulu ve aynı zamanda en mütevazi “oluk”unu teşkil etmiştir… Bu uğurdaki hizmetlerinin karşılığını elbette Cenab-ı Hak verecektir…

Buraya kadar yazdıklarımız hakkı teslimden ibarettir… Bu hakkı teslim etmek boynumuzun borcudur.

* * *

Bediuzzaman “El-Hakku ya’lu vela yu’la aleyh” der. Hak üstündür ona galip gelinmez… Ama hakkın ne olduğunu, hangi zeminlerde ne suretler giyindiğini, hangi mertebede ne şekilde tecelli ettiğini bilmek gerekir…

Risale-i Nur‘un iç içe mütedahil daireleri vardır. Geniş daireye bakan hüküm ve ifadeleri farklı, dar daireye bakan hüküm ve ifadeleri farklıdır. Bazan bu iki dairenin hükümleri arasında çelişki bile bulunabilir…

Mesala, Beşinci Şua‘da, saltanat ve siyaset-i islamiyet hakimiyetinin Al-i Beyte yaramadığı ve asıl vazifeleri olan dini vazifelerini unutturduğu, daha doğrusu siyasetin Al-i Beyte yaramadığı belirtilir…

Mehdinin vazifeleri bahsinde (Emirdağ Lahikası) ise Büyük Mehdi‘ye bağlı Al-i Beyt’in Şeriat-ı Muhammediye’yi ihya ve icra edecekleri, yani siyasi hakimiyet sahibi olacakları kaydedilir…

Yüzeysel bir bakışla bu ikisi çelişir…

İşte burada daireler devreye girer. Birincisi geniş daireye bakar. İkinicisi dar daireye…

Bediuzzaman iman hizmetiyle meşgul olan talebelerini siyasetle meşgul olmaktan men etmiştir. “Siyasete girecek olan kendi namına girmeli, cemaat adına, nurcu sıfatıyla girmemeli” der…

* * *

Biz şahsen, Fethullah hocayı da o dar daireye -Bediuzzaman’ın tabiriyle Has talebeler arasına- girebilmiş mübarek insanlardan biliyoruz. Nitekim himmeti ve gayreti sadece ve sadece islam vu Kur’an adınadır…

Onun bu samimi ve tamamen rıza-yı bariye yönelik gayreti, onun etrafında müthiş bir incizap halesi oluşturmuş bulunuyor. İnsanlar ona koşuyor. Her partiden, her siyasi anlayıştan insanlar onun kuşatıcı şemsiyesi altında bir araya gelebiliyor ve geleceğin ümmetinin oluşturulması harcına katkıda bulunuyorlar…

Bu muazzam ve nurani inkişafı elbette ki sadece biz görmüyoruz… Onun muarızları ve siyasiler de görüyor…

Bediuzzaman’a bu dünyayı dar eden çevrelerin onu kendi haline bırakmaları beklenemezdi ve bırakmadılar da nitekim…

Geçmişte defaatle takibata uğradığını, yurt dışında açtığı okullar aleyhine istihbarat birimleri tarafından raporlar hazırlanıp o ülkelirin en üst seviyedeki idarecilerine gönderildiğini biliyoruz…

Bugün, Arnavutluk, Azerbaycan ve Kazakistan idarecilerinin elinde, Türkiye’den gönderilmiş raporlar mevcuttur. Bu raporların tamamı, Fethullah Hoca önderliğinde yürütülen hizmetleri “funtamentalist” faaliyetler olarak nitelendiriyor ve onun açtığı okulların mevcut rejimler için tehlike olabileceğine dikkat çekiyor…

Bundan, eminim, kendilerinin de haberi vardır…

* * *

Rejimin ve devleti elinde tutan zinde güçlerin asıl yaklaşımı bu iken, öyleyse Fethullah hocaya gösterilen bu alaka niye?

Devlet ile özdeşleşmiş, laikliği din edinmiş bir çok medya kuruluşumuzun, onu ekranlara çıkarmak için adeta yarışmasının sebepleri nedir?

Bir merkezden düğmeye basılmışçasına bütün kapıların bir anda açılması, salikleri tarafından “Hoca’nın bir kerameti” -onun keramet sahibi olabileceğini kabul etsek bile- sayılması bizi endişelendiriyor…

Bu endişeyi taşıyanlar da az değil…

Geçenlerde uzunca bir faks aldık. Faksı geçen M. Ali Şadoğlu’ydu. Ben kendilerini tanımam. Ancak ifadelerinden hocayı yakinen tanıdığı ve onunla müşterek bir geçmişlerinin bulunduğu anlaşılıyor.

Onun kullandığı ifadeleri kullanamam. Buna ne terbiyem müsaade eder ne haddim var. Şadoğlu’nu da öyle ifadeler kullandığı için burada takbih ederim…

Ancak, Şadoğlu‘nun ileri sürdüğü şeyleri tamamen yabana atmak da mümkün değil… Şadoğlu tehlikeyi sezmiş ama tehlikenin esasına dikkat çekeceğine, doğrudan hocaya saldırıyor onu samimiyetsizlikle suçluyor…

Ben şahsen Hocanın samimiyyetine ve irşad ehli olduğuna kaniyim ve mutekidim. Fakat bu medyaya açılışında bir hesap hatası yaptığına dair endişelerim var.

Eğer lutfedip, son 70 yılda, güçlenen dini cemaatlere oynanan oyunları gözden geçirirlerse kendileri de bize hak verirler…

* * *

Önce Süleymancı denilen grubu ele alalım. Bunlar bir dönem “müşeyed kal’a” gibiydiler. Sonunda elde ettikleri imkanları garantiye almak için AP’ye yakınlık gösterdiler. Derken içlerine sızıldı ve aralarına sokulan nifakla paramparça edildiler… Hüseyin Kumaş grubu bir tarafa, Kemal Kacar grubu bir tarafa gitti…

Aralarındaki küçücük meseleleri büyütüp günlerce gazetelerde tefrika ettiler. Yek diğerini tekfir etti…

Sonra Nurcuları ele alalım. Üstadın “Sırran tenevveret” düsturuna uyulmadığı için önce Yazıcı ve Okuyucu diye ikiye bölündüler…

Ardından bir grup siyasete angaje oldu. Demirel‘in elinde oyuncak oldular. Onlar da matbaa ve kitap kavgalarına tutuşup param parça oldular…

Bir başka parçalanma da 1980 sonrasında yaşandı. İhtilale müsbet bakanlar bakmayanlar diye… Sonra Özal ile Demirel arasında oyuna getirildiler… Bu kere de Anadolu grubu ve İstanbul, daha doğrusu Mehmet Kutlular grubu diye bölündüler… Gazeteciler de kendi aralarında Yeni Asyacılar ve Yeni Nesilciler diye ikiye bölündü… Elimde iki tarafın birbiri aleyhine yazdığı öyle mektuplar var ki inanmak mümkün değil…

Keza, İskenderpaşa cemaati… Siyaset işin çine girdikten sonra en az iki gruba ayrıldılar. Aynı dergahın müntesibi olan Erbakan ile, Mahmut hocanın yerine posta oturtulan Esat hoca arasında anlaşmazlık çıktı… Karşılıklı “red”leştiler .

İşte bütün bunların tek sebebi, elinde nur taşıyanların diğer ellerine de topuz almalardır…

* * *

İman ve irşad hizmetiyle meşgul olanların siyasetçilere şirin gözükmesi veya siyasilere yakın durmaları parçalanmalarına sebep olmuş onlar vasıtasıyla müslümanların da hırpalanmaları söz konusu olmuştur. 1400 yıllık islam tarihi boyunca siyasete bulaşmaya kalkışan Ehl-i Beytin çektikleri buna şahittir. Bediuzzaman Risale-i Nur’da bu mevzuya sayısız sayısız işaetleri vardır…

Nitekim Hoca, ısrarla siyasete girmeyeceğini söylüyor. El-hak doğrudur.

Ama artık asla ve asla kendisini siyasilerin markajından kurtaramayacaktır… Bu da onun etrafındaki insanların kafasında istifhamların oluşmasına sebep olacaktır.

Eminim önümüzdeki seçim döneminde, hoca’nın reyi sorulacaktır. Onun herhangi bir tevili, her parti tarafından başka başka yorumlanacak, herkes kendisinden tarafa yontacaktır…

Sonunda hocanın kimliği etrafında şüpheler uyanacaktır…

Rahmetli Özal, Yıldırım Akbulut ile Mesut Yılmaz arasında böyle bir yol izlemişti. Sonunda da kaybeden kendisi oldu. Denildi ki “Özal aliesini korumak için herkese mavi boncuk dağıtıyor”. En son, kendisiyle yola çıkanlar bile onun hakkında şüpheye düştüler…

Bizim acizane kanaatimiz, Fethullah hocaya şu anda gösterilen sempati çekirdeğe sızma harekatıdır. Rejim için tehlikeli olmaya başlayan bu cemaati yok etmek için çekirdeğin kırılması gerekiyor. Oraya sızmak da bu yolla olacak, korkarım…

Nitekim Fethullah hoca ile ilgili istifhamlar oluşmaya başladı bile…

Şimdilik bu istifhamlar zihinlerde. Şayet zihinlerdeki dillere dökülmeye başlarsa işte o an, hocanın etrafındaki rahmani kalkan bozulur ve içten içe çözülme başlar…

Sonuç olarak, hocanın medyaya açılması, onun etrafında oluşan birlik ve beraberliğe vurulmuş bir darbe oldu. Bunu zaman gösterecektir…

İnşallah yanılmış olurum…

Mete Buluthan

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

TSE Markalı Uşak Yahut Cambaza Bak Cambaza

Adı: Butros Butros Gali… Mesleği: Uşaklık! Ünvanı : Birleşmiş Milletler Genel Soytarısı Künyesi: Firavunzade kıpti… …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir