TSE Markalı Uşak Yahut Cambaza Bak Cambaza

Adı: Butros Butros Gali…

Mesleği: Uşaklık!

Ünvanı : Birleşmiş Milletler Genel Soytarısı

Künyesi: Firavunzade kıpti…

Türü : Hiyanetgiller familyası proto tipi

Eba en ced uşaktılar. Kendisi dahi el an dede mesleğini sürdürmektedir…

Dedesi gibi onun da hayatı el kapısında geçmiştir. Bizzat ihanet için yetiştirilmiştir. Bizim dilimizi konuşur bizi anlamaz. Bizim gözümüzle bakar bizim derdimizi görmez.

Şu sıralarda “peştemalcı” rolündedir. İhanette ustadır. Efendisine hizmette kusur etmez.

Genlerinde ihanet, döneklik ve ikiyüzlülük hakim olduğu için efali de o minval üzeredir…

Amma ki garibandır. Muhteşem yetkilerle donatılmış gibi görünen bir kukladır. İpleri BM Güvenlik Konseyi Üyeliri’nin elindedir. Onların drektifi dışında hiç bir şey yapamaz.

Hiç bir sözü kendisine ait değildir. Hiç bir hareketi kendi insiyatifinden kaynaklanmaz. O bir androittir. Çiplerindeki proğrama göre hareket eder…

Dolayısıyla masumdur. Ne o kadar övgüye layıktır ne sövgüye…

Sahibinin sesidir…

Dolayısıyla bu adama karşı tantana yapmaya gerek yok… Ehemmiyete değer bir kişiliği yok…

* * *

Asıl onu buraya çağıranlara tepki koymak gerekir. Bir ihanet söz konusu ise onlara aittir. Çünkü hainliği dünya çapında tescilli bir insanı muhatap almak ve onu onure etmek bizatihi ihanettir, hiyanettir…

Bilkent Üniversitesi’nin bu zavallıya ne amaçla “fahri doktora” payesi verdiğini anlamakta güçlük çekiyorum…

Cumhurbaşkanı’nın onu ağırlamasına, Meclis Başkanı’nın ona zaman ayırmasına anlam veremiyorum.

Bu adam görevini yapıyor. Her hal ve zeminde kendisine yüklenilen hizmeti icra ediyor. Dolayısıyla adamın görevi belli…

Bu adama kızmak, onun aleyhine girişimlerde bulunmak acizlik ve bilgisizliktir…

Geçmişte Gali aleyhine değişik yazılar yazdık, onu kınadık. Ancak zaman içinde onun bir kukladan ibaret olduğunu görüp, serzenişlerimizin, kınamalarımızın muhatabının o olmadığını anladık…

Bu adam muhatap alınmayacak kadar küçük, seviyesiz ve yetkisiz. Dolayısıyla onu muhatap alanlara dikkat edin. Onları tanıyın ve tepki koyacaksanız onlara koyun!

………

Asıl Muhatap BM Güvenlik Konseyi’ni oluşturan devletler ve onların tepe noktasındaki insanlar…

Şimdi acaba Bill Clinton Türkiye’yea gelseydi, “defol git” nümayişleri yapar mıydık?

Veya şu anda müslümanlara reva görülen zulümlerin ser‑mimarı, iki yüzlü Jhon Major Türkiye’ye gelseydi, aynı tepkiyi gösterecek miydik?

Hayrı!

Oysa Gali zavallısının da BM’nin de Gtüvenlik Konseyi’nin de asıl efendisi bunlar. Bu mahfillerde çalışanların hepsi bu cambazların parmaklarının ucundaki kuklalardan ibaret…

Bizim tuhaf bir huyumuz var. Hep aynalara, aynadaki suretlere havlıyoruz. Oysa o suretler, birer hayal, birer imaj… Asıl aynaya o görüntüleri yansıtan kaynaklara bakmak gerekir…

Mesela gözümüzü Vatikan‘a çevirmek zorundayız. Keza gözümüzü Patrikhane‘ye çevirmek zorundayız. Bürüksel’de çevirilen dolapların maverasında onlar var…

Pentagon’un, Beyaz Sarayın, Kremlin’in arkasındaki güç, Sırp vahşetinin ardındaki gerçek, buralarda aranmalı…

Şu anda Avrupa Parlamentosu Avrupa İçin Birlik Grubu Eş Başkanı Jean‑Claude Pasty Ankara’da. Sayın Cindoruk da adamı ağırlayacak… Bu adama niye tepki duymuyorsunuz…

İşte bizim ahmaklığımız. Gali güya bizden biri olduğu için kızıyoruz. “Bizim insanımız bize nasıl böyle ihanet eder” diye küplere biniyoruz…

Oysa son 200 yıldır, hep bizi kendi insanlarımızla vurdular. Asıl kaynağı germeyip, hep suretlere saldırmak, zavallı ahmakların işidir…

Biz de aynısını yapıyoruz.

Galiye sitem, Batıya sitayiş…

Galiye zılgıt, Clinton’a kırmızı mumlu kıravat…

BM’ye küfür, AB’a meftuniyyet, hayranlık…

Ab sofrasından bir kemik de bizim önünümüze atsınlar diye ceddimize bile hakaretler yağdırırken, BM’ye küfretmek ikiyüzlülük değil mi…

Bu soytarılıklarla kim seni kale alır, kim seni adamdan sayar?

İşte bizim açmazımız bu…

O yüzden ben Gali‘ye “Hoşgeldin uşağum” diyorum, “Senin tescilli hain olduğunu biliyorum bari. Sen dürüst bir hainsin… Kendini belli ediyorsun…”

Oysa nice sırtlanlar var ki, bizi mütebessim yüzlerle ısırıyor parçalıyorlar…

Allah bize feraset versin. Yoksa biz çakallara havlarken, sürümüzü sırtlanlar talan etmeye devam edecek…

Zavallı gali. Kim bilir ne hakaretler görecek. Oysa o ipteki cambazdır…

Birileri bize “Cambaza bak cambaza” diyor. Öbür taraftan da ceplerimiz boşaltıyor, kıçımızı parmaklıyor…

Bizim yaptığımız hep aynı:

‑Cambaza bak, cambaza!


Not: Bu yazı yayına girdiği sırada Gali’nin Türkiye gelmesinin ertelendiği öğrenildi. İşte bizim aczimiz. Şimdi birileri biz engelledik diye bayram eder.

Bu edepsiz adamı buraya çağıran senaristler ise gölgeye çekilip yeni bir tezgah kurmaya kurulurlar. Asıl müsebbipler yine perde arkasında kaldı, yazık oldu…

Keşke Gali gelseydi. Belki bize bir takım ciddi ipuçları verirdi. Çünkü bu adam hangi sofrada ise o sofranın sahibi adına havlamaya alışkıdır. Belki bizim adımıza da havlatırdık…

Mete Buluthan

Hakkında Mehmet Ali Bulut

1954’te Gaziantep’in İslâhiye ilçesinin Kerküt köyünde doğdu. İlkokulu burada tamamladı. Gaziantep İmam Hatip Lisesini ve ardından Gaziantep Lisesini bitirdi. 1978 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun oldu. Aynı Fakülte’nin Tarih Bölümünde doktora tezi hazırlamaya başladı. 1979 yılında Tercüman Gazetesi’ne girdi. Tercüman Kütüphanesinin kurulması ve kitapların tasnifinde görev aldı. Birçok kitap ve ansiklopedinin yazılmasına ve hazırlanmasına katkıda bulundu… Daha sonra gazetenin, haber merkezi ve yurt haberlerinde çalıştı. Yurt Haberler Müdürü oldu. Köşe yazıları yazdı… 1991 yılında Haber koordinatörü olarak Ortadoğu Gazetesi’ne geçti. Bu gazete 5 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptı. Yeni Sayfa ve Önce Vatan Gazetelerinde günlük yazıları ve araştırmaları yayınlandı. 1993 yılında haber editörü olarak İhlas Haber Ajansı’na girdi. Kısa bir süre sonra ajansın haber müdürlüğüne getirildi. Mahalli bir ajans konumundaki İhlas Haber Ajansı, onun haber müdürlüğü döneminde Türkiye’nin ve Ortodoğu’nun en büyük görüntülü haber ajansı konumuna yükseldi. 1997 yılında İHA’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Veri Haber Ajansı’nı kurdu. Finansal sıkıntılardan dolayı Ajansı kapattı. 1999 yılında BRT Televizyonuna girdi. Haber editörü ve program yapımcısı olarak görev yaptı. 2001 Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığına getirildi. 3 yıl bu görevde kaldı. Bir süre Ali Müfit Gürtuna’nın basın ve siyasi danışmanlığını yaptı. Turkuaz Hareket’in mantalitesinin oluşturulmasında büyük katkısı oldu. Bugün Gazetesi Yurt Haberler müdürü olarak çalışan Bulut, emekli ve sürekli basın kartı hamilidir. Eserleri: Karakter Tahlilleri, Dört Halifenin Hayatı, Geleceğinizi Okuyun, Rüya Tabirleri, Asya’nın Ayak Sesleri, Ansiklopedik İslam Sözlüğü, Türkçe Dualar, Fardipli Sinha, Derviş ve Sinha, Ruhun Deşifresi, Gizemli Sorular, Ahkamsız Hükümler, Can Boğazdan Çıkar, Sofra Başı Sağlık Sohbetleri gibi yayınlanma aşamasında olan çeşitli eserleri bulunmaktadır. Roman ve Hikaye: Mehmet Ali Bulut’un Roman türünde yazılmış Fardihli Sinha, Derviş ile Sinha adında iki romanı ve aynı serinin devamı olarak Zu Nima ve Fardipli Sinha 2 ve Fardipli Sinha 3 tamamlanma aşamasındadır. Diğer çalışmaları: Çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi, şiirleri bulunan Mehmet Ali Bulut son dönemdeki yazılarını haber7.com’da yayınlamaktadır. Bulut evli ve bir kızı vardır.

Ayrıca Bakınız

Ey Müslüman Allah İçin Bir Şey Yap!

Bediuzzaman, Osmanlı’nın son demlerindeki ızdırapları derinliğine yaşamış bir insandır. Dönemin bütün samimi aydınları gibi o …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir